Emmioğlu eline faturayı almış, kendi kendine konuşuyordu. Ne oluyor dercesine göz göze gelince de, “her ay 60 lira gelen elektik faturam, yüz lira geldi” demez mi?
Emmioğlu dedimse, alakası yok. Böyleleriyle komşu olmak yetmiyor bir de emmioğlu olsak, hepten yandık!
Kanserli ur gibi sırtımızda dururlar. 
Neyse, sonra tip tip baktım, ne diyor diye.
Elektrik zammından dertliymiş.
Bu hınzır ruhluya demiştim ki, “Haydar Baş’a oyunu ver, on sekiz ay sonra elektriğini bedava al. Bu hayal değil. Boğaz’ın akıntıları, elektriğe dönüşüp, evini aydınlatacak…” diye.
Pis pis sırıtmıştı!
Pis pis gülenin, acı acı ağlaması oluyormuş.
Faturayı bana göstererek, “ 25 lirası, dağılım bedeli diyor, bu ne ola ki?” diye sorunca, “ O ‘sağılım’ bedeli, senin gözlerin görmüyor, okuyamıyorsun” dedim.
“Allah, Allah, gerçekten sağılım bedeli mi yazıyor?” dedi.
-E, ne sandın ya?
Bizi resmen sağıyorlar öyle mi?
-Tabi “resmen” sağıyorlar. Evraklı, faturalı… Ama senin sayende, hepimiz sağılıyoruz.
Ya, işte böyle dostlar!
Vatandaş sağıldığını, eline “fatura” diye “soygun” evrakı geldiğinde anlıyor.
Anlamıyor da, biz anlıyor diyelim!
Bu ülkede, bir kısım vatandaş, inanın hiçbir şey anlamıyor. Hiçbir şeyden çakmıyor. Yahu bir insan, nasıl olurda soyulduğunu anlamaz.
Anlamıyor işte!
Yapılacak bir şey yok.
Eminönü tarafında, “tırnakçı” diye adlandırılan çarpıcılar vardır. Kaşla göz arasında, seni çarparlar. 
Çarpıldığını hiç anlamıyorsun. 
“Yüz doları bozar mısın” diyor, sen cebindekileri çıkarıyorsun ortaya, düzgün giyimli adam. Çarpılmak aklına bile gelmiyor. Paralar besmele ile şöyle bir elliyor. Adamın besmelesi sende “Dombra” müziği etkisi yapıyor.
Uyuşup kalıyorsun!
“Hak, hak” diye bir seste duymuyorsun ama daha sonra onlar “çak, çak!” yapıyorlar!
Adı üstünde “tırnakçı”…
Tırnaklar, sesten hızlı iş görüyor o sırada. Ortada, ne o gördüğün yüz dolar kalıyor, ne cebinde çıkardıkların…
Çarpıldığını daha sonra bilimsel” bir araştırma sonucunda anlıyorsun. Araştırmaların seni “tırnakçı” izine ulaştırıyor. Sana da sıkıntıdan, tırnaklarını yemek kalıyor.
Benim de altmış lira gelen elektrik faturam, bu ay seksen lira geldi. Yani bu ay 20 lira daha tırnaklandım!
Bende baktım sağılım, af edersiniz dağılım bedeli 25 lira…
Devlet sana elektrik satıyor. Yani hizmet satıyor. Bu hizmetin bedelini aldığı gibi birde bu bedelden vergi alıyor. Vergi ile bitmiyor, birde bu hizmeti sana sattığı için para alıyor.
Elektrik harcama tutarı 50 lira, dağılım bedeli 25 lira, 25 lira da vergiler toplamı, etti sana 100 lira.
Hadi geçmiş olsun!
50 lira harca ama yüz lira öde!
Şu “Adalet ve Kalkınma”ya bakar mısın? 
Eskiden “kayıp-kaçak bedeli” vardı. Şimdi “dağılım bedeli” oldu.
“Kayıp-kaçak” kulağa hoş gelmiyor ya…
Bu beyler bazı isimlere acayip takarlar. Mesela IŞİD’e DAİŞ demezsen yandın!
Ulan işte, her ne haltsa!
Ama olmaz, “DAYİŞŞŞ” diye okuyacaksın!
Bu da “yandaşlık raconu” olmalı!
Sanki adı değişirse, ne oluyor!
Ak Partisi yerine, “akepe” derseniz, deliye dönüyorlar. Bizim köyde bir Fevzi vardı. “Atının kuyruğu kısa” dersen, aman Allah’ım… O akşam Fevzi’yi eve sokmak mümkün olmazdı.
İnanın, Fevzi’ye bin şükür!
Hey, Emmioğlu!
Beni iyi dinle:
Sen, elinde ki sağılım bedeline bakıp da, bu kadar sağıldığını sanma sakın. Adamların vergi ve zamdan başka, ellerinde hiçbir şeyleri kalmadı. İster bunlar, isterse proje çalan diğer bin 400’cüler, bin 500’cüler veya bin 800’cüler olsun…
Hiç birinin bir şey yapma şansı yok.
Sen, inim inim inleyeceksin!
Bunu hak ettin, çünkü.
“5 bin lira veren Haydar Hoca”nın kaynak açıklamasını dinlemedin, bu günlere kaldın.
Sürün he mi!..
Sürün ki, basmayan kafan belki basa!
“Bu kaynaklar neydi?” diye, bir düşüne…
Araban varsa, istersen hiç parktan çıkarma!
“Zorunlu Sigorta Zulmü” sana yeter.
Araban 2 bin lira, sigortası, bin 800 lira… 
İstersen ödeme!
O, almasını bilir.
Arabaya göz kulak ol, aman garajda çıkmasın!
İstersen yorganı al, içinde yat!
Ama o araba, ne eder eder, o garajdan gece çıkar, hiç boşuna uğraşma!
Şehir şehir gezer, hız limitini aşar ve sana öyle bir “sağılım” evrakı getirir ki, aklın durur!
Sen de soluğu, vergi dairesinde alırsın. Önce öder, sonra itiraz edersin. İtirazın cevabını, artık mezarda alırsın!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 1 yıl önce

Cocuk yaslarda büyüklerimiz Ecderha suyun gözüne oturmus diye baslayan hikayelerini dinlerdik korka korka. Simdilerde Suyun gözüne Damatlar oturmus diye cevirmek lazim heralde.

Avatar
bir bilen 1 yıl önce

hay sen çok yaşa emi, cuk diye oturttun

banner100