18 Ekim 2008 Cumartesi 00:00
87 Okunma
Türkiye'nin madenciliğe aktaracak kaynağı var
Madenciliğimizin bugünkü cılız durumunun asıl nedeni, kaynak yetersizliği değil, onlardan yeterince yararlanamayışımızdır. ~|~

 

Bulunuşlarının ardından onlarca yıl geçtiği halde Siirt?Madenköy bakır?pirit yatağı, Sivrihisar?Beylikahır NTE?toryum?fluorit karmaşık yatağı, Beypazarı trona yatağı, Adana?Aladağ düşük tenörlü krom yatağı, Manisa?Çaldağ nikel yatağı, Hasançelebi demir yatağı ve son olarak yatırımları yabancı şirketlerce yapılmış, finansman, teknoloji, pazar sorunları olmayan işletmeye hazır altın yataklarının varlığı bunun açık kanıtıdır. Zengin kaynaklara sahip olmak yeterli değil, bu kaynakları zenginliğe dönüştürecek maharete de sahip olmak gerekir.

Türkiye petrol denizi üstünde yüzüyor
Shell firmasında 20 yıl genel müdürlük yapmış olan Antony Robinson'un dediği gibi, "Bütün Amerikan petrol şirketleri bilir ki, yapılan araştırmalar Türkiye'nin bir petrol denizi üzerinde olduğunu gösteriyor." Çekilen uydu fotoğraflarıyla da bu tespit edilmekte, bilhassa 5.000 metreden sonra yoğun petrol yatakları görülmektedir.

Açılan kuyuların üstü kasıtlı kapatıldı
1980 yıllarında, yabancılarla yapılan petrol anlaşmalarında 5.000 metreye kadar inilmesi planlanmışken, 300 metrede aramalar bırakılmış, petrol bulunan yerlerin de üzerine çimento dökülmüştür. Bugün o çimento dökülen kuyularda yapılan çalışmalarda petrol fışkırmaktadır. Ayrıca Türkiye'de petrol aramak için ayrılan bütçenin çok az olması da, bu kaynakların ortaya çıkmasını istemeyen küresel güçlerin etkinliğinden kaynaklanmaktadır.

Türkiye'de her çeşit maden mevcut
Ayrıca Türkiye krom, uranyum, demir, manyezit, trona, pirofillit, feldspat barit, kil, kömür, gümüş ve bazı endüstriyel hammaddelerin üretimi ve rezervi bakımından dünyanın söz sahibi ülkeleri arasında yer almaktadır. Bakır, kurşun, çinko, linyit, volfram, boksit, talk, civa, antimuan, kaolen, zımpara, platin grubu, dolomit gibi madenler de mevcuttur.


Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş


MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER


Prof. Dr. Vladimir Lepsky / Rusya
MEM'e hayran kaldım
Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ne ve onun organizasyonuna hayran kaldım. En önemlisi elbette Prof. Dr. Haydar Baş'ın önerdiği bizim de muhakemesini yaptığımız  fikirlere ve konseptlere hayran kaldım. Prof. Dr. Haydar  Baş Batı'dakilerin şüphe duymadıkları ve uzun yıllar devam edeceğini sandıkları kapitalist modellere meydan okuyan bir öncüdür. İnsan ruhen zengin ise daha sade ve daha mutlu yaşayabilir. Batı ise maddi koşuşturmayı ve maddi ihtiyaçları dayatıp durmakta. Prof. Dr. Haydar Baş, Batı'nın olumsuzluklarını mağlup etme ihtimal ve imkanını veren şemayı öneren bir yola çıkmıştır. Ümit ederim ki dünyanın uyumsal hale getirilmesinde, uyum içinde ve uzun vadeli yapıları oluşturmada hepimizin çabaları müşterektir.
Her geçen ay ve her konferansla birlikte Milli Ekonomi Modeli konseptlerine ilginin artacağını tahmin etmek mümkün. MEM, farklı ülkelerden ve farklı alanlardan iktisadiyatçılar ve uzmanları celp etmektedir. Sovyetler sonrası kıtadaki  bilim adamlarının çok büyük ilgilerini çekmiş olması hayli önemlidir. Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş'ın kitabında belirtilen ve Türkiye Cumhuriyeti'ne özgü olan sorunlar bunalımdan çıkaran model arayışı içinde olan Sovyetler sonrası kıta içinde önemlidir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121