Metrobüste, minibüste, kahvede, sokakta vatandaşların konuşmalarına şahit oluyoruz, üst üste gelen elektrik ve doğalgaz zamlarından, aldıkları maaşla geçinemediklerinden, ödeyemedikleri borçlarından bahsediyorlar, hep dert yanıyorlar.
Bizler de diyoruz ki, “Sizin seçtikleriniz, ülkemizin yüzde 7,4 ile dünyanın en çok büyüyen ülkesi olduğunu söylüyorlar, hatta Çin’i, ABD’yi, Rusya’yı, Almanya’yı bile sollamışız” dediğimizde başları önlerine eğiliyor.
Başınız öne eğiliyor da aklınız başınıza geliyor mu? Elbette ki hayır…
Çözümden, çözümün adresinden bahsettiğimizde yine hepiniz ekonomist kesilip, yaşadığınız bütün ekonomik sıkıntıları bir kenara bırakarak, “para basarsak enflasyon olur”, “yaptırmazlar”, “madenlerimiz yok ki” gibi beyinlerinize enjekte edilmiş safsataları papağan gibi tekrarlamaya devam ediyorsunuz.
Zam denilince, elektriğe Ocak ayında yüzde 8,8 zam yapılmıştı, 3 ay sonra 1 Nisan itibarıyla yüzde 2,89’luk ikinci bir zam daha devreye girmiş oldu. Böylece bir ailenin asgari 230 kwh tüketim üzerinden elektrik faturası 106 TL’ye çıkmış oluyor.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Adana Şube Başkanı Mehmet Mak, elektrik fiyatlarına yapılan zammın elektrik faturaları üzerindeki vergi yükünü de artıracağını vurgulayarak “Zamlar otomatik olarak hayata geçiriliyor. Bu nedenle Enerji Bakanlığı’nın bile haberi olmadan zam yapılabilir anlamı çıkıyor. Bu da ülke insanı için vahim bir durum” diye konuştu. 
Sayın Mak’a, zamların otomatikleşmesi kararının hükümete ve Enerji Bakanlığı’na ait bir karar olduğunu hatırlatalım.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, toplu bir zam olarak yansıtılmasının doğru bir uygulama olmayacağına işaret ederek, "Bu durumdan hem vatandaşımız zarar görür hem de sektörümüz. İhtiyaç hâsıl olması halinde küçük düzeyli bu tip fiyat artışlarını uygulamak hem tüketicimiz hem de sektörümüz için daha doğru olacaktır" ifadelerini kullandı.
EPDK Başkanı’na göre elektriğe yapılan bu zamlar küçük düzeyliymiş. Bu küçük düzeyli(!) zamlar yılın ilk üç ayında ardı ardına geldiyse, yılsonuna kadar kimbilir ne zamlar gelecek? Ama siz dert etmeyin, üzülmeyin Türkiye ekonomisi yüzde 7,4 büyümüştü ya?
Siz, bu açıklanan büyüme rakamlarının, ne kadar büyük olursa o kadar vergilerde, cezalarda artış olacağı, zamların sağanak sağanak yağacağı anlamına geldiğini anladığınızda çoktan iş işten geçmiş olacak.
Elektriğe zam gelir de doğalgaz hiç durur mu, yine 1 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere yüzde 9,7 zam yapıldı.
Sanayi doğalgazına yapılan zam, elektriğimiz doğalgazdan üretildiği için elektrik faturalarına yeni zamlar anlamı taşımaktadır. Dahası, sanayi üretimi için elektrik temel maliyet olduğundan bu bütün sektörlerde, ürünlerde fiyat artışları demektir.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, geçtiğimiz Pazar Mersin’de 22’incisi gerçekleşen Atatürk Vatandır Sempozyumu’nda milletimize şöyle bir sitemde bulunmuştu: "Ben devleti ayakta tutmak için formüller icat ediyorum ama siz beni terk ediyorsunuz."
Esasen yaşadığınız ve şikâyet ettiğiniz bu zam tablosunun asıl nedeni, Prof. Dr. Baş’ın bu siteminde ifade ediliyor. Size bu tabloyu yaşatanlara sonsuz bir güvenle teslim oluyorsunuz ama sizin için gerçekten çözüm bulana, bu konuda bir ekonomi modeli ortaya koyana ise sırt dönüyorsunuz. Çözümü çözümsüzlükte ve çözümsüzlerde arıyorsunuz.
Bugün sadece petrol geliriyle zenginlik içinde yaşayan birçok ülke var. Yıllardır Prof. Dr. Baş, belgelerle önümüze koyuyor ki, Türkiye’deki maden zenginliği hiçbir ülkede yok. Petrol de dahil olmak üzere 50’yı aşkın maden çeşidimiz var ve bunların birçoğunda, örneğin bor madeninde, toryumda, kömürde dünya birincisiyiz. Türkiye’de 20 yıl Shell Petrol Şirketi’nin Genel Müdürlüğü’nü yapan Anthony Hages, “Petrol ile ilgilenen ABD şirketleri bilirler ki, Türkiye petrol okyanusu üzerinde oturmaktadır” demiştir. Yani Türkiye’deki kadar petrol, hem miktar, hem de kalite açısından dünyanın hiçbir yerinde yok.
Ama sevdiğiniz ve seçtiğiniz siyasileriniz, millete ait olan bu kaynakları işletip sizin yararınıza kullanacağına, yabancılara, özellikle de ülkemiz üzerinde işgal hesabı olanlara haraç mezat vermeyi uygun gördüler. Siz de onları alkışladınız.
Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi Prof. Dr. Baş ise, yıllardır, “Bizi ekip olarak iktidara getirirseniz bu kaynakların tamamını geri alacağız” diyor.
“Allah nasip ederse iktidar olduğumuzda bütün bu madenleri yerine ve bölgesine göre yüzde 49'u milletin, yüzde 51'i de devletin olmak üzere işletmeye açacağız. İşte o zaman Türkiye'nin dünyanın bir numaralı devleti ve milleti olduğunu göreceğiz. Biz eğer bunları yapmazsak sürünmeye devam edeceğiz" diyor. Ama duymuyorsunuz, görmüyorsunuz.
Haydar Hoca, elin gavurunu değil sizi maden zengini yapacak, “istemem” diyorsunuz.
O zaman sizin hakkınız sürünmektir, sağanak sağanak yağan zamlardır.
Neden şikâyetçisiniz? 
Tercih sizin tercihiniz değil mi?
Yaşadıklarınız sizin eseriniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.