12 Aralık 2008 Cuma 00:00
81 Okunma
Globalleşme, kaynaklar sınırlı yanılgısının bir ürünüdür
Bütün dünyanın kaynaklarını ve gelirlerini azdan da az mutlu bir azınlığa aktarmayı amaçlayan globalleşme, liberal?kapitalist ekonomi modellerinin, yeryüzündeki kaynakları sınırlı görmesinden dolayı "bu sınırlı kaynakların herkese yetmeyeceği" kaygısının politik ürünüdür. ~|~

 

Bu açıdan bakıldığında hem kapitalist modeller, hem de onun politik projesi olan globalleşme insanoğlunun ihtiyaçlarının ürünü değildir. Aksine mutlu bir azınlığın ihtiraslarının ürünüdür.

Ülkeleri teslim almak için değişik yöntemler kullanıyorlar
Globalleşme sürecinde ülkelerin kaynaklarını, gelirlerini ve nihayet top yekun topraklarını ele geçirmek isteyen odaklar, ABD'nin küresel imparatorluk hayalleri ile ortak hareket etmektedirler. Bu bağlamda ülkeleri teslim almakta kullanılan değişik metotlar vardır. Bunları, sırası ile
? Borçlandırma yöntemi,
? Finanssal krizler yöntemi,
? Sivil toplum kuruluşlarını fonlama ve sözde demokrasi projeleri hayata geçirme,
? Haksız askeri müdahaleler
olarak ifade edebiliriz. Bu yöntemleri, tek tek örnekleri ile birlikte incelemek, globalleşme sürecinde devletler üzerinde oynanan oyunları dahi iyi görmemizi sağlayacaktır.

Ülkeler faizli borç sarmalının içine itiliyor
Devletlere yatırım ve kamu harcamalarını uzun vadeli, faizli krediler ile yapmalarını tavsiye eden global sermaye sahipleri ve kalkınmış kabul edilen ülkeler, başta Dünya Bankası kanalı ile olmak üzere özel finans kuruluşlarından krediler sağlayarak ülkeleri borç sarmalının içine itmektedirler. Kalkınma hayalleri ile baraj, köprü, yol vb. yatırımlarını yapan ülkeler, zaman içerisinde kendilerini "içinden çıkılmaz bir borç batağı"nda bulmaktadırlar. Kalkınmış kabul edilen ülkelerden borç alan bu devletler, zaman içerisinde borç aldıkları odakların "siyasi olarak esir"i haline gelmektedirler.

 

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Ata SELÇUK / Fırat Üniversitesi:
Sosyal devlet ancak MEM'le mümkündür
Haçlı seferlerinin başlatıldığı bu asırda, İslam ülkelerinin birliği kaçınılmazdır. Ne yazık ki ülkemiz bu kargaşanın tam merkezindedir. Bu nedenle bu ülkeye sahip çıkması gerekenlerin hiç vakit geçirmeden gerekeni yapmaları şarttır. İşte kurtuluşun şartlarından en önde geleni Tam bağımsız güçlü bir MİLLİ DEVLET olmaktır. Milli devletin ise en güzeli SOSYAL DEVLET yapısıdır. Fertlerini koruyan, gözeten, her türlü problemlerini anında halletmeye hazır, adaletli, herkese iş, ve kazanç sağlayan, fertlerini koruyan eksiksiz, baba bir devlet, elbette en ideal yapıdır. Bu devlet yapısı MİLLİ EKONOMİ MODELİ İLE tam bir uyum içinde olacaktır. Güçlü olduğu nedenle de Milli ekonomi modelini eksiksiz yerine getirecek ve her geçen gün, gücüne güç katmaya devam edecektir. Milli Devlet?Sosyal Devlet projesi ve Milli Ekonomi Modeli ayrılmaz bir bütündür. Her ikisi de dahiyane düşüncenin ortak mahsulüdür. Milli Devlet olmazsa sosyal devlet mümkün değildir. Sosyal Devlet, Milli Ekonomi Modelinin hayata geçirilmesidir. Bu nedenle Milli Devlet şarttır. Yani tam bağımsız, kaynaklarına, topraklarına, bayrağına, kanunlarına, parasına, inancına,  örfüne taşına toprağına, suyuna, ceddinin kutsal huyuna,  tarihine, şehitlerine, kırmızı çizgilerine sahip çıkan bir devlet. Ancak bunun sayesinde sosyal devlet kolaylıkla oluşacaktır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100