Eski Türkiye ile yeni Türkiye arasında sık sık mukayese yapılıyor. Yeni Türkiye’nin ne kadar gelişmiş, müreffeh ve huzur dolu olduğu anlatılıyor, hizmetlere ulaşmada nasıl çağ atladığımız vurgulanıyor ama ‘gerçekte’ hiç de öyle olmadığını yaşayarak görüyorsunuz.
Gelin eski Türkiye ile yeni Türkiye arasında basit mukayeseler yapalım: 
Ben eski Türkiye deyince siz 15-20 yıl önceki Türkiye’yi anlayın.
Eski Türkiye’de hastaneye gittiğiniz zaman çat kapı muayene oluyor, aynı gün ilacınızı alıp evinize dönüyordunuz.
Yeni Türkiye’de sadece randevu almak için günlerce telefon çeviriyorsunuz, haftalarca hatta aylarca sonrasına randevu alıyorsunuz. Bir yıl-iki yıl sonrasına bile randevu veren bölümler çıkıyor karşınıza.
Eski Türkiye’de sigortalı iseniz ücretsiz muayene olup, ilaçlarınız ücretsiz alıp evinize dönüyordunuz.
Yeni Türkiye’de hastaneye gittiğiniz zaman, sizden 14 ayrı kalemde ücret alıyorlar.
Eski Türkiye’de en zor ameliyatları bile uzman doktorların çalıştığı üniversite hastanelerinin döner sermayesine küçük meblağlar yatırarak olabiliyordunuz. Yeni Türkiye’de ‘o uzman doktorlar’ özel hastanelere kaçtığı için aynı ameliyatları 40-50 bin liraya yaptırabiliyorsunuz.
Eski Türkiye’de nüfus cüzdanınızı yenilemek için nüfus müdürlüğüne gidip 5 dakika içinde yenisini çıkarttırabiliyordunuz.
Yeni Türkiye’de nüfus cüzdanı almak için aylar sonrasına randevu alıp, aylar sonraki o randevunuza gidip evraklarınızı verdiğinizde, yine aylar sonra gelecek nüfus cüzdanınızı bekliyorsunuz. Aynı işlem pasaport ve ehliyet için de geçerli.
Eski Türkiye’de Emniyet Müdürlüğü’ne gidip fotoğraflarınızı verip 1-2 saatte pasaport alıyordunuz. Şimdi haftalar süren bir randevu, başvuru, bekleme süresine maruz kalıyorsunuz. Hele şimdi, pasaport ve ehliyet de nüfus müdürlüklerine devredildi, 2-3 aydan önce alırsanız kurban kesin!
Eski Türkiye’de insanlar yargı önüne çıktığı zaman mahkemeden, hâkimden, savcıdan kuşkusu yoktu, yargıya güven yüzde 90’lardaydı. Yeni Türkiye’de yargıya güven yüzde 30’a düştü. Yeni Türkiye’de HSYK’nın mahkemelere gönderdiği ‘bize danışmadan karar irat etmeyin’ talimatını konuşuyoruz.
Eski Türkiye’de İstanbul trafiği yine sıkışıktı, 3. Köprü yapıldı, Avrasya Tüneli yapıldı, bir çok metro hattı, metrobüs hattı, tramvay hattı yapıldı, ancak İstanbul trafiği eskisinden daha da sıkışık! Sebebi, nüfus ve araç sayısındaki artış değil, fizibilite yapılmadan devreye konulan yatırımlar. 
Aynı şey 3. Havalimanı’nda da yaşanacak. İstanbul’un bir ucuna, insanların saatler sürecek bir yolculuktan sonra ulaşabilecekleri işkence gibi bir mesafedeki bir yere havaalanı yapmışlar, bunu yeni Türkiye’nin zaferi olarak ilan ediyorlar.
Eski Türkiye’de insanlar Alevi-Sünni diye, sen-ben diye, evlerinin kapısına çarpı konulanlar konulmayanlar diye ayrılmamıştı.
Yeni Türkiye’de “hepten bölünmüşüz!” 
Siyasi görüşlerinden dolayı, ülke politikalarına bakıştan dolayı, mezheplerinden dolayı, meşreplerinden dolayı ve daha bir sürü basit şeyden dolayı paramparça olduk.
Eski Türkiye’de ilkokullarımızda çocuklarımız “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye andımızı söylerlerdi, “İstiklal Marşı’nın bestesi değişsin” diye tartışmalar açılmazdı, Atatürk’e sövmeye kimse cesaret edemezdi.
Eski Türkiye’de politik komedi yapan, iktidarı da muhalefeti de eleştiren, liderleri rahatlıkla hicveden Levent Kırca’lar vardı. İnsanlar onları izleyip tebessüm ederdi.
Yeni Türkiye’de böyle bir şeye teşebbüs eden oyuncular, acı olaylara mazur kalıyor. Güldüreyim derken kendileri ağlıyor.
Hülasa ben eski Türkiye’yi çok özlüyorum!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.