Bu haber kez okundu.

Gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelerde tarımı engellemektedir
Kapitalizmin oluşturduğu tarihi seyir içinde, söz konusu uygulamalara bir tepki olarak ortaya çıkan komünizm, her şeyin ve en başta toprakların kolektifleşmesini savunuyordu. Komünizm, o dönemin sanayi ülkeleri olan İngiltere veya Almanya'da değil, henüz sanayileşmemiş Çarlık Rusya'sında Rus köylüleri arasında rağbet gördü. ~|~

 

Amaç kalkınmakta olan ülkelerin gelişmesini engellemektir
Sanayi devrimi ile bir dönem dünya üzerinde popülaritesi azalan tarım ticareti günümüzde gelişmiş kabul edilen ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında ki en önemli iktisadi mücadele biçimidir. Kalkınmış kabul edilen ülkeler kalkınmakta olan ülkelerin kendilerine yetişmesine engel olmak ve bu ülkeler üzerinde siyasi nüfus sahibi olmak için bu ülkelerin tarıma dayalı büyümelerine engel olmaktadır.

Kırsal kesim fakirlik merkezi
Günümüzdeki tarım ve hayvancılık ile ilgili uygulamaları inceleyecek olursak, şunu görürüz: Dünyada fakirlerin yüzde 75'i kırsal alanda yaşamaktadır. Fakir ülkelerde nüfusun yüzde 56.8'i, çok fakir ülkelerde ise yüzde 74.8'i kırsal alanda yaşamaktadır. Kalkınmakta olan ülkelerden 65 tanesinde toplam istihdamın yüzde 40'ı tarım tarafından sağlanmaktadır. Azerbaycan, Romanya, Hindistan, Çin, Tayland gibi ülkeler buna örnektir.

Tarım üretimi artıyor
1970 yılında dünyadaki toplam tarım üretimi 645.9 milyar dolar iken 2000 yılında bu rakam 1.3 trilyon dolara çıkmıştır. Tarımda istihdam edilen kişi sayısı ise 898 milyondan,1.3 milyara çıkmıştır. 2005 yılı itibari ile dünya tarım ticareti 852 milyar dolara çıkarak, toplam dünya ticareti içerisinde yüzde 8.4'lük bir payı oluşmuştur. Bu kadar önemli bir sektörde dünyada birbirine zıt iki uygulamaile karşılaşmaktayız.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden




SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Mehmet E. PALAMUT / Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Vatandaşlık Maaşı önemli bir proje
En geniş mânada ekonomi; insanların ihtiyaçlarını, içerisinde yaşanılan yer ve koşullara bağlı olarak, rasyonel ve etik bir biçimde doyumlamak maksadına yönelik, kuram ve kuralları bulunan bir disiplindir. Başka bir söylemle ekonomi, insan ihtiyaçlarına yanıt arama sanatı ve bilimidir. Bu bilim dalı, Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kaleme alınan ve 2005 yılında yayımlanan "Millî Ekonomi Modeli" adlı yapıtla, içerisinde hâlihazırda bulunduğumuz sosyo ekonomik konum, değişik yönlerden eleştirilerek ulusal bir boyut kazandırılmış, üretimden dolaşıma, değişimden tüketime varıncaya dek değişik görüş ve yaklaşımlarla zenginleştirilmiş ve hattâ bununla ilgili bazı yerleşik kanaat ve düşünceleri sarsmıştır.Kanımca, bu ekonomik modelin üzerine kurgulandığı ayaklardan biri (Devlet boyutu) eksik idi. Şimdi görüyoruz ki, Sayın Baş, Millî Ekonomi Modeli'nin aksak ayağını tamamlamış görünüyor: "Millî" karakteri ağırlıklı olarak vurgulanan Sosyal Devlet. Şüphesiz "Vatandaşlık Maaşı" projesi sosyal devlet anlayışının ve tarihten gelen "Türk yurdunda (?) fakirlik suç sayılsın!..." genel esprisinin bir devamı mahiyetinde ve Türk vatandaşı niteliği taşımanın bir onuru olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100