02 Kasım 2006 Perşembe 00:00
174 Okunma
?Tüketici kredilerindeki yavaşlama sürüyor'
Hazine, Kasım ayında piyasalara yapacağı 10,9 milyar YTL'lik itfaya karşılık, 7,5 milyar YTL tutarında borçlanma öngörüyor. ~|~

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, enflasyonun yükselmesine neden olan temel unsurların, ''uluslararası likidite koşullarındaki bozulmaya bağlı olarak, yılın ikinci çeyreğinde YTL'de yaşanan değer kaybının fiyatlar üzerindeki gecikmeli etkileri ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki hızlı artış eğilimi'' olduğunu söyledi.
Yılmaz, yılın son Enflasyon Raporu'nu açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısında, raporda yer alan bilgilerin özetini sundu.

Uluslararası ekonomik gelişmeler

Buna göre Başkan Yılmaz, dünya ekonomisinde son üç yıllık dönemde gözlenen güçlü büyüme eğiliminin, emtia piyasalarında hızlı talep ve fiyat artışlarına neden olduğunu, ancak, ABD ekonomisinde yılın ikinci çeyreğinden itibaren ortaya çıkan yavaşlamanın da etkisiyle, emtia fiyatlarında düşüş gözlendiğini söyledi.
Uluslararası piyasalarda Brent petrol fiyat ortalamasının, Eylül ayında Temmuz ayına göre yüzde 14,7 azalarak, yaklaşık 63 doları olarak gerçekleştiğini ifade eden Yılmaz, ''ancak, mevsimsel olarak kış aylarında petrol talebinin canlanması ve OPEC'in son iki açıklamasında vurguladığı kota azaltma ihtimali, ham petrol fiyatlarının gelecekteki yönünün aşağı doğru olmasını engelleyebilecek unsurlar olarak görünmektedir'' dedi.

Mali piyasalar

Yılmaz, 2006 yılının Mayıs ve Haziran aylarında bozulan uluslararası likidite koşullarının, Temmuz ayından itibaren iyileşmeye başladığının gözlendiğini bildirdi.
2006 yılının ikinci çeyreğinde yaşanan mali dalgalanmanın, aracılık faaliyetlerinde yavaşlamaya neden olduğunu ifade eden yılmaz, şu bilgileri verdi:
''Bankaların, özellikle hane halkına sundukları kredilerdeki hızlı büyüme, faizlerdeki yükselişe bağlı olarak yılın üçüncü çeyreğinde belirgin bir şekilde yavaşlamıştır.
Kredi genişlemesinde başı çeken ve nihai tüketimle yakından ilişkili olan tüketici kredilerindeki yavaşlama yılın son çeyreğinde de sürmektedir. Bu dönemde konut kredileri ve kredi kartları sınırlı oranda artarken, taşıt kredileri azalmıştır.
Kredi talebinin en önemli belirleyicisi olan kredi faiz oranları, mevcut durumda, 2006 yılının ilk yarısına göre yüksek bir düzeyde bulunmaktadır. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde bireylerin ve firmaların kredi talebinin sınırlı kalacağı tahmin edilmektedir. Merkez Bankası, toplam talebe ve finansal sistemin sağlığına dair içerdiği bilgiler dolayısıyla, bankacılık ve kredi gelişmelerini yakından izlemeye devam edecektir.''

Kamu maliyesi

Bu yılın Eylül ayı itibarıyla bütçe gelişmelerine bakıldığında, merkezi yönetim bütçesinin olumlu performansının devam ettiğinin görüldüğünü ifade eden Yılmaz, ''Kamu kesimi faiz dışı fazlasının Gayri Safi Milli Hasılaya oranının, 2007 yılı hedefi için de yüzde 6,5 olarak belirlenmesi, mali disiplinin önümüzdeki yılda da devam ettirileceğine işaret etmektedir'' dedi.
Yılmaz, şöyle devam etti: ''Ne var ki, yüksek seyreden cari işlemler açığı, 2007 yılında özelleştirme gelirlerinde önemli ölçüde gerileme beklenmesi ve 2006 yılının Mayıs ve Haziran aylarında mali piyasalarda yaşanan dalgalanma sonucunda yükselen reel faiz oranlarının borçlanma maliyetini artırması, kamu harcamalarındaki disipline gösterilen özenin artırılarak devamını gerektirmektedir.

Borç dinamiklerindeki gelişmelerin, ekonomik birimlerin bekleyişlerini etkilediği, bunun da risk primi, faiz oranları ve enflasyon üzerinde ciddi yansımaları olduğunu geçmiş deneyimlerimizden de bilmekteyiz. Bu nedenle, borç stokundaki gelişmeler, makro ekonomik istikrar açısından büyük önem taşımaktadır.

Toplam kamu borç stokunun büyük bir kısmını oluşturan merkezi yönetim borç stoku, 2006 yılının Ağustos ayı sonu itibarıyla, 2005 yılı sonuna göre yüzde 5,2 oranında artmıştır. Yüksek faiz dışı fazla ve elde edilen özelleştirme gelirleri borç stokunun artış hızını sınırlandırırken, YTL'nin Mayıs ve Haziran aylarındaki dalgalanmanın ardından değer kaybetmesi, borç stokunu artıran bir gelişme olmuştur. Ancak, döviz kurundan kaynaklı bu artış muhasebeleştirmeyle ilgili olup, borç ödemesi gerçekleştikçe gerçek maliyetin ortaya çıkacağı göz önüne alınmalıdır. Dolayısıyla, bugünkü artıştan daha çok döviz cinsi borç ödemelerinin yapılacağı tarihlerdeki döviz kurunun düzeyi, borç stoku üzerinde etkili olacaktır. Nitekim, merkezi yönetim borç stoku, Mayıs ve Haziran aylarında YTL'deki değer kaybı nedeniyle artmış, ancak takip eden aylarda YTL'nin tekrar güçlenmesiyle, borç stokundaki artış sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte, mevcut döviz cinsi borç stokunun nispeten uzun vadeli olması ve Hazinenin yüksek miktarda döviz mevduatı bulundurması, kurdaki oynaklıktan kaynaklanan riskleri kamu kesimi açısından sınırlamaktadır.''

Parasal sıkılaştırmaya gitmekten kaçınmayız

Yılmaz, orta vadeli bekleyişlerin olumsuz etkilenmesi durumunda, Merkez Bankasının parasal sıkılaştırmaya gitmekten kaçınmayacağını bildirdi. Yılmaz, yılın son Enflasyon Raporunu açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısında, ''küresel risk iştahındaki olası değişimler ve buna bağlı olarak finansal piyasalarda ortaya çıkabilecek yeni dalgalanmaların'', enflasyon görünümü konusundaki temel risk unsurlarından biri olmaya devam ettiğini kaydetti. Son dönemde gelişmiş ülke ekonomilerindeki enflasyon kaygılarının yerini ekonomik yavaşlama kaygısına bırakmış göründüğünü, her iki durumun da, küresel risk algılamasının artmasına ve yükselen piyasa ekonomilerinde dalgalanmalara yol açarak, kısa dönemde enflasyonu olumsuz etkileyebileceğini bildiren Yılmaz, ''Orta vadeli bekleyişlerin olumsuz etkilenmesi durumunda Merkez Bankası parasal sıkılaştırmaya gitmekten kaçınmayacaktır. Diğer yandan, küresel bir soğumanın, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki düşüş kanalıyla orta vadede daha olumlu bir enflasyon görünümü anlamına gelebileceği de göz önüne alınmalıdır'' dedi.

Diğer riskler
Enflasyon görünümü açısından belirsizlik oluşturan bir diğer unsurun ise yüksek seyreden orta vadeli enflasyon bekleyişlerinin ve hizmet grubundaki geriye dönük fiyatlama alışkanlıklarının yol açabileceği riskler olduğunu ifade eden Yılmaz, mevcut dönemde yüzde 12 civarında seyreden hizmet enflasyonunun,yurt içi talepte beklenen yavaşlamaya paralel olarak önümüzdeki yılda bir miktar daha gerilemesinin beklendiğini kaydetti.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100