24 Mayıs 2008 Cumartesi 00:00
147 Okunma
Liberalizm çifte standart uyguluyor
Liberalizmden yola çıkarak piyasalar için en uygun anlayışın tam serbestlik olduğunu savunanlar, söz konusu kendi çıkarları olduğunda birçok yasağı hayata geçirirler. ~|~



Liberalizm adına bugün Türkiye'de tarım ürünlerine getirilen yasaklar, Merkez Bankası'nın hazineye borç vermesine getirilen yasaklar, yerli üretime verilen desteklemelere getirilen kısıtlamalar ve daha yüzlercesi yazılabilir. Öyleyse yapılması gereken serbest piyasa adı altında toplumu birkaç kişinin kontrolüne terk etmek yerine, toplumun her ferdini koruyup kollayan bir ekonomi modelini hayata geçirmektir.
Güçlünün karşısında zayıfın korunmadığı bir ortamda, sonuçta tüm ekonominin zarar görmesi kaçınılmazdır. Dikkat edilirse monopol (tekel) piyasalarda istenilen verimin elde edilememesinin sebebi de bireysel tercihlerin toplumsal çıkarların önüne geçmesidir.

Toplumun her kesiminin çıkarları aynı anda korunabilir mi?
Eğer bireyin çıkarlarını toplumun çıkarlarına katkı sağlayacak bir biçimde yönlendirebilirsek aynı anda hem bireyin, hem de toplumun maksimum fayda elde etmesi mümkün olacaktır. Esasen Milli Ekonomi Modeli'nde yapılmaya çalışılan da bundan ibarettir. Milli Ekonomi Modeli'nde insanlar, hem tüketirken, hem de üretirken topluma katkıda bulunacaklardır. Gelirini arttırma gayreti içerisinde bulunan her birey, diğer bireylerin de gelirini arttıracak, tüketim yapan her birey diğer bireylerin daha fazla kazanmasını, dolayısıyla daha fazla tüketebilmesini sağlayacaktır. Mesela, dar gelirli insanlara verilen destek aynı zamanda yeni bir tüketim artışına sebep olduğu için bu daha fazla üretim, daha fazla istihdam imkanı sağlayacaktır; yani toplumun bir kesimine doğrudan verilen destek Milli Ekonomi Modeli çerçevesinde toplumun diğer kesimlerine de dolaylı olarak, hatta misli oranında yansıyacaktır.



Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş

 

 

MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER:
Prof.Dr. Georgia Chobanov Bulgaristan Sofya Üniversitesi

Yepyeni bir ufuk açtı
Bizim ülkemizde en etkili olan grup, hem eski sosyalist dönemden bağlantıları olan, hem de mafya özelliği kazanmış olan "nomenkuratura" dediğimiz, yani seçkinler gurubudur. Onlar devlet imkanlarını sadece halkın iyiliği için veya Bulgaristan'ı bu zorlu dönemden geçirmek için değil, kendi şahsi çıkarları için kullanmışlardır. Bu konuda Avrupa Birliği'nden destek beklerken, diğer uluslar arası kurumlardan destek beklerken; şunu görüp şaşırıyoruz, kapitalizmin kendi içinde çıkmazları da sosyalizmden aşağı kalmıyor. Biz destek bekliyoruz; yeni kurumlarımızı şirketlerimizi oluşturmak istiyoruz. Ama bu şirketlerin başında hep mafyayı ve artık suçlu hale gelmiş olan bir suç patronu haline gelmiş olan devlet görevlilerini görüyoruz. Avrupa kurumları Bulgaristan'a enteresan biçimde yine bu mafya patronları yoluyla ulaşıyor. Prof. Dr. Haydar Baş, önümüze koyduğu modelle, hem çökmeye yüz tutmuş kapitalizmin bizim için kurduğu cenderesinden, hem de sisteme çöreklenmiş eski tüfek sosyalistlerin tasallutundan bizleri koruyacak çözümler sunuyor. Bu kongreyi ve Milli Ekonomi Modelinin bize sunduğu bu fırsatı çok kapsamlı bir işbirliğinin başlangıcı olarak görüyor; başta Prof. Dr. Haydar Baş'a ve bu kongreyi düzenleyenlere teşekkür ediyorum. Çünkü bize, kapitalizmin getirdiği son çıkmazdan da çıkış için bir yol göstermek gibi, bir proje verdiler.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100