Bu haber kez okundu.

Huzurlu hayat sunmak
İnsan özü ve yaratılışı itibarı ile 'sosyal bir varlık'tır. Tek başına yaşamak yerine,i toplum içerisinde ve diğer canlılarla etkileşim içerisinde hayatını devam ettirir. Öte yandan insanlar çift yaratılmıştır. ~|~

 

Kadın ve erkekten hiçbirini, birbirinden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Hayatın içerisinde hem kadının erkeğe, hem de erkeğin kadına bir çok yönden ihtiyacı vardır.

İnsanları olgunlaştıran, iç tabiatlarında sahip oldukları ve yaşadıkları duygulardır. Bu duygulardan bazıları vardır ki, toplumsal yapının oluşması için de çok önemlidir. Bu bağlamda sevginin olmadığı bir toplum içinde, birlik ve beraberlik sağlanamayacağı gibi; o toplumda huzurun olması da mümkün değildir.
Evlilik ile başlayan erkek ve kadının birlikteliğinde, her şeyden önce fertlerin birbirlerine duydukları sevgiyi, bir kadının anne olarak çocuğuna duyduğu sevgiyi, çocuklarının ebeveynlerine karşı taşıdıkları sevgi, saygı ve güven duygusunu başka bir şeyin onlara yaşatması mümkün değildir. Bu
sevgiden, bu aşktan ve bu güven duygusundan mahrum olan bireylerin, hayatlarında tam bir dengenin oluşması imkansızdır. Aile, bireyler için, kendi mahremlerini paylaştıkları bir limandır. Aile, fertler için sevginin kaynağı, huzurun adresidir. Çocuklar için de duygusal gelişimlerini tamamladıkları okul gibidir.

Anne ve babadan mahrum büyüyen çocukların yetişme dönemlerinde duygusal olarak zorlanmaları kaçınılmazdır. Bir çocuğa, başta anne olmak üzere, ailesinin verdiği sevgiden daha fazlasını toplumda hiçbir merci veremeyeceği gibi; bir erkeğe veya bayana eşinin verecek olduğu sevgi, saygı ve güven duygusunu toplumda hiç kimse veremez. Toplumda, kadının "anne" olarak çocuğuna beslediği sevgiden, şefkat ve merhametten daha güçlü hangi duyguyu bulabiliriz!? Devletin vazifesi, sadece, kadının sadece can, mal, namus vb. güvenliğini sağlamak, sosyal ve iktisadi haklarını ona sunmak değildir. Aynı zamanda bireylere huzurlu bir hayat sunmak da devletin görevidir.

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden




SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Ahmet Kaşamoğlu / Azerbaycan Bilimler akademisi
Dünyayı bu tezle daha iyi yönetmek mümkün
Burada mukayese için soruyorum, Prof. Dr. Haydar Baş'ın üstünlüğü nerededir? Sosyalizm ve Kapitalizm sistemlerinin esas dayanakları olan esas membaları olan teorileri bir gözden geçirelim. Kapitalist sistemin ve Sosyalist sistemin dayandığı teorilerin her biri, kısa bir zamanda yer almış ve ikisi de filozoflar ve siyasetçiler tarafından ortaya konulmuş bir iddialardır. Ayrıca bu iddiaların ortaya konuluş tarihi çok da uzun bir zaman değildir. Sosyalizm hangi teori üzerine dayanmıştır? Sosyalizm sistemini incelediğiniz zaman şunu görürsünüz. Sosyalizm, maddiyat bir teori, materyalist dünya görüşüne dayanan bir teoridir. Şimdi artık üniversite öğrencileri bile bu teorileri inceleyip, okudukları zaman, bu teoride çok gülünç şeylerin bulunduğunu ifade etmektedirler. Kapitalist sitemde ise merkezde duran paradır. Ve Bu teorilerde ve eserlerde yer almış bir şeydir. "Sosyal Devlet Milli Devlet" ve "Milli Ekonomi Modeli" kitaplarının özü nereye dayanmaktadır diye düşünürsek şunu görmekteyiz. Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu kitapları insanlık tarihine dayanır ve insanlık kültürüne dayanmaktadır. Bu kongre dünyanın her yanında kan döküldüğü bir zamanda dünyayı daha iyi yönetmek mümkün demenin adıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100