03 Eylül 2008 Çarşamba 00:00
142 Okunma
Her gelir düzeyinden aynı oranda vergi almak adaletsizliktir
Hatırlanırsa gelir tüketim eğrisinin düz bir eğri olmadığını ifade etmiştik. Yani belli bir noktaya kadar düz doğru olarak giden eğri ondan sonra logaritmik bir eğilim göstermektedir. ~|~


Yine altını çizmemiz gereken önemli bir nokta da ekonominin denge noktasının gelirin tüketime eşit olduğu nokta değil, tüketimin üretime eşit olduğu noktadır. Eğer her gelir düzeyi için aynı oranlarda vergi almaya başlarsak bu adalet olmayacak, aynı zamanda ekonomide ciddi oranda bir talep daralmasına sebep olacaktır.
Oysa bizim cevabını aradığımız soru aynı miktarda vergiyi en az talep daralması ile toplumdan toplamak olmalıdır. Bu yaklaşım hem ekonominin büyümesini yavaşlatmayacak, hem de sosyal adaleti sağlayacaktır. Grafikler dikkatle incelendiğinde görülecektir ki; gelir düzeyi tasarruf çizgisinin altında olan kesimden alınan vergi, direkt olarak tüketim miktarını aşağıya düşürecektir.

Dar gelirliden alınan vergi tüketimi daraltır
Örneğin 1000 birim vergi aldığımızı varsayalım. Eğer bu miktarı dar gelirli kesimden alıyorsak tüketime yansıması 1000 birim daralma şeklinde olacaktır. Eğer bu vergiyi çok yüksek gelir grubundan alıyorsak tüketime yansıması nerede ise sıfır daralma olarak ortaya çıkacaktır. Bireylerin gelir düzeyi arttıkça elde ettikleri gelirlerin tüketime yansıma oranı azalmaktadır. Bu nedenle belli gelir düzeyinin altında olanlardan vergi almak ekonomiye sadece zarar verir.


Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş


MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER:

Prof.Dr. Victor Volkonsky / Rusya Bilimler Akademisi:
Milli devlet gücünü milletinden alır
Bildiğiniz gibi günümüz dünyasında ekonomik teorilerden bilineni neo?klasik? Fakat gerek uygulama şekli ile, gerek teorik şekliyle gerçeklere tam olarak oturduğunu söylemek mümkün değil? Serbest pazar, daha kesin konuşmak gerekirse, rekabet dengesi burada bütün sistemin temelini teşkil eder. Bu bir oyun gibidir; sanki ve ille de vatandaşların, ülkede yaşayanların yararlanması gerekmez. Yani devlet, örneğin üreticilerle veya tüketicilerle bir işbirliği yapıp ortak bir amaca yönelemez. Bir varsayımı vardır; ülkede, daha doğrusu piyasada mükemmel rekabet şartları olduğu düşünülür ki, bunun da hayata geçirilmesi mümkün değildir. Burada rekabeti safdışı bırakmak, hem üretici, hem de tüketicinin aslında gerçek tarafta yaptığı şeydir. Sayın Haydar Baş'la tam olarak bir görüş birliği içerisindeyim ki, milli devlet, gücünü sadece finanstan değil, kendi halkının birikiminden, hem kültürel birikiminden alarak güçlü olur. Ve tek kutuplu globalleşmiş ve finans dünyasına teslim olmuş bir dünyadan gerçek milli devletlere ve insanın kıymet bulduğu bir dünyaya geçişi yaşayacağımıza dair artık ümitlerim var, sayın Prof. Dr. Haydar Başın Milli Ekonomi Modeli sayesinde.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100