03 Ekim 2008 Cuma 00:00
141 Okunma
Temel ihtiyaçlardaki bağımlılık bağımsızlığı kaybettirir
Batılıların tavsiyeriyle hareket eden azgelişmiş ülkelerin, zamanla avantajlı oldukları ve hammadde bakımından zengin oldukları birçok sektörde iflas ettiklerini, krizden krize sürüklendiklerini ve küresel güçlere boyun eğerek onlara her alanda bağımlı hale geldiklerini görürüz. ~|~

 

Çünkü bir ülke maliyeti ne olursa olsun gıda, savunma, barınma, giyim, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını kendisi üreterek karşılayamıyorsa, ayakta durması ve mevcudiyetini sürdürmesi mümkün değildir. Aksi takdirde ülke açık pazar haline gelerek iktisadi ve siyasi bağımsızlığını kaybedecektir.

Çin de AB ve ABD de üreticisini sürekli destekliyor
Çin'nin başta enerji, hammadde, vergi gibi giderleri dünya standartlarının çok altına çekerek üreticisine destek olması sonucu Çinli firmalar birçok sektörde, bizden çok daha aşağıdaki maliyetlerle ürün satmaktadır. Bu mantığa göre bizim hiçbir şey üretmeyip daha ucuz olan Çin'den almamız lazım. ABD ve AB kendi çiftçisine yılda 100 milyarlarca Dolar üretim desteği verdiği için ABD ve AB tarım ürünlerini bizden daha ucuza mal etmekte. O zaman bu teoriye göre tarım ürünlerini de buralardan temin etmeliyiz.

IMF bizim üretimimize tahditler koyduruyor
Diğer taraftan IMF'nin de tarıma getirdiği tahditlerle beraber tarım sektörümüz tamamen devre dışı bırakılmaktadır. Çiftçimizin dünyanın en pahalı mazotunu, gübresini, tohumunu kullanarak üretim yapması neticesinde 4 YTL'ye mal ettiği buğdayın kilosuna devlet 3.50 YTL fiyat verdiğinde, Mukayeseli Üstünlük Teorisine göre ülkemizin buğday üretmeyip, daha ucuz fiyatı olan ABD'den alması gerekir. Oysa bu mantıkla birlikte gelişmekte olan ülkelerin tamamı açık pazar haline gelmektedir.

Atatürk, bu kirli
senaryoları farketmişti
Mukayeseli Üstünlük Teorisi gereği "siz tarım ürünlerini üretin sanayi ürünlerini biz size satarız" şeklindeki öneriye Atatürk devlet üretme çiftlikleri kurarak ve bizzat traktöre binerek poz verirken, diğer taraftan Kayseri'de kurduğu uçak fabrikasından Belçika'ya uçak ihraç etmek suretiyle kapitalist anlayışın kurnazca oyunlarına gereken cevabı en güçlü bir şekilde vermiştir.
Gelişmiş ülkeleri az gelişmiş ülkeleri "fasoncu" yapmaya çalışıyor


Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş


MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER:


Prof. Dr. Rovshen Quliyev / İngiltere
MEM, kaynak savaşını engelliyor
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, ekonomi ilmini yeniden tanımlamakta ve kaynakları sınırsız gören bir anlayış ortaya koymaktadır.
Sayın Baş'ın, kaynakların sınırsız, ihtiyaçların ise sınırlı olduğu tespiti ekonomi tarihinde bir ilktir ve katılmamak mümkün değildir. Bu temel tespitle Prof. Dr. Baş, dünyada büyük kaoslara neden olan kaynak savaşına da mani olacak bir temel oluşturmaktadır.
Milli Ekonomi Modeli mevcut durumu eleştirmekle kalmıyor, vaziyeti düzeltecek mekanizmalar da öneriyor. Paraya yüklediği yeni misyon, tüketiciden yola çıkarak oluşturulan bir arz?talep dengesi, ekonominin spekülatif alanlardan kurtulup üretim?tüketim bazlı bir hale gelmesi, sosyal devlet projeleriyle devletin milletin elinden tutması, devletin halkına hizmet edecek derecede güçlü olabilmesi ve daha bir çok orijinal yaklaşım Model'de detaylı bir şekilde yer alıyor.
Milli Ekonomi Modeli, kapitalizmde olduğu gibi sadece azınlık zengin bir gruba hizmeti hedef almamaktadır, sermaye sahibi olmayan kişilerin de kamunun imkânlarından rahatlıkla yararlanabilmelerinin önünü açmaktadır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100