Cahillik öyle bir bedel istiyor ki, öde öde bitmez. İşte bu bedeli millet olarak, ümmet olarak yüz yıllardır ödüyoruz. Ama dediğim gibi bu bedel ödemekle bitmez. Nasıl biter? İlimle biter. Bilimle, fenle, bilgiyle, gerçekleri araştırmakla, anlamakla en önemlisi inandığını yaşamakla biter. 
Elhamdülillah Müslüman olduğumuz için karşımıza çıkan kavram ve olayları iman boyutunda algılarız. İşte tehlikeli olan da bu nokta. Çünkü iman boyutunda öyle olay ve kavramlar vardır ki, cehalet, bilgisizlik mazeret olarak kabul görülmez. Bunlardan biri de zalim ve zulüm kavramları ve de kapsamlarıdır. 
Bu kavramları ve kapsamlarını bir türlü anlamadık. Zulüm nedir, sorusunun gerçek cevabını öğrenmediğimiz için zalim kimdir, sorusuna da yanlış cevaplar verdik. En önemlisi dolduruşa geldik. 
Yaşadığımız yüzyılda gerek ülkemizde ve gerekse İslam coğrafyasında yaşanan olaylarda en çok kullanılan kavram, bu iki kavramdır. Zulüm var, zulüm yapılıyor… O zalimdir, şu zalimdir vs. 
Hemen soralım; zulüm nedir, zalim kimdir? Bu tabirleri kullananlar kim veya kimlerdir? Bu itham veya hedef göstermeleri şahsi ve siyasi çıkarları için mi yapıyorlar yoksa Allah rızası için mi? 
Bunun gibi soruların cevabını bulmak zorundayız. Bulmaz ve birilerinin söylem ve hedef göstermeleriyle hareket edersek bu sefer biz zulmetmiş ve de zalimlerden olmuş oluruz. 
Zalimler ve zulüm ile ilgili yüzden fazla ayet ve binlerce hadis vardır. Allah (c.c) ve Resulü (s.a.a) bu iki kavramı en ince detayına kadar anlatmış, bizleri uyarmış ve zalimlerin vahim akıbetini haber vermişlerdir. 
O derece ki, bırakın zulmetmeyi, zalim olmayı onlara meyletmeyi, yarım kelime dahi olsa katkıda bulunmayı imanımız yasaklamıştır.  
“Sakın zulmedenlere en ufak bir meyil duymayın, sonra size ateş dokunur.”  (Hud 113) 
“Kim, yarım sözcükle de olsa bir Müslüman’ın öldürülmesine yardım ederse; kıyamet gününde Yüce Allah’ın huzurunda, alnına “Bunun Allah’ın rahmetinden nasibi yoktur” diye yazılmış olarak getirilir.” (İbn Mâce, Diyât 1)    
Zulüm nedir sorusuna Peygamber Efendimizin (s.a.a) şu Hadis-i Şerifi çerçevesinde hep beraber bakalım;
Peygamberimiz (s.a.a) buyurdu ki: “Zulüm üç çeşittir:
Bir zulüm vardır ki, onu Cenab-ı Hak asla bağışlamaz. 
Bir zulüm vardır ki, Allah Teâla onu dilerse affedebilir. 
Bir zulüm vardır ki, Allah Teâla onu terk buyurmaz.
Allah Teâlâ’nın affetmeyeceği zulüm, şirktir (Allah’a ortak koşmaktır). Allah, "Şirk, en büyük bir zulümdür" buyurmuştur.
Hak Teâlâ’nın dilerse affedeceği zulüm, kulların kendileriyle Rableri arasındaki hususlarda, kendi nefislerine yaptıkları zulümdür. Allah, kendine karşı işlenen bu zulmü dilerse affeder.
Hak Teâla’nın terk buyurmayacağı zulme gelince bu, kullardan bazılarının bazılarına yaptıkları zulümdür (kul hakkıdır) ki, mazlum zalimden hakkını almadıkça Allah, onları terk buyurmaz, bağışlayıp, affetmez.” (Mecmauzzevaid/Kıyamet 1008)
Evet, zulüm bir fiil olduğuna göre bu fiili işleyen bir de failin olması lazımdır. İşte zulüm fiilini işleyene de zalim, denir. 
En büyük zulüm neymiş? Allah’a şirk koşmak. Yani tevhit inancı dışında her inanç zulümdür. Bu inançlara inananlar da (Yahudiler, Hıristiyanlar, Budistler vs.) en büyük zalimlerdir. Kim koydu ölçüyü? Allah (c.c.)  “Şirk büyük bir zulümdür!” (Lokman Suresi 13) 
Yani Obama’sı, Merkel’i, Trump’ı veya sokakta gezen Helga’sı, Hans’ı, Ronaldo’su, hippisi, yippisi vs. eğer tevhit inancına sahip değilse en büyük zulmü işlemektedirler ve en büyük zalimlerdir. 
(Yarın devam edelim)…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100