Bu haber kez okundu.

Kapitalizmde devlet güçlü olanların haklaını korur
Liberal ve kapitalist anlayışlarda devlet, genel manada, sermayeyi elinde bulunduran
zümrenin haklarını koruyan bir misyon üstlenmiştir. "Zira kapitalizm, tarihsel olarak özel mülkiyet ve yarışma mekanizmalarından geçen bir zenginleşme tekniğidir" ~|~

 

Kapitalizmin kaynağı darvinizmdir
Bu yönüyle kapitalizm, "doğal seleksiyon" fikrine, yani güçlünün hayatta kalacağı, zayıfların ise ezilip yok olacağı fikrine dayanan Darvinizmin iktisadi ve siyasi yansımasıdır. Kapitalizm sermaye egemenliğine dayanır. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra ve 20. yüzyılın içerisinde serbest piyasa ekonomisi yoluyla, faiz başta olmak üzere başka bir takım yöntemlerle sermayenin tekelleşmesinin önünü açan kapitalizm, fertler arasında ciddi bir gelir dengesizliğine sebep olmuştur.
Bugün, ABD ve AB ülkelerinde mutlu küçük azınlıklara karşın, yoksul ve mutsuz insan kitlelerinin varlığı bu uygulamanın neticesidir. Böyle bir ortamda devlet, sadece sermaye sahiplerinin hâmisi konumundadır. Oysa devletin fonksiyonu, sermayenin belli ellerde birikiminin önünü açmak değil, toplumun bütün birey ve sınıflarının mevcut imkânlardan adaletli bir biçimde yararlanmasını sağlamaktır.
Zengini daha zengin yapan bir sestimdir Ancak kapitalizmde;
* Faiz yoluyla tekelleşen sermaye, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmıştır. Kapitalizmin hakim olduğu toplumda kimse bu labirenti aşamaz.
* Bu uygulamanın sosyal bir yansıması olarak, söz konusu toplumlarda tabana inildikçe refah seviyesi düşer. İnsanlar eğitim hakkını, yönetime katılma, seçme, seçilme hakkını zengin sınıflarınki gibi kullanamaz. Sağlık vb. gibi en temel hizmetlerden olması gerektiği gibi yararlanamaz.

Kapitalizmde para stoklanmıştır
* Kapitalist toplumda para stoklanmıştır. Piyasalarda elden ele dolaşmaz. İşçi hakları, sendika hakları vs. sık sık gündem edilse bile bir işçi hiçbir zaman işçi olmaktan kurtulamaz. Sosyal Devlet projemizde ise, bunun tam tersi olarak, en alt kademedeki bir işçinin dahi, çalışkanlığı ve kabiliyeti
nispetinde bir işveren olması mümkündür. Çünkü para, faiz yoluyla stoklanmayacak, piyasalarda dolaşacak, herkese proje mukabili kredi imkanı tanınacaktır. Zira, Sosyal Devletin en önemli görevlerinden biri budur.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. İrina Hundt / Almanya, Dresden Üniversitesi:
Milli Devlet'le her kesim memnun olacak
Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, sadece sömürülen halkları ve devletleri değil, aynı zamanda sömürenleri de dengeye taşıyacak kuşatıcı bir model ve tam bir denge ekonomisidir. Bu modelin ülke idaresine yansıması olarak oluşturulan Sosyal Devlet-Milli Devlet tezi, öyle bir ekonomi yönetimi ortaya koyuyor ki, hem millet zenginliğe kavuşuyor, hem devlet güçleniyor, hem üreten sermayedar memnun kalıyor, hem de tüketen kesim güçlendiriliyor. Devlet, halkına hizmet edecek sermayeyi, yabancılardan temin edilecek kredilerle değil, bizzat kendi emisyon hakkını devreye koyarak elde ettiği için, hem devlet sermayesizlikle kıvranmıyor, hem de milletin sırtına maliyet binmiyor, borç yükü binmiyor. Devlet ve millet arasında dengeyi sağlayan bu formül, işyerlerinde işveren ve işçiler arasındaki münasebetleri de dengeleyen bir mikro model getiriyor. Böylece hem makro planda hem de mikro planda adalet ve etik esaslar, mülkiyet, emek ve hak ekseninde kendiliğinden oluşuyor. Bu muhteşem ahenge başka hiçbir yerde rastlamak mümkün değildir.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100