Dar gelirli kesimin gerek vergi alınmayarak gerekse de emisyon artırılarak devlet tarafından desteklenmesi ülkemiz için bir zaruret olduğu kadar milli ekonominin de bir kuralıdır.

Kapitalist anlayışa göre her arz kendi talebini oluşturmaktadır. Oysa milli ekonomi modelinde bu anlayış yanlıştır. Peki ne olmalıdır? Milli ekonomi modeline göre her zaman arzın talepten işin doğası gereği fazla olması gereklidir.

Misal vermek gerekirse 1 milyar lira harcayarak 3 milyar liralık ürün elde ettiğimizi düşünelim. Sonuç itibarıyla elde 3 milyar liralık mal, piyasada ise 1 milyar lira para vardır. Bu para ile bu malın tamamının satın alınması mümkün olmadığı aşikardır. Aradaki açık kalan 2 milyar lira kadar emisyonun artırılması ve tüketimi devreye koyacak şekilde halka dağıtılması gereklidir.

Dünya ülkeleri özellikle Batı dünyası, epey zamandan beri faiz oranlarını düşük tutarak tüketimi canlandırmaya çalışmaktadırlar. Fakat faizlerin düşürülmesi tüketimi hiç yada çok az canlandırabilmiştir. ~|~Çünkü faizlerin düşmesi elinde parası olan kişileri tüketime yönlendirmektedir. Peki ya parası olmayan kalabalık kesim ne yapacak?

Gelir dağılımındaki dengesizlik ekonomilerin en önemli çıkmazları olmuştur ve bugüne kadar çözüme ulaşılamamıştır. İşte milli ekonomi modeli emisyonu artırıp parayı tüketen sınıfa dağıtınca gelir dağılımındaki dengesizlik de ortadan kalkacaktır.

Milli ekonomi modelinin temel yaklaşımlarından birisi de üreticilerin desteklenmesidir. Milli ekonomi modeli sadece tüketimi desteklemekle kalmayıp, aynı zamanda üreticilere de her türlü desteği sağlamaktadır. Milli ekonomi modelinde Türk çiftçisi daha tohumunu toprağa atmadan üreteceği ürünün yarısını, devlet satın almakta ve parasını çiftçiye peşin olarak vermektedir. Aynı zamanda Batı ülkeleri ve ABD’nin kendi köylülerine yaptıkları gibi Türk köylüsüne de üretim mukabili ürün satış garantisi verecek ve çiftçiyi faizsiz sübvansiyonlarla destekleyecek böylelikle tarımı ayağa kaldırarak tarımda dışa bağımlılıktan Türkiye’yi kurtarmış olacaktır.

Milli ekonomi modelinin gerek tüketimi sosyal devlet anlayışı ile gerekse de üretimi sıfır faizle desteklemesiyle, gelmiş geçmiş ekonomi modellerinin çözemediği sürekli büyüme sağlanmaktadır. Bu model dünya ekonomi tarihi için yepyeni bir dönemin başladığını ve Türkiye’yi altın günlerin beklediğini göstermektedir.

Milli ekonomi modeli üreticiyi de tüketiciyi de destekleyecek ama, 300 milyar doları aşan iç ve dış borçlara bir çözümü var mı? diye düşünebilirsiniz. Hemen cevap verelim çözümü var, hem de borç problemine kesin çözüm olacak projelere sahip. Geçtiğimiz genel seçimlerde BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, sosyal devlet projelerini gerçekleştirecek kaynaklarını tek tek deklare etmişti.

2003 yılı başlamadan 200 milyar dolar borç yüküyle ülkeyi teslim alan AKP, geçen 1,5 yılda bu borcu 300 milyar doların üstüne taşımıştır. AKP iktidarının uyguladığı IMF’den emir alan politikalar devam ettiği taktirde gelecek iki yıl içerisinde Türkiye inanılmaz bir borç yüküyle karşı karşıya kalacaktır. Milli ekonomi modelini ortaya koyan Prof. Dr. Haydar Baş’ın Genel Başkanı olduğu BTP dışında, bütün hareketler ve partiler bu ekonomik ve sosyal problemleri çözmekte aciz kalacaklardır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100