10 Nisan 2009 Cuma 00:00
134 Okunma
Milli Devlet işçi haklarını güvenceye almaktadır
Bilinen iktisat modelleri, sermaye sahipleri ile emek sahipleri arasında süregelen mücadelenin adeta bir açılımı gibidir. ~|~

 

Liberal? kapitalist ekonomi görüşleri, tercihlerini sermayeyi elinde bulunduranlardan yana koyarken; ona tepki olarak ortaya çıkan sosyalist yaklaşımlar ise, sonuç olarak üretimden elde edilen geliri devleti yöneten bir avuç proletarya ya teslim etmiştir. Yalnızca belli kesimlerin refahı ve huzuruna çalışan kapitalizmde, sosyal sınıflar arasındaki uçurumlar ve kavgalar kimi zaman savaşa dönüşerek bir manada kapitalizmin sonunu hazırlamıştır.

Yakın tarihe kısa bir göz gezdirirsek, kapitalist anlayışlarda işçi haklarının nasıl göz ardı edildiğini kolayca görebiliriz? 18. ve 19. yüzyılda ekonomik eşitsizlik ve örgütsüzlük nedeniyle haklarını savunmaktan yoksun olan işçi sınıfı, işsizlik tehdidi altında da bulunduğu için işverenlerin elinde adeta köle gibi kullanılmakta idi.

Loncaların yasak edildiği bu dönemde, işçilerin örgütlenerek haklarını arama özgürlükleri de elinden alınmıştı. 18. yüzyıl Fransa'sında çalışma saatleri
14?18 saate kadar çıkarken, küçük çocukların ve kadınların çalıştırılması da bir ilke idi.
"1815?1871 yılları arasında neden çok ciddi bir işi isyanı olduğu konusunda şu örnek çok anlamlıdır: İkinci imparatorluk Fransa'sında ipek sanayiinde çalıştırılan genç kızlar sabahın
5'inde başladıkları işi akşam 22?23'e kadar devam ettirmekteydiler. Tıbbi bir rapora göre, bu koşullarda iki yıl çalışmak bir kızın sağlığı ve güzelliğini mahvediyordu". Aynı tarihlerde ABD'deki işçilerin hali de pek farklı değildi. Toplama kampından farklı olmayan işçi atölyelerinde 18?20 saatlik bir çalışma temposu vardı. 19. yüzyılın ilk yarısı da benzer uygulamalarla geçmiştir.


SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden

 

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. Ata SELÇUK / Fırat Üniversitesi
Sosyal devlet ancak MEM'le mümkündür
Haçlı seferlerinin başlatıldığı bu asırda, İslam ülkelerinin birliği kaçınılmazdır. Ne yazık ki ülkemiz bu kargaşanın tam merkezindedir. Bu nedenle bu ülkeye sahip çıkması gerekenlerin hiç vakit geçirmeden gerekeni yapmaları şarttır. İşte kurtuluşun şartlarından en önde geleni Tam bağımsız güçlü bir MİLLİ DEVLET olmaktır. Milli devletin ise en güzeli SOSYAL DEVLET yapısıdır. Fertlerini koruyan, gözeten, her türlü problemlerini anında halletmeye hazır, adaletli, herkese iş, ve kazanç sağlayan, fertlerini koruyan eksiksiz, baba bir devlet, elbette en ideal yapıdır. Bu devlet yapısı MİLLİ EKONOMİ MODELİ İLE tam bir uyum içinde olacaktır. Güçlü olduğu nedenle de Milli ekonomi modelini eksiksiz yerine getirecek ve her geçen gün, gücüne güç katmaya devam edecektir. Milli Devlet-Sosyal Devlet projesi ve Milli Ekonomi Modeli ayrılmaz bir bütündür. Her ikisi de dahiyane düşüncenin ortak mahsulüdür. Milli Devlet olmazsa sosyal devlet mümkün değildir. Sosyal Devlet, Milli Ekonomi Modelinin hayata geçirilmesidir. Bu nedenle Milli Devlet şarttır. Yani tam bağımsız, kaynaklarına, topraklarına, bayrağına, kanunlarına, parasına, inancına,  örfüne taşına toprağına, suyuna, ceddinin kutsal huyuna,  tarihine, şehitlerine, kırmızı çizgilerine sahip çıkan bir devlet. Ancak bunun sayesinde sosyal devlet kolaylıkla oluşacaktır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100