Bu haber kez okundu.

Globalleşmeyle ulus devletler tasfiye ediliyor
AB süreci ile, Türk devletinin Yasama, Yürütme ve bağımsız Yargı erkleri bağlamında kendi üstünde bir üst iradeyi kabul ederek yetkilerini, bu iradeye teslim etmesi, elbette devletimizin tasfiyesinden başka bir şey değildir. ~|~

 

Ulus devletlerin bütün kurumları kontrol altına alınıyor
Eski BM Genel Sekreteri Boutros Ghali'nin açıklaması da bu gerçeği ifade etmektedir: "Globalleşme sürecinde ulus?devlet, yetkilerinin birçoğunu bir taraftan uluslararası kuruluşlarla, diğer taraftan da yerel otoritelerle paylaşmaya mahkum olmuştur. Bir zamanlar ulus?devletin sorumluluk alanı içinde yer alan savunma, ekonomi yönetimi gibi pek çok alan, artık büyük ölçüde IMF, Dünya Bankası, WTO, NATO ve BM gibi uluslararası kuruluşlar ya da bölgesel düzeydeki siyasi ve ekonomik birlikler (Avrupa Konseyi, Avrupa Merkez Bankası gibi) temelinde koordine edilmektedir. Globalleşme, bu bağlamda bir paradoksu ortaya koymaktadır. Şöyle ki; bir taraftan globalleşme ile tüm ülkelerde demokrasinin gelişmesi amaçlanırken; diğer taraftan da gücün uluslararası kuruluşlara devredilmesiyle ülkeler, kendi gelecekleriyle ilgili temel kararları almaktan yoksun bırakılmaktadır". Glokalleşme, yani "globalleşme ve yerelleşme" adı altında yerel yönetimlere yetkilerini devreden ulus devletler, tasfiye sürecinin içine itilmektedirler.
Yerel yönetimler adı altında yetkiler, içeride bu yönetimleri kontrol eden global odakların kontrolüne devredilmekte; böylece yetkileri azaltılan ulus devletler tasfiye edilmek istenmektedir. İşin ilginç tarafı, globalleşme, dışarıda ülkeleri "birleşme" adı altında yetkilerinden koparırken, içeride "ayrışma" uygulayarak bu yetkileri elinden almaktadır.

Globalleşmedeki demokrasi bildiğimiz gibi değildir
Yine uluslar arası kuruluşlarda "her ülkenin aynı oranda rey hakkına sahip olmaması", BM örneğinde olduğu gibi bazı ülkelerin "daimi üye" sıfatıyla çıkabilecek her kararı engelleme hakkına sahip olmaları, globalleşmenin nasıl bir demokrasi anlayışına sahip olduğunu bize göstermektedir.


Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş


MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Ahmet Kaşamoğlu / Azerbaycan Bilimler akademisi
Dünyayı bu tezle daha iyi yönetmek mümkün
Burada mukayese için soruyorum, Prof. Dr. Haydar Baş'ın üstünlüğü nerededir?
Sosyalizm ve Kapitalizm sistemlerinin esas dayanakları olan esas membaları olan teorileri bir gözden geçirelim. Kapitalist sistemin ve Sosyalist sistemin dayandığı teorilerin her biri, kısa bir zamanda yer almış ve ikisi de filozoflar ve siyasetçiler tarafından ortaya konulmuş bir iddialardır. Ayrıca bu iddiaların ortaya konuluş tarihi çok da uzun bir zaman değildir. Sosyalizm hangi teori üzerine dayanmıştır? Sosyalizm sistemini incelediğiniz zaman şunu görürsünüz. Sosyalizm, maddiyat bir teori, materyalist dünya görüşüne dayanan bir teoridir. Şimdi artık üniversite öğrencileri bile bu teorileri inceleyip, okudukları zaman, bu teoride çok gülünç şeylerin bulunduğunu ifade etmektedirler. Kapitalist sitemde ise merkezde duran paradır. Ve Bu teorilerde ve eserlerde yer almış bir şeydir. "Sosyal Devlet Milli Devlet" ve "Milli Ekonomi Modeli" kitaplarının özü nereye dayanmaktadır diye düşünürsek şunu görmekteyiz. Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu kitapları insanlık tarihine dayanır ve insanlık kültürüne dayanmaktadır. Bu kongre dünyanın her yanında kan döküldüğü bir zamanda dünyayı daha iyi yönetmek mümkün demenin adıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100