13 Haziran 2008 Cuma 00:00
221 Okunma
Kapitalizmde devlete tanınmayan hak bankalara tanınır
Piyasanın ihtiyaç duyduğu emisyonun Merkez Bankası üzerinden değil de, özel bankalar üzerinden sağlanması, bu bankalara adeta senyoraj geliri elde etme hakkı tanımaktadır. ~|~



Bankalar ürettikleri bu kaydi parayı vatandaşın üretiminin karşılığında yaptıkları için, faiz geliri elde etmenin yanında toplum ve devletin gelirini de kendilerine transfer etmektedir.

Azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, piyasaların ihtiyaç duyduğu parayı kendi emisyonlarıyla karşılamak yerine, gelişmiş ülkelerden faizle aldıkları yabancı para ile sağladıkları için, küresel güçlere faiz ödemek zorunda kalmaktadır. Aynı zamanda senyoraj gelirlerini devretmişlerdir. Türkiye gibi kalkınmakta olan ülkelerin toplam borç tutarının trilyonlarca doları bulmasının temel sebebi budur.

Büyüme gayreti içinde olan ülkeler ihtiyaç duydukları sermayeyi kendi emisyonları ile karşılamak yerine maliyetli yabancı para ile karşılama yoluna gittikleri için zaman içerisinde kendilerini büyük bir borç batağının içinde bulmuşlardır. İnanılmaz rakamlara ulaşan borçların ödenebilmesi, ülkelerin borç batağından kurtarılması için her şeyden önce, maliyetli yabancı para yerine emisyonun hakim kılınması gerekmektedir.

Kalkınmakta olan ülkelerin 1970 yılında global sermaye sahiplerine hemen hemen hiç borçları gözükmez iken; bu rakam 1990 yılında 1.459 trilyon dolara, 2000 yılında ise 2.527 trilyon dolara ulaşmıştır. Bu rakamların sadece dış borçlar toplamı olduğu ve iç borç rakamlarının dış borç rakamları toplamından daha fazla olduğu dikkate alındığında, meselenin boyutları daha net anlaşılacaktır.
Yani kalkınmaya karar vermiş ülkeler, 1970 yılından günümüze kalkınmalarını maliyetli para ile yapmaya kalktıkları için adeta batma noktasına gelmişlerdir.


Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş




MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER:
Prof. Dr. Ömer SARAÇOĞLU İstanbul Üniversitesi

Prolemler ancak MEM'le çözülür
Bir ülkede uygulanan ekonomik modelin, halkın refah düzeyi ve o ülkenin her anlamda kalkınmasıyla çok yakından ilişkili olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak yeryüzündeki hemen hemen bütün ülkelerde, bugüne kadar iktidara gelenlerin uyguladıkları kapitalist, liberal, ırkçı ve benzeri ekonomik modeller, küçük bir azınlığı mutlu edecek şekilde, kasten hileli veya yanlış uygulanmış ve bugün dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunu açlık ve sefalet içine sürüklemiştir. Zenginleşen ve güçleşen mutlu azınlık ise, iktidarları kontrolleri altına alarak, yasaları, bilimi ve teknolojiyi kendilerini güvence altına alacak şekilde yorumlamış, yönlendirmiş ve kullanmışlardır. Bu problemlerin çözümü, ancak insani duyguları kendisine rehber alan bir milli ekonomi modelinin ortaya koyacağı ilke ve kuralların harfiyen uygulanması ile mümkün olabilir. İşte böyle bir model, bugün "Milli Ekonomi Modeli" adlı eserle, sayın Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulmuştur. Sayın Haydar Baş'ın önerdiği "Milli Ekonomi Modeli", ortaya koyduğu kavram, ilke ve görüşler açısından bir ilki oluşturduğu için oldukça önemlidir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100