22 Mayıs 2007 Salı 00:00
250 Okunma
Seçim ekonomiyi nasıl etkileyecek
Genel seçim tarihinin tespitinin, ekonomik ve siyasi belirsizliğin ortadan kaldırılması açısından önemini vurgulayan iş dünyası, şimdi de seçime kadar geçecek süre ve seçim sonrası döneme odaklandı. ~|~

 

Ekonomideki durgunluğun seçim döneminde de devam edeceğini öngören iş dünyası, hükümetin kurulması ve cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılmasının ardından ekonominin tekrar normal rayına oturacağını düşünüyor. Seçim sonucunun beklenmesi dolayısıyla tüketim harcamaları ve özellikle kamu kesiminde alt yapı yatırımlarının düştüğü ifade edilirken, seçime kadar geçecek dönemde bazı sektörlerdeki satışlarda azalma olması bekleniyor. Bazı sektörlerde hareketlilik yaşanması beklenirken, bazı sektörlerde ise "bekle?gör" dönemine girildiği belirtiliyor.
Otomotiv satışlarında seçimin yapılacağı Temmuz ayında bir miktar düşüş beklenirken, ulaşım ve "az da olsa" reklamcılık sektörlerinde hareketlilik yaşanması bekleniyor. Gayrimenkul sektörü ise bekle?gör dönemi yaşıyor.
Türkiye seçim sürecindeyken ihracatın "unutulduğu" görüşü öne çıkarken, yabancı yatırımlar açısından ise trend devam edecek. Seçim sürecinde vatandaşların yatırım tercihlerinde ise bir değişiklik beklenmiyor.
"Olumsuz haberler, dondurabilir"
Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş de küresel likiditeye dikkat çekerken, askeri darbenin yaşandığı Tayland'da, siyasi çalkantılar yaşayan Ukrayna ve Romanya'da bunların ülke ekonomilerini çok fazla etkilemediğini, Amerikan ekonomisindeki birtakım dalgalanmaların ise Avrupa ekonomisinin iyi olması, Çin, Hong Kong, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler zonunun üretime devam etmesinden dolayı sıkıntı yaratmadığını söyledi.
Bunun Türkiye için de geçerli olduğunu ve siyasi alandaki birkaç aylık çalkantının Türk ekonomisini etkileyeceğini düşünmediğini dile getiren Ateş, "Bunun ötesinde Türkiye'de belli bir yol haritası var. Hangi reformlar yapılacak, kaçı yapıldı, kaçı geride bekliyor? Bundan sonra kim gelirse gelsin, ister koalisyon isterse tek parti hükümeti çok fazla farklılık olacağını düşünmüyoruz" görüşünü aktardı.
Hükümetin kurulması aşamasında koalisyon şeklinin gündeme gelmesinin ekonomiyi biraz "dondurabileceğini", insanların üretim ve tüketim eğilimlerini biraz erteleyebileceklerini belirten Ateş, ancak bunun 2007'nin ekonomik sonuçları üzerinde çok fazla etkili olmayacağını vurguladı.
Ateş, erken seçimin ilan edildiği bir ortamda bir limanın 1,3 milyar dolara satıldığını, Halkbank'a gelen talebin sevindirici olduğunu ifade ederek, "Dolayısıyla artık Türkiye bir yoldan geçti, güldür güldür akmaya başladı. Bu bakımdan her ne kadar siyasi istikrar önemliyse de kısa süreli istikrarsızlığın eskisi kadar ekonomi üzerinde olumsuz etkisi olacağını düşünmüyorum" diye konuştu.
Hakan Ateş, faizlerin geleceği noktanın, ancak şu andaki seviye olduğuna ve olumsuz haberlerin gelmesi halinde faizlerin düşmesinin gecikebileceğine dikkat çekerek, "Yani bu seviyeden aşağısı var, yukarısı yok" dedi.
Pozisyon değişimi yok
A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar ise Türkiye'de finansal piyasalarda son birkaç yılda yabancıların ağırlığının arttığını belirterek, "Bu ağırlığın artmasıyla birlikte bizim yurt dışıyla olan korelasyonumuz çok yükseldi. Yurt içindeki gelişmeler önemli, ama yurt dışındaki gelişmeler artık daha belirleyici gibi..." diye konuştu.
Salar, artık kim seçilirse seçilsin veya nasıl bir hükümet senaryosu olursa olsun uygulanması gereken ekonomik programın belli olduğunu, seçimden sonra gelecek hükümetin bunu "devam ettirme zorunluluğu" bulunduğunu ifade ederek, "Piyasanın 'şu hükümet olur', 'bu hükümet olur' dan çok kaygılanacağını zannetmiyorum. Asıl bakılan yer, dünyadaki likidite koşulları" dedi.
Yatırımcı tercihlerinin seçimle alakalı olarak değişmeyeceğini vurgulayan Murat Salar, YTL'nin daha cazip olmaya devam edeceğini, faizlerin en erken seçimden sonra ineceğini düşündüğünü, bu nedenle yatırımcıların YTL'de kalmayı sürdüreceğini kaydetti.
Altın ve para piyasaları uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk de önceki seçimlerde, hangi hükümetin geleceği belli olsa da "belki bir devalüasyon", "belki bir kur ayarlaması olur" düşüncesiyle dövize ilginin arttığını, mevduatlardaki paranın bir bölümünün de altına kaydığını söyledi.
Yıldırımtürk, yerli yatırımcıların, 2007'nin iki seçimli bir yıl olması düşüncesiyle geçen yıl dövize yöneldiğini ve bankalardaki yabancı para mevduatlarının arttığını belirterek, "Şu anda pozisyonlarını almış durumdalar. Yeni bir pozisyon değişikliği yapmaları mümkün değil. Bunun nedeni daha önce dövizi yüksek fiyatla almalarıdır" dedi.
Altın fiyatlarının da 2006 Nisan?Mayıs ayının gerisinde bulunduğunu, bu nedenle altında yeni alıcılar olmadığını vurgulayan Yıldırımtürk, "Düşük olduğu için döviz satıp altına gelen de olmuyor. Geçen yılın ortalarından başlayan pozisyonlar şu anda sürdürülüyor. Yeni bir pozisyon değişikliği görmüyoruz" diye konuştu.
"İnsanlar alışverişlerde tedbirli "
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş da seçim süreciyle ilgili olarak "İç piyasa satışlarında geçmiş yıla göre bir durağanlık söz konusu. Özellikle toptan satışlarda vade süreleri 7?8?9 aylara geldi. Piyasada çek karşılığı satışlar düştü, onun yerine senetle alımlar başladı" dedi.
Nakkaş, 2007'de seçim yapılacağı bilindiğinden geçen yıl yapılan planlamalarda bir durağanlık yaşanacağının öngörüldüğünü, ancak şu zamana kadar bu öngörüden daha negatif bir etki yaşandığını ifade ederek, seçim sürecinde insanların alışverişlerde tedbirli davranma gayreti içinde olduğunu, firmaların da stokları kontrol altında tuttuğunu söyledi.
Nakkaş, "Bu süreçte sektörde çok daralma söz konusu olmayabilir. Fakat sektörümüzün doğal gelişimi içinde uluslararası rekabet yapımızın değişim süreci içinde olması nedeniyle imalat sanayimizde son iki yıldır yüzde 18'lik, 2007 ilk çeyreğinde de yüzde 11 daralma olmuştur" diye konuştu.
Türk ekonomisine son derece önemli katkı sağlayan hazır giyim imalat sanayinin bu durumuna karşılık bir an evvel TGSD tarafından önerilen mikro çözümlere hükümet yönetiminin sahip çıkmasını talep ettiklerini belirten Nakkaş, yeni oluşacak parlamentoda görev yapacak hükümetten günü değil geleceğin Türkiye'sini ortaya koyacak 10?15 yıllık ekonomik programlarını, stratejilerini net bir biçimde ortaya koymasını beklediklerini kaydetti.
Ahmet Nakkaş, Türkiye'nin uluslararası alanda rekabet edebileceği sektörlerin açık şekilde belirlenerek bu sektörlere dönük mikro çalışmaların kısa zamanda hayata geçirilmesinin ülke açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.
"ihracat
unutulmuş"
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ise Türkiye'nin, genel anlamda iktidarı ve muhalefeti ile seçime endekslendiğini, üretim, ihracat ve rekabetin unutulan sözcükler olduğunu belirterek, "Türkiye seçim sürecindeyken ihracatı, rekabeti unutmuş durumda" dedi.
İhracatçının seçimden çok kur?maliyet sarmalı içindeki "kısır döngüden" nasıl çıkabileceğini düşündüğünü ifade eden Orakçıoğlu, ithalatı ve para piyasalarını destekleyen para politikasının ihracatçıyı çok zor durumda bıraktığını savundu.
Orakçıoğlu, "Burada ihracatçı seçimden çok, artık aldığı siparişin karşılığında, ne kadar süre sonra bu kur seviyesinin kendisine zarar vereceğini ya da vermeyeceğini düşünüyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığının belirlenmesi sürecinde aldığımız telefonlarda 'başkan artık biz dayanamıyoruz, yapamıyoruz, nereye gidecek bu süreç' şeklinde ihracatçıların feryadı vardı" diye konuştu.
Türkiye'de 5 yıldır uygulanan para politikası sonucu üretici fiyatlarındaki artışın yüzde 76, dolardaki düşüşün yüzde 5 olduğunu belirten Orakçıoğlu, "İkisini topladığınızda yüzde 81. Siz bunun yüzde 30?40'ını verimlilikle aşarsınız, ama diğer yüzde 40'ı, rekabette ne kadar kan kaybettiğinizin göstergesidir. Bugün böyle bir direncin sonuna gelinmiş durumda" görüşünü dile getirdi.
Orakçıoğlu, dolar kurunun bugün geldiği seviyeye bakıldığında maliyetlerin ilk 5 ayda yüzde 6?7 arttığına dikkat çekerek, Türkiye'deki tüm riskleri yüksek faizle önleme gibi "kolaycı bir çözüme" gidildiğini, bu işin sonunun nereye varacağını kendilerinin de merak ettiğini söyledi.
Süleyman Orakçıoğlu, kurlarla maliyetler arasındaki dengesizliğin ortadan kaldırılmasını istediğini de ifade etti.
"Bekle?gör" dönemi
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Bekir Cumurcu da Türkiye'de bir süredir yaşanan siyasi gelişmelerin mutlaka bir maliyeti olacağını, ancak piyasalarda bugüne kadar yaşanan gelişmelerin fiyatlanmadığı yönünde fikirlerin bulunduğunu söyledi.
Cumurcu, "Bu yaşananların mutlaka maliyetinin olacağını düşünüyorum. 'piyasalarda hiçbir şey olmadı', 'bunun maliyeti yok' görüşünü fazla iyimser buluyorum" diye konuştu.
Gayrimenkul sektöründe bu dönemde alım satımların beklemeye alındığını ifade eden Cumurcu, "Sektörde şimdi bekle?gör dönemi yaşanıyor. Maliyetin boyutu görülmeye çalışılıyor. Bu dönemde yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılara göre biraz daha sakin davranıyor" dedi.
Piyasayı "kontrol eden" yabancıların sert hareketlerden zarar göreceklerini iyi bildiklerini vurgulayan Cumurcu, konut geliştiricileri ve yatırım ortaklıkları için kısa vadeli bir bekleme sürecinde bulunulduğunu, sürecin seyrinde devam ettiğini kaydetti.
Sektörde yeni projelerin ertelendiğine işaret eden Cumurcu, seçimlerin erkene alınmasıyla ilgili, "Bunun, bu duruma gelmesinin de bir hikayesi var. Çok ciddi siyasi çalkantılar yaşandı" dedi.
"Mevsimselliğe paralel"
Otomotiv Yetkili Satıcılar Derneği (OYDER) Genel Koordinatörü Müfit Ataseven de otomotiv sektörünün istikrar ile olan ilişkisine dikkat çekerken, seçimlerden çıkacak sonucun büyük önem taşıdığını, istikrar ortamı oluşması halinde kişilerin daha rahat satın alma kararı alabileceğini vurguladı. Ataseven, otomotiv pazarında geçen yılın ilk yarısının iyi bir dönem olduğunu, bu yıl ise pazarın geçen yılın gerisinde kaldığını, ancak son dönemde mevsimsel olarak belli toparlanmaların görülmeye başlandığını belirtti.
Seçimlerden ziyade şu anda genel eğilimlerin pazara hakim olduğunu kaydeden Ataseven, "Yaza doğru bir miktar rakamlar yükselir. Temmuz ortasında bir miktar düşüş olur. Seçimler de bu döneme denk geliyor" dedi.
Her türlü belirsizliğin sektöre etkileri olduğuna işaret eden Ataseven, "Ancak son zamanlarda siyasetteki belirsizliğin ekonomiye çok etkisi görülmüyor. Önümüzdeki dönemler ne gösterecek bilemiyoruz. Bu yıl pazarın 2006'nın bir miktar altında kalması çok sürpriz değil diye görüyoruz. Belki aynı seviyede gerçekleşecek" diye konuştu.
Shell & Turcas Petrol Perakende Satışlardan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Ahmet Erdem ise akaryakıtın çok dalgalanan bir ürün olmadığına dikkat çekerek, "Ekonominin gidişatı olsun, erken seçim gibi gelişmeler olsun... Bunlar, akaryakıt tüketiminde çok dramatik iniş çıkışlar yaratmıyor" dedi.
Erdem, akaryakıtın zorunlu bir tüketim olduğunu, bundan dolayı çok büyük oynamalar beklemediklerini ifade ederek, akaryakıt sektöründe erken seçimlerle birlikte tüketimin azalacağı kaygısının olmaması gerektiği görüşünü dile getirdi.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100