Bu haber kez okundu.

Türkiye'de enflasyon yanlış tanımlanmaktadır,
Fiyatlar genel seviyesindeki yükselme olan enflasyon, maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu olarak ikiye ayrılır. ~|~

 

Yıllardır ülkemizde IMF'nin yanlış tespit ve yanlış teşhisleri istikametinde uygulanan 'bir kısım talep enflasyonu tedbirleri'yle enflasyon düşürülememiştir. Türkiye'de talep enflasyonu varmış gibi, piyasadan para çekilerek talebi kısma yoluna gidilmiştir. Yüksek faizle piyasadan çekilen para karşılığı vergi oranları arttırılmak zorunda kalınmış, bu durum bizzat maliyetlerin artmasına sebep olmuştur. Diğer taraftan talebi daraltıcı maliye ve para politikaları, ülkemizi resesyon sürecinin içine itmiştir.

Türkiye'ninki maliyet enflasyonudur
Ülkemizde görülen enflasyon, "maliyet enflasyonu"dur; yani, hammadde fiyatları, enerji giderleri, sigorta primleri, vergiler ve kredi faizlerinde meydana gelen artıştan kaynaklanmaktadır. Bir üretici, meselâ yüzde 30 faizle para kullanmışsa bunu mutlaka ürününe yansıtmak zorundadır. Yani, en az kredi faiz oranları kadar, ürün maliyetlerinin yukarı çekilmesi kaçınılmazdır.

Faiz, vergiyi yükseltiyor
Diğer taraftan faizle borçlanan hükümetler, bunu ödeyebilmek için zaman içinde vergi oranlarını arttırmak zorundadır. Üretici için bu, Kurumlar Vergisinin ve istihdam vergilerinin artması demektir. Üretici, mamulüne bunu yansıtmak zorundadır.

Maliyet enflasyonunun nedeni faizli paradır
Tezimize göre, "maliyet enflasyonu"nun asıl sebebi, ülkelerin kendi emisyonlarını devreye koymak yerine, faizle alınan yabancı parayı veya "maliyetli yerli para"yı tercih etmeleridir.
Maliyet enflasyonunun önlenebilmesi için, öncelikle faizle borç alınmasının bırakılması; devletin Senyoraj hakkının kullanılarak emisyonun maliyetsiz para ile genişletilmesi şarttır.

SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET  /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden



SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER


Prof. Dr. Suphi Saatçi / Mimar Sinan Üniversitesi  
Milli Devlet - sosyal Devlet zengin ufuk açmaktadır
Dünyanın en medenî ve ekonomik yönden en güçlü toplumu olarak tarihte yaşayan milletimizin en büyük başarısı, bize göre güçlü devlet geleneğine sahip oluşudur. Bütün bu tarihî akışı çok iyi kavrayan ve belirli bir sistematik içinde ele alarak tahlil eden Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Sosyal Devlet Milli Devlet" adlı yeni eseri, bu açıdan bizlere zengin bir ufuk açmaktadır.
Milletimizin tarihini bilmeyenler, Tanzimat döneminden beri Batı karşısında yaşanan aşağılık kopleksinin ezikliğinden bir türlü kurtulamamışlardır. Kendine güveni kalmayan ve fikir adamı sıfatı ile ortada dönüp dolaşan sömürge aydınlarının yaşadığı sefalet, millî devletine yabancı olmasından kaynaklanıyor. Türklerin devlet geleneği ve bu geleneğin gücü hakkında fikir sahibi olmayan sadece sömürge aydınları değildir. Ne yazık devletin en önemli ve en yetkili makamında görev alanlar da, ne yazık aynı fikir sefaletinin içinde kıvranıyorlar. Onlara da ilk elden tavsiyemiz, Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu kitabını dikkatlice okumalarıdır.  
Prof. Dr. Haydar Baş, ömrünü Türkiye'nin sorunlarını çözmeye ve milletimizin daha iyi bir geleceğe kavuşmasına vakfetmiştir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100