27 Mart 2009 tarihinde bir helikopter kazasıyla hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu’nun da bir FETÖ kurbanı olduğu, ölümünün asıl nedeninin bir kaza değil, planlı bir suikast olduğu bugünlerde belgelerle yazılıyor, çiziliyor.

FETÖ soruşturması kapsamında yapılan bir operasyonda Malatya Adliyesi’nde görevli bir kâtibin evinde yapılan aramada, BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin belge bulundu.

15 Temmuz darbe girişimiyle FETÖ’nün gerçek yüzünü bugün daha yeni görenler, Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosunun yıllar önce bu örgütün Dinlerarası Diyalog kapsamında yürüttüğü bölücü faaliyetler konusunda yaptığı uyarıları dün kulak arkası ediyordu.

Bunlardan birisi de FETÖ kurbanı olan Muhsin Yazıcıoğlu’ydu.

Yazıcıoğlu’yla 4 saate yakın bir görüşme gerçekleşmiş, Gülen hareketi ve Dinlerarası Diyalog ile ilgili belgeler onun önüne detaylıca konulmuştu. Yazıcıoğlu, şaşkınlıkla ve dikkatle dinlemiş ve “bunları bilmiyordum” demişti. Bu gerçekler kendisine sunulmasına rağmen FETÖ’ye karşı önlem alacağına, tam tersini yaptı ve yaptığı parti kongresinde MYK üyelerinin yarısını Fetullahçıları getirdi.

Bakın Yazıcıoğlu FETÖ’nün Diyalog sürecinin yoğun olarak devam ettiği o günlerde, Prof. Dr. Haydar Baş’ın ve Bağımsız Türkiye Partisi kadrolarının dinlerarası diyalog ve Fetullah Gülen konusunda kendisini, diğer siyasileri, sivil toplum örgütlerini, kanaat önderlerini, medyayı ve toplumu belgelerle, dosyalarla uyarması üzerine, sıkı fıkı olduğu Zaman gazetesine Prof. Dr. Baş ve kadrosu aleyhinde nasıl röportaj vermiş:

“Bu siyaset yapma değil; iftira, tezgah, şaibe oluşturmadır. Bu anlayış insani değildir. Çeşitli tezgahlarla vatandaşlar birbirine düşürülmeye çalışılıyor. Milli birlik ve beraberliği bozma kimseye fayda sağlamaz. Yarım yamalak yorumlarla Türkiye’ye hizmet derdindeki insanları itham etmek büyük bir vebaldir. Bu kuşatmayı ancak milli birlik ve beraberliğimizle yarabiliriz. Türkiye’de manevi boşluğu dolduracak, gençlerimize milli ve manevi değerleri aşılayacak, Türk-İslam değerlerini dışarıya ihraç edecek fikirlere şiddetle ihtiyacımız var.  Gelişmeler karşısında kendi Müslümanlığımızı, değerlerimizi kendi medeniyet anlayışımız çerçevesinde yaymak durumundayız. Şimdi bunları yapma gayretinde olan insanları yanlış düşüncelerle, cümleleri yarım yamalak seçerek, bazı davranışları olduğunun ötesinde yorumlamak, itham altında tutmak büyük haksızlıktır. Büyük adaletsizliktir.” (Zaman gazetesi, Baran Taş, İstanbul)

Görüldüğü gibi Yazıcıoğlu o günlerde FETÖ’nün avukatlığını yapıyor; kendisini ve Türk milletini bu noktada ayıktırmaya çalışan, FETÖ’nün kirli ve gerçek yüzünü anlatmaya çalışan, bunun için de gecesini gündüzünü katarak büyük özverilerle çalışan Prof. Dr. Baş ve kadrosunu ise yerden yere vuruyor, demediğini bırakmıyor.

O günlerde sadece Yazıcıoğlu değil, bütün siyasi parti liderleri, kanaat önderleri, sivil topum temsilcileri FETÖ konusunda doğruyu söyleyen Prof. Dr. Baş ve BTP kadrolarını iftiracılıkla, tezgah kurmakla, birliği ve beraberliği bozmakla itham ediyorlardı.

Topyekun millet FETÖ’nün ipiyle büyük bir uçuruma doğru giderken, sadece Sayın Baş ve kadrosu “Uçuruma gidiyorsunuz, Dinlerarası Diyalog bir haçlı projesidir, bölünme ve parçalanma demektir, bu ülkemiz üzerinde hesabı olanların bir işgal projesidir” diye ikaz ediyordu.

Mantık hep aynı yanlış mantık; çoğunluk haksız da olsa haklı, azınlık haklı da olsa haksız. Halbuki bu durumun bir kıyamet alameti olduğunu Allah Resulü (s.a.v.) birçok hadisinde ifade ediyor, ikaz ediyor. Ne diyor Allah Resulü, “Doğru söyleyen yalancı, yalancılar da doğru kabul edilecek.” Üstelik çoğunluğun hak olmadığını, Cenab-ı Hak Kur’an’da birçok ayetinde ifade ediyor.

Yazıcıoğlu, kendisini ve tüm toplumu FETÖ konusunda ayıktırmaya çalışan Sayın Baş ve kadrosunu değişik ithamlarla suçlarken, kendisine suikast düzenleyecek, ülkeye darbe süreci yaşatacak olan FETÖ konusunda ise övgüler diziyor.

Tekrar altını çizersek, Yazıcıoğlu, “Gelişmeler karşısında kendi Müslümanlığımızı, değerlerimizi kendi medeniyet anlayışımız çerçevesinde yaymak durumundayız” dedikten sonra FETÖ’den “bunları yapma gayretinde olan insanlar” olarak bahsediyor.

Evet zaman içerisinde neyi yaydıklarını gördük.

Peki, FETÖ kendilerine bu kadar övgü dizen Yazıcıoğlu’nu neden öldürdü?

Helikopter olayından hemen öncesine dönüp o günkü gelişmeleri incelersek, 2009 yılının başlarına kadar Yazıcıoğlu’nun FETÖ konusundaki düşüncelerinin olumlu olduğunu, hatta bazı demeçlerinin Zaman gazetesinin manşetinden verildiğini görürüz.

O yıllar, FETÖ’nün alternatif partilere özellikle de Yazıcıoğlu’na yoğunlaştığı dönemler. Suikasta yakın, demek ki Yazıcıoğlu partisi ve kendisi üzerinde hesabı olan FETÖ’nün bir teklifine hayır dedi ki böyle bir suikasta maruz kaldı.

Gülen, Yazıcıoğlu suikastından 3 gün sonra “herkul.org” isimli kendi internet sitesinde yayınlanan röportajında Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili bakın neler söylüyor.

Gülen’e sorulan soru şu: “Adet-i ilahiye açısından, iman hizmetinin bir neferi olma liyakatini ortaya koymayanların dairenin dışına itilmeye müstahak olacakları ifade ediliyor. Bu itibarla, irtidat kavramının gönül erlerine bakan yanları var mıdır? Bir ilâhi tokatla kenara atılmamak için liyakat mutlaka şart mıdır; bu konuda, fazl-ı ilahiye ne ölçüde bel bağlanmalıdır?”

Gülen’in cevabı: “Onca kin ve garez yüklü insanın her gün daha farklı bir komplo kurduğu bir dönemde, şayet gönül erleri, liyâkat peşinde koşuyorlarsa ve davaya ehil insanlar olmak için çırpınıyorlarsa, o ölçüde menfi neticelere istihkaktan uzak durmuş sayılırlar. Aksi halde, ne kadar liyâkat kaybına uğruyorlarsa, o nispette de derdest edilip bir kenara itilme istihkakıyla karşı karşıya kalmış olurlar. Aldansanız bile kimseyi aldatmayın. Çünkü aldatma günahtır. Aldanırsanız böyle kurban gidersiniz. Bir Perşembe akşamı vefat edersiniz, bir Cuma günü cenazenize ulaşırlar.”

Gülen’in ifade ettiğinin Türkçesi şu: Yazıcıoğlu bizim dediğimizi yapmadı, bizi aldattı, davasından döndü, biz de onu derdest edip, kenara aldık.

Bu olaydan çıkartacağımız ders ise, gelen doğru bilgileri ve uyarıları kulak arkası etmemek ve de okyanus ötesinden gelen rüzgarlara –bu FETÖ olur başka bir şey olur- kapılıp da onların ipine sarılmamak.

Doğrularla beraber olup, başımıza bela gelmeden ayıkmak zorundayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.