Yezid’in Ömer b. Sa’d komutasındaki otuz bin kişilik ordusu İmam Hüseyin (a.s.) ve beraberindeki 71 kişiyi şehit ettikten sonra İmam’ın hanım ve çocuklarının bulunduğu çadırları ateşe verdiler. Onlardan kimi kız çocuklarının etekleri ateş tutunca çil yavruları gibi çöle dağılmak mecburiyetinde kaldılar. Daha sonra Yezid’in askerleri onları toplayıp çadırlardan birine hapsettiler. Sonra da Ömer’in emriyle kendi askerlerinden ölenlerin cenaze namazlarını kılıp defnettiler. Peygamber evlatlarının ve yardımcılarının çıplak bedenleri üzerinde ise atlarını yürütüp çiğneme hareketi başlattılar. Daha sonra da başlarını kesip mızraklara vurdular; bedenlerini de o şekilde çölün yakıcı kumları üzerinde açıkta bıraktılar. 
Aşura’nın ertesi günü ise, kesik başlar mızrakların ucunda önde ve esirler de zincirlere vurulmuş ve çıplak develer üzerinde arkada, Kûfe’ye vali İbn-i Ziyad’ın sarayına doğru yola düştüler.
Yezid’in Kûfe valisi Ziyad’ın oğlu Ubeydullah, İmam Hüseyin (a.s.) şehit edildikten sonra olayı duyurmak için halkı büyük Kûfe camiine topladı. Dini bir görünüme bürünerek konuşmaya başladı ve “Allah’a hamd olsun ki hakkı ortaya çıkardı. Müminlerin emirine (Yezid)’e yardım etti ve yalancı oğlu yalancıyı öldürdü” dedi. (el-Luhuf fi Katli’t-Tuhuf, Seyyid b. Tavuş s.69).   
Ayrıca esirler Kûfe’ye vardıkları gün, İbn-i Ziyad, sarayında halka açık bir görüşme düzenledi. İmam Hüseyin (a.s.)’ın kesik başını önüne koymalarını emretti. O sırada kadınları ve çocukları da saraya getirdiler. Hazreti Zeyneb eski elbiseler içinde, kadın ve çocuklar etrafını sarmış, tanınmaz bir halde meclise geldi. İtinasızca bir köşede oturdu. Onu gören Ubeydullah, “Bu kenara çekilen ve etrafını kadınların sardığı kadın kimdir?” diye sordu. Hz. Zeyneb (s.a.) cevap vermedi. İbn-i Ziyad sorusunu yeniledi. Cariyelerden biri, “O İslam peygamberinin kızı Fâtıma’nın kızı Zeyneb’dir” dedi. İbn-i Ziyad, Zeyneb’e döndü: “Allah’a hamd olsun ki sizin aileyi rezil etti, öldürdü. Ve söylediğinizin yalan olduğunu gösterdi.” 
Bu söz karşısında Zeyneb (s.a.) da, “Allah’a hamd olsun ki Peygamberini bizim ailemizden seçmekle bizi saygın kıldı ve bizi tertemiz eyledi. Fasık olandan başkası rezil olmaz ve kötü işler yapandan başkası da yalan söylemez. Kötü şeyler yapan biz değiliz, diğerleridir. Övgü sadece Allah’a mahsustur” dedi. (El-İrşad, Şeyh Müfid, s.244).
İbn-i Ziyad, “Gördün mü Allah ailenize ne yaptı?” dedi. Hz. Zeyneb (s.a.), “Biz Rabbimizden güzellikten başka bir şey görmedik. Onlar öyle kimselerdi ki Allah öldürülmelerini mukadder kılmıştı. Onlar da itaat edip ebedi istirahatgâhlarına koştular. Pek yakında (kıyamet gününde) Allah onlarla seni karşılaştıracaktır. Onlar seni Allah katında şikâyet edeceklerdir. Şimdi o gün, kimin zafer kazanacağını düşün. Anan yasına otursun ey Mercane’nin oğlu” ifadesini kullandı.
İbn-i Ziyad çok öfkelendi. Bu sözlerinden dolayı Zeyneb’i cezalandırmak istedi. Orada bulunanlardan Amr b. Haris, “Ey emir! Bu bir kadındır! Kadınlar söylediklerinden dolayı cezalandırılmazlar” diye karşı çıktı.
İbn-i Ziyad bir kez daha Hz. Zeyneb’i muhatap alarak, “Allah yüreğime emir dinlemeyen kardeşini ve isyancı aileni öldürerek huzur verdi” açıklamasında bulununca, Hz. Zeyneb (s.a.)’da, “Canıma and olsun ki reisimi öldürdün, fidanımı kestin, kökümü söktün. Eğer bu sana huzur veriyorsa, huzuru bulmuşsun” dedi.
İbn-i Ziyad musibete uğramış, sevdiği insanları kaybetmiş Zeyneb’i küçümseyerek dize getireceğini zannediyordu. Ağlayıp sızlamasını, yalvarıp yakarmasını bekliyordu. Ama aslan yürekli Zeyneb (s.a.) İbn-i Ziyad’ın sözlerini ağzına tıkadı ve onun gururunu ezdi.
Hz. Zeyneb (s.a.), yedi kardeşi ve bir oğlu şehit edilmiş ve yine kardeşi ve amcası çocuklarından on kişi kılıçtan geçirilmesine rağmen, kendisi ve bütün kız kardeşleri, kardeşlerinin çocuklarıyla esir düşürülmüş olmasına rağmen konuşmasında, “Rabbimden güzellikten başka bir şey görmedim” ifadesini kullanıyordu. Erkeklerinin savaş meydanına şehit olmak için geldiğinden, onların da bu vazifelerini en iyi şekilde ifade ettiğinden ve sonunda da şehit olma şerefini kazandıklarından bahseden Hz. Zeyneb, bunun için de Allah’a sonsuz şükrediyordu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100