28 Ocak 2007 Pazar 00:00
254 Okunma
Türkiye'yi 2009'da enerji krizi bekliyor
Acil önlemler alınmadığı takdirde, 2009 yılından itibaren Türkiye'de elektrik enerjisi yetersizliği ile karşı karşıya kalınmasının büyük olasılık olduğu ifade edildi ~|~

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi (DEK?TMK) tarafından 27?30 Kasım 2006 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenen "Türkiye 10'uncu Enerji Kongresi"nin sonuç bildirgesi açıklandı.

Bildirgede, dünyadaki petrol ve doğal gaz tüketimi ve fiyatlarındaki belirsizlik ve olumsuz senaryo beklentisinin, Türkiye'nin dış kaynaklara bağımlılığını dikkatle yönetmesi ve planlanması gereğini ortaya koyduğu belirtildi.
Bu nedenlerle enerji tüketiminde yerli kaynakların payının süratle artırılması gerektiği ifade edilen bildirgede, yatırımcıyı yeterince teşvik etmeyen mevzuatın da gözden geçirilmesi, enerji üzerinden alınan vergilerin yatırımcıyı teşvik edecek şekilde tekrar düzenlenmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye'de elektrik enerjisinde bir arz güvenliği tehlikesinin mevcut olduğuna dikkat çekilen bildirgede, "Yeni üretim tesislerinin devreye alınması, mevcutların rehabilite edilmesi, dağıtımdaki kaçak ve kayıpların azaltılması ve talebin yönetilmesi ile ilgili olarak acil durum planı hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır" denildi. Bildirgede ayrıca, acil önlemler alınmadığı takdirde, 2009 yılından itibaren ülkede elektrik enerjisi yetersizliği ile karşı karşıya kalınmasının büyük olasılık olduğu bildirildi.

"Doğal gazda Rusya'ya bağımlılık risk"
Türkiye enerji sektörünün, her kesimin görüş birliğinde olduğu belirli ve uzun vadeli bir stratejiye sahip olmadığına işaret edilen bildirgede, ulusal enerji stratejileri, enerjinin sürdürülebilir gelişmesini destekleyecek karakterde ve ulusal enerji politikalarındaki hedeflere ulaşmak için konulan esaslara her zaman bağlı kalınması ve bunların uzun vadeli olması gerektiği kaydedildi.
Türkiye'nin enerji talebi dikkate alındığında, gaz tedariği konusunda Rusya'ya olan bağımlılığının önemli riskler taşıdığına işaret edilen açıklamada, yerli kaynaklara yönelme kapsamında da kömür aramalarına hız verilmesi, yeni kömür rezervlerinin ortaya çıkarılması için çalışmalar yapılması gerektiği ifade edildi.

"Özelleştirmeler olmazsa olmaz şart değil"
Serbest piyasa ve rekabet konusunda bazı yasaların yürürlüğe girmiş ve ilgili kurumların oluşturulmuş olmasına rağmen "rekabet" ve "serbest piyasa" kavramlarının henüz tam olarak anlaşılamadığına dikkat çekilen bildirgede, bunun için ülkede zamana ve yeni düzenlemelere gereksinim duyulduğu belirtildi. Bildirgede, "Serbest piyasa modeline geçilen süreç içinde modelin öngördüğü rekabet olgusu gerçekleştirilememiştir. Aynı şekilde arz güvenliğini sağlayacak önlemler de alınamamıştır" denildi.

Serbestleştirme için uygulandığı birçok ülkede olduğu gibi özelleştirmenin "olmazsa olmaz" bir şart olmadığı belirtilen bildirgede, her ülkenin konuyu kendi şartlarına göre değerlendirmesi gerektiği vurgulandı. Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin, bu hizmetlerden yararlanan vatandaşların aleyhine sonuçlar doğurduğu savunulan bildirgede, kamusal hizmet üretiminin özel tekellere devrinin, ulusal ve sosyal niteliğin zayıflatılmasına paralel olarak demokrasiyi de zayıflattığı öne sürüldü.
Elektrik enerjisinin serbestleştirilmesi sürecinde bugün gelinen noktada, sorunların, sektörel düzeyde kamu yararına çözümü olanaksızlaştırdığı belirtilen bildirgede şunlar kaydedildi: "Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, kamunun bu hizmetlerin yürütülmesi ile ilgili sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kamu bu konuda ortaya çıkacak eksiklikleri gidermek zorundadır. Arz güvenliğinin sağlanması için sektörde ticari faaliyet gösteren kamu kuruluşlarının serbest piyasa şartlarına uyum gösterebilmesi için özerkleştirilmesi gerekmektedir. Sektörde özel kamu ayrımı yapmak serbestleşmenin gereği değildir. Sektörde her iki sektör de birlikte yer almalıdır."

Nükleer ve hidrolik enerji

Yaklaşık 450 adet (50 megavat altındaki) küçük kapasiteli hidrolik santralin yapımının özel sektör tarafından gerçekleştirilmesinin uygun olacağı savunulan bildirgede, hidrolik enerji için yapılacak yatırımların enerjide dışa bağımlılığı azaltacağı ifade edildi.

Yenilenebilir enerjinin AB'de olduğu gibi yaygın bir şekilde kullanılmasının hedeflenmesi gerektiği belirtilen bildirgede, nükleer santraller konusunda da, dünyadaki durumun takip edilmesi, Türkiye'de nükleer santral kurulması konusunun teknolojik, ekonomik ve atık sorunları açısından sağlıklı olarak değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Bildirgede "Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de nükleer enerji her yönü ile kamuoyunda tartışılmalı ve ortak bir anlayış zemini oluşturulmalıdır" denildi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121