Bu haber kez okundu.

Hormonlu büyüme

2007, hormonlu büyümenin dahi fren yaptığı, işsizliğin kronikleştiği, enflasyon ile dış ticaret ve cari işlemler açıklarının ise büyüdüğü bir yıl oldu ~|~



2008 yılına devreden makro ekonomik tablo, özellikle yılın son çeyreğinde daha da kötüleşti.
Genel seçimlerin de etkisiyle mali disiplinin bozulduğu 2007 yılında gelir ve harcama hedeflerinde yaşanan sapma nedeniyle yüzde 6.5'lik faiz dışı fazla hedefinin tutmayacağı anlaşıldı. Yılın üçüncü çeyreğinde (hormonlu) büyüme sert bir fren yaparken, işsizlik arttı, tırmanışa geçen ve suni yöntemlerle düşük gösterilmeye çalışılan enflasyonun çift haneli düzeylere ulaşma tehlikesi doğdu.

Büyümenin hormonlu olduğu ortaya çıktı
Masabaşında hazırlanan büyüme rakamlarının son yaşanan ekonomik gerçekler sebebiyle şişirildiği ortaya çıktı. İthalata ve borçlanmaya dayalı, üreticiyi küstüren yanlış ekonomik politikaların, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş faiz oranlarının etkisiyle yatırım amaçlı olmayan sadece paradan para kaznamayı amaçlayan yabancı sermayenin önünün açılmasının, ekonomiye en büyük katmadeğeri kazandıran tarım köylüsünün küstürülmesinin ve yaşanan kuraklığa hiçbir önlem alınmamasının etkileri hormonlu büyüme rakamlarını bile sarsmaya başladı.
Şişirilen rakamlarla yapılan hesaplara göre, yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,8, ikinci çeyrekte yüzde 4.1 olan GSMH büyüme hızı üçüncü çeyrekte yüzde 2'ye kadar geriledi.
Bu trendin devamı durumunda 2008 yılında ekonominin daha da kötüleşeceği ifade ediliyor.

Enflasyon rakamları tutulamıyor
AKP hükümetleri döneminde sağlanan görece istikrar ve yoğun sıcak para girişlerinin kuru aşağı çekmesinin de etkisiyle sözde düşerek tek haneye inen enflasyon, devalüasyon ve faizlerin yükselmesine yol açan Mayıs?Haziran 2006 dalgalanmasından sonra yeniden çift haneye yükseldi. İzleyen dönemde düşerek yeniden tek haneye inen enflasyonda bu yıl özellikle son çeyrekte ise yeniden hızlanma yaşandı.
Uzmanlar, enflasyon sepetinde bulunan ürün ve hizmetlerin gerçek enflasyonu ortaya koymadığını ifade ediyor. Tüketim daralması sebebiyle sirkülasyonu olmayan, bu sebeple fiyatları düşen ürünlerle, sürekli tüketilen ürünlerin aynı sepette olmaması gerektiği ifade ediliyor. Bir işçi sürekli buzdolabı almaz, ama sürekli ekmek alır. Uzmanlar asli ihtiyaçlardan yola çıkarak enflasyon hesabı yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

İşsizlik kronikleşti
TÜİK verilerinden yapılan belirlemeye göre, iddia edilen büyümeye rağmen, bu sözde büyümenin yeterince istihdam artışı sağlamadığı, işsiz sayısı azalmak bir yana daha da arttığı ifade dildi. 2002 başından bu yılın Eylül sonuna kadar olan yaklaşık altı yıllık dönemde, iş gücüne dahil nüfus 2 milyon 275 bin kişi artarak 25 milyon 766 bine ulaştı. Aynı dönemde istihdamdaki nüfus ise net olarak 1 milyon 937 bin kişi artarak 23 milyon 361 bine yükseldi. Kesintisiz büyüme yaşanmasına rağmen, iş gücündeki kadar istihdam artışı sağlanamayan son altı yılda, TÜİK tanımı baz alındığında bile, işsizlerin sayısı net olarak 438 bin kişi artış gösterdi.

TÜİK'in, işsiz sayısına dahil etmediği 'iş başı yapmaya hazır' ancak umudunu yitirdiği için ya da diğer nedenlerle iş aramayanlar dahil edildiğinde ise geniş tanımlı işsiz sayısının çok daha yüksek olduğu belirlendi. İşsiz olduğu halde, 'iş aramadığı' gerekçesiyle, 'iş gücüne dahil olmayan nüfus' içinde gösterilen 'umutsuzlar'ın sayısının 2001 sonundan bu yana 681 bin artarak 1 milyon 741 bine ulaştığı dikkati çekti. Bu kişiler de dahil edildiğinde geniş tanımlı işsiz sayısının anılan dönemde 1 milyon 119 bin artarak 4 milyon 146 bine ulaştığı, gerçek işsizlik oranının da yüzde 15.1 olduğu hesaplandı.


Onbir aylık bütçe açığı 9.7 milyar YTL
Merkezi yönetim bütçesi yılın ilk onbir ayında 9 milyar 714.8 milyon YTL açık verdi. Buna göre 8.5 milyar YTL'lik 'revize' bütçe açığı hedefi fazlasıyla aşıldı.
Bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10.7 artarak 174 milyar 687.3 milyon, bütçe harcamaları ise yüzde 16.9 artışla 184 milyar 402.1 milyon YTL'ye ulaştı.
Onbir aylık dönemde elde edilen bütçe gelirlerinin 140 milyar 589.3 milyon YTL'sini vergi gelirleri oluşturdu.
Faiz ödemeleri, 46 milyar 962.5 milyon YTL olarak gerçekleşti.
Ücretlilere vergi iadesinin kaldırılmasının fiş, fatura alma alışkanlığının terkine yol açması yanında iç talepte yaşanan daralma, bu yıl özellikle KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerde tahsilat hedefe göre düşük kaldı.

Dış ticaret ve cari işlemler açığı büyüdü

Yılın ilk on ayı itibariyle ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26.2 artarak 86.2 milyar, ithalat ise yüzde 20.6 artarak 137 milyar dolar oldu. Geçen yılın ilk on ayında 45.3 milyar dolar olan dış ticaret açığı, bu yıl aynı dönemde yüzde 12.2 artışla 50.9 milyar dolara yükseldi. On aylık dönemlere göre ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 62.9 oldu.
Türkiye Ekim sonu itibariyle son bir yılda ise 103.4 milyar dolarlık ihracata karşılık, 162.9 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Son bir yıllık dönemde 59.6 milyar dolar dış ticaret açığı verildi.

Dış ticaret açığındaki büyümenin etkisiyle, Türkiye'nin cari işlemler açığı Ocak?Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8.6 artarak 29.1 milyar dolar oldu. Cari işlemler açığı Ekim sonu itibariyle son bir yılda ise 35.2 milyar dolarla şu ana kadarki en yüksek düzeye çıktı.  İhracatçı birlikleri kayıtlarına göre ise 1 Ocak?15 Aralık 2007 döneminde toplam 101.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Aralık'ın ikinci yarısında da aynı artış hızını koruması durumunda yıllık ihracatın 108 milyar dolar dolayında gerçekleşmesi bekleniyor. Ancak, sıcak para girişlerinin dövizi ucuzlatması nedeniyle üretimde ithal ara malına bağımlılığın artması sonucu gelinen aşamada her 100 dolarlık ihracata karşılık 115 dolarlık ara malı ithalatı gerçekleştirildiği görülüyor. Bu nedenle sanayi üretimi ve ihracat arttıkça, ithalatı ve dış ticaret ile cari işlemler açıklarını da büyütüyor.

İç?dış borç

Türkiye'nin iç ve dış borcunda büyüme 2007 yılında hızlanarak sürdü. 2006 sonunda 251.5 milyar YTL olan iç borç stoku, net 5.4 milyar artışla Kasım sonunda 256.9 milyar YTL'ye yükseldi. Merkezi yönetimin 2006 sonunda 66.6 milyar dolar olan dış borç stoku ise 66.8 milyar dolara çıktı.  Ancak özel sektörün dış borcunda 2003'ten bu yana kendini gösteren hızlı büyüme devam etti. Henüz Haziran sonu verileri açıklanan özel sektör dış borcunun ilk altı ayda 18 milyar dolarlık artışla 138.5 milyar dolara çıktığı belirlendi. 2002 sonunda 44 milyar dolar düzeyinde bulunan söz konusu borç stoku 2006 sonunda 121 milyar dolara ulaşmıştı.

Yabancı sermaye hazıra kondu
Her yıl olduğu gibi bu yıl da doğrudan yabancı sermaye sıfırdan yatırım yapma amaçlı gelmedi. Bu yıl ilk on ayda gelen doğrudan yabancı sermayenin 13.4 milyar dolarlık bölümünü özelleştirmeler ve şirket evlilikleri kapsamında, 2.4 milyar dolarının taşınmaz alımları için, 402 milyon dolarlık bir bölümünün ise yabancı sermayeli kuruluşların dış kredi kullanımları olduğu belirlendi.
Bu yılın tümündeki girişlerin de 20 milyar doları aşması bekleniyor.
Yabancı yatırımcıların, Türkiye'de hisse senedi ve DİBS gibi portföy yatırımları için getirdikleri ve 'sıcak para' olarak adlandırılan sermaye ise çok daha yüksek düzeylerde bulunuyor. Yabancıların söz konusu portföy yatırımlarının 2006 sonunda 65 milyar dolar olan hacmi, bu yıl Ekim sonunda 108 milyar dolara yaklaştıktan sonra, Kasım'da azalarak 102.6 milyar dolara geriledi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100