Savaş halinde askeri güvenliğin yanında ekonomik güvenlik de büyük önem kazanır. Barış döneminde bile ekonomisiz ordu, ordusuz ekonomi olmaz. Güçlü ekonomi, güçlü ordunun temelidir.
Sömürücü güçlerin, bütün savaşları ekonomi, yani sömürü için yaptıkları düşünülürse, ekonomik güvenliğin gerekliliği kavranılmış olur. Söz konusu sömürücülerin, İslâm coğrafyasına çöreklenmelerinin pek çok sebeplerinden biri de hiç şüphesiz ekonomik sömürü ve talandır.
Bundan dolayıdır ki, sömürücü güçler, hiçbir zaman barıştan yana olmamışladır, olmazlar da. Barış söylemleri sadece aldatmacadan ibarettir. Bu gerçeği, ABD’li bir silâh firması CEO’su, şu sözlerle açıkça ortaya koymuştur: “Ortadoğu’da çatışmalar durur ve yakında büyük savaş çıkmazsa, çok sayıda işçiyi işten çıkarmak zorunda kalacağız.”
Demek ki, kan içiciler, para kazanmak için Müslümanların kanlarının dökülmesini gerekli görmektedirler.. ABD, işte bu anlayıştan hareket ederek terör örgütleriyle dostluk ve müttefiklik kuruyor. Amacı, kendine bağlı devletimsi terör oluşumlarıyla sömürüsünü sürdürmektir. Bir başka deyişle amaç, petro-dolar sistemini ayakta tutmaktır. O sistem ayakta tutulursa, haliyle kapitalizm de tüm itirazlara ve eleştirilere rağmen varlığını devam ettirir.
Esasen günümüzdeki savaşların, terör ve iç çatışmaların ana sebebi kapitalizmdir. Jean Jaures’in dediği gibi, “Bulutun yağmuru taşıması gibi kapitalizm savaşı taşır.” Doğru olan bu tespite göre, savaşların bitmesi, ya da en aza indirilmesi için kapitalizmin tarihe gömülmesi şarttır. 
Kapitalizm ve savaş, birbirini doğurup besledikleri için, ekonomik güvenlik de onların ayrılmaz bir parçasıdır. Daha yerinde bir deyişle, her savaş, ekonomik savaşı da beraberinde getirdiğinden ekonomik güvenlik, askeri güvenlik kadar ehemmiyet arz etmektedir.
Ekonomik güvenliğin öneminin arttığını ABD Ulusal Güvenlik Stratejisinden de anlamak mümkündür. Şöyle ki, ABD, ilk defa Ulusal Stratejisinde “ekonomik güvenlik” kavramına yer vermiştir. Görülen o ki, artık ABD de, ekonomik savaş ve saldırılardan korkmakta ve gerekli tedbirlere başvurmaktadır.
Ekonomik güvenliği önemsemeyen ülkeler, karşılaştıkları ekonomik sorunlar ve krizleri, ekonomik
dinamiklerle analiz edemiyor, şaşırıp kalıyorlar. Vurgunu yedikten, iş işten geçtikten sonra, ekonomik saldırıya uğradıklarının farkına varıyorlar. 
Maalesef, ekonomileri dışa açık olan ülkelerin hepsi bu durumdadır. Ekonomik güvenliği sağlamak, ancak ve ancak milli ekonomiyi güçlendirmekle olur. Bunun da gerçekleştirilme yol ve yöntemini ortaya koyan sadece Milli Ekonomi Modeli’dir. 
Jean Baudrillard, “ABD aşırı şişmiş bir balon gibidir, onu patlatmaya bir iğne yetecektir” diyor. Gelişmeler gösteriyor ki, bu iğne de mutlaka Milli Ekonomi Modeli olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner137