Bu haber kez okundu.

Kaynak artışı işgücüne, işgücü nüfusa bağlıdır
Kaynaklardan daha fazla istifade etmek, daha fazla işgücüne de bağlıdır. Artan nüfus yeni işgücü demek olduğu için, yeni kaynakların devreye konmasına imkan sağlamaktadır. ~|~



Mesela, doğru bir tarım politikası ile kazanılacak her yeni işgücü topraktan daha fazla istifade etmemizi sağlayacaktır. Ayrıca sınırsız olan kaynakları açığa çıkartmak için, para muhakkak bir tahrik unsuru olarak kullanılmalı ve emek devreye konulmalıdır. Bugün geliştirilecek ekonomi politikalarının gayesi, ekosistemi bozmadan nasıl olur da sınırsız olan kaynaklardan gerektiği kadar istifade ederiz olmalıdır.

Kaynakların belli eller etrafında toplanması onların verimli olarak kullanılmasını imkansız hale getirmiştir. Adeta sınırsız olan kaynaklar belli ellerde tekelleşince, yetersiz ve sınırlı hale gelmiştir. Dolayısıyla, bir millete ait kaynakların o milletin ortak değerleri olduğunu ifade etmek zorundayız. Özellikle büyük sermaye ve teknoloji gerektiren enerji ve yeraltı kaynaklarının işletilmesinde devlet?millet işbirliği gerekmektedir.
Dünyada en zengin kaynaklara sahip ülkelerin bir çoğunun, en fakir ülkeler olduğu hatırlanıldığında, bu yeraltı kaynaklarının belli birkaç grubun kontrolünde olduğu görülecektir. Özgürlüklerin önünü açtığını söyleyen kapitalist politikalar, söz konusu, enerji ve yeraltı kaynakları olduğunda, bunların devlet eli ile halkın kullanımına açılmasından ziyade belli ellerde tekelleşmesini savunmaktadırlar. Oysa olması gereken, ülkelerin kalkınmasına temel olan her türlü yeraltı ve yerüstü kaynaklarının bütün insanların kullanımına açılmasıdır. Tabiatta olup da faydası olmayan hiçbir madde yoktur. Öyleyse kurulacak sanayi tesislerinin entegre sistemlerden oluşması da gereklidir. En genel manada, var olan her şey bir kaynaktır ve birbirine zincirleme bağlıdır.


Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş



MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER:

Prof.Dr. Ahat Rahmanzade Bonn Üniversitesi, Almanya


Küreselleşmenin yıkıcı etkilerinden dolayı yerkürenin güney ve kuzeyinde birçok ülke parçalanma sürecini yaşamaktadır. Bugün iddia edildiği gibi yeryüzünde sermaye ve kaynak sıkıntısı yoktur. Zira bugün, orta büyüklükteki bir endüstri ülkesinin GSMH'sı kadar para günlük olarak dolaşımdadır. Buna rağmen işsizlik problemi devam etmekte, dünyada takriben 850 milyon insan açlık sınırının altında yaşamaktadır.
Globalizmin milli devletler üzerindeki yıkıcı etkileri ve kapitalizmin mevcut problemler karşısındaki acziyeti, itiraf etmeliyim ki, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nde çok müdellel bir şekilde anlatıldı. Milli Ekonomi Modeli'nde, nüfus artışı ve kaynaklar arasındaki ilişki mükemmel bir şekilde ortaya kondu. Milli Ekonomi Modeli'nde ortaya konan çözüm önerileri, işsizlik, sürekli büyüme ve adaletli bir gelir dağılımının önündeki engelleri ortadan kaldıracak nitelikte görülüyor.
Fakir ile zengin arasındaki uçurum toplumsal bir asimetrinin oluşmasına sebep olmuştur. Bu toplumsal asimetri, globalizmin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Milli Ekonomi Modeli'nde ifade edildiği gibi problem, paranın yokluğundan kaynaklanmıyor; bilakis, paranın üretim yerine, spekülatif alanda değerlendirilmesi, paranın belli ellerde birikmesi ve bloke edilmesidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100