Bu haber kez okundu.

Küreselleşme devletlerin borç yükünü arttırmaktadır
Alınan borçlar faizin de etkisiyle katlanarak büyür ve ödenebilmesi mümkün olmayan meblağlar ortaya çıkar. Artık toplanan vergilerin tamamı, borçların faizlerini bile karşılayamaz. ~|~

 

Böyle durumlarda da "sürdürülebilir borç", "sürdürülebilir cari açık" gibi kavramlarla varolan tehlikenin şiddetini gizlemeye çalışırlar, ekonomiyi toz pembe göstermek isterler. Bunun karşılığında da o ülkeye ait ne varsa hepsini sömürürler, ta ki bitirene kadar.

Devlet senyoraj
hakkını kullanmalıdır
Milli Devlet ise, borç almak yerine, bağımsızlıktan kaynaklanan "senyoraj hakkı"nı kullanmak suretiyle kendi parasını basmayı ve kendi kaynaklarını devreye sokmayı esas alır. Borç ve faiz yükü olmadığı için toplanan vergiler vatandaşa tamamen hizmet olarak döner. Devlet kendi ayakları üzerinde durduğu için gerek iktisadi, gerekse siyasi hiçbir taviz vermek zorunda kalmaz.

Küreselleşme yerli ürünün aleyhinedir
Küreselleşme, kuşatma altına almaya çalıştığı devletlere yabancı parayı, ithal enerjiyi, ithal ürünü teşvik ederek yerli üretimin bitmesine sebep olur. Devletin, ihracatı yerli para ile sübvanse etmesi istenmez. Üreticiler yüksek maliyetlerle ürettikleri ürünlere gerek iç piyasada gerekse dış piyasada pazar bulamazlar. Ülke üretim konusunda tamamen dışarıya bağımlı hale gelir. Özellikle tarım ürünleri konusundaki dış bağımlılık, o ülkeyi her türlü dış tehdit ve sömürüye açık hale getirir. Yıllar önce kendi kendine yetebilen Somali'nin bugünkü hali buna örnektir. Maalesef ülkemiz de yavaş yavaş bu noktaya doğru getirilmektedir. Milli Devlet'te ise yerli para, yerli enerji, yerli ürün teşvik edilir. Bu da maliyetleri düşürmektdir. Sosyal Devlet projeleriyle tüketici kesim desteklendiğinden iç pazar sorunu da yoktur. Üretici malını değerinden tüketiciye satabilecektir. Küreselleşme, yapılan ihracatların, "hard currency" ile, yani dolarla yapılmasını teşvik eder. Bu sebeple yapılan bütün ihracatlarda kazanan ABD olur.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu / Mimar Sinan Üniversitesi
Sosyal Devlet Milli Devlet tezi, ulusal bilinci yükseltiyor
200 yıla yakın bir süredir Batı, "sosyal devlet", "sosyal haklar", "sosyal hukuk" gibi kavramlarla uğraşıyor. Bu kavramlar 1960 sonrası Türkiye'sinde sözü en çok edilenlerdendir. 40 yılı aşkın bir süredir ülkemizde bu kavramlar çerçevesinde yürütülen tartışma ve mücadele, demokrasi ve hukuk devleti sorunlarına ilişkin tartışmalar kadar yoğundur.
Ne var ki, özellikle sosyal haklarla ilgili olanda göze çarpan, genel ve çözüm üreten çalışmaların yokluğu ya da azlığıdır.
İşte Sayın Prof. Dr. Haydar Baş'ın 'Sosyal Devlet, Milli Devlet' başlığını taşıyan kitabı, gerek öğretide gerekse bireysel ve toplumsal yaşamımızda, bu alanda duyulan ihtiyaca büyük ölçüde cevap getirebilmiştir. Sayın BAŞ'ın bu eseri, bu ülkenin evladına, ulusal bilincinin yükselmesinde çok önemli katkıda bulunmuştur. Yeryüzünü kan gölüne çevirip, sömürü düzenini insanlığın yok olması pahasına sürdürmeye çalışan, militanlığı kapitalist sermayenin emrine veren Amerikan gücünün ülkemizdeki uzantılarından ve yerli işbirlikçilerinden Milletimizin hesap sorma gününü olabildiğince çabuklaştıracak bir projeye, bu eseriyle imza atmıştır Sayın Baş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100