FETÖ’nün siyasi ayağına hiç bir zaman bir operasyon yapılmayacağı, en azından bu iktidar döneminde böyle bir şeyin olmayacağı anlaşılıyor. Gülen cemaati bunları kandırmış, bunlar uyanmamışlar, devlet içinde örgütlenip devleti ele geçirecek, devlete karşı bir operasyon yapacak güce ulaşacaklarını öngörememişler diyelim, hadi biz saflığa ve ahmaklığa yatıp böyle düşünelim…
Bu sütunda defalarca gündeme getirdiğimiz ve “FETÖ! FETÖ!” diye ortalığı ayağa kaldıranların pek duymak istemedikleri bir konu daha var, o da dinlerarası diyalog konusu.
Gülen; askerde, emniyette, yargıda ve diğer devlet kurumlarında sinsice kadrolaşırken ve devleti ele geçirmeye yönelik ciddi bir yapılanma içine girerken bu faaliyetlere paralel yürüttüğü diğer bir organizasyondu dinlerarası diyalog çalışmaları.
Hatta Gülen, Vatikan’a bizzat gidip “Vatikan’ın misyonunun bir parçası olduğuna” dair mektup bile sunmuştu Papa 2. Jean Paul’e.
Bazı gafiller, Gülen’in devleti tahrip etmekle ilgili misyonunu,15 Temmuz darbesiyle öğrenmiş durumdalar. Peki, bu yapının dini tahrip etmekle ilgili görevlerini neden araştırma görevi duymadılar?
FETÖ’ye, diyalog misyonuna hizmet etme görevini kim ya da kimler verdi?
AKP, dini ve muhafazakâr kimliğini ön plana çıkararak siyaset yapan bir parti… 
Hadi diyelim FETÖ’nün devlete yönelik bunca sinsi planlarını farkedemediniz, aldandınız, dinlerarası diyalog konusunda onların misyonuna hizmet etme konusunda neden aldandınız?
FETÖ camiası, diyalog misyonuna hizmet etme konusunda karar verirken, AKP iktidarına bu misyonun ihanetinin boyutlarını görme noktasında kim engel oldu?
Sorarım bu beylere; Hz. Peygambere inanmaya bile gerek görmeyen görüşleri, İslam itikadına aykırı olarak Hıristiyan ve Yahudileri cennete sokan beyanları, iftar sofralarında papazlara dua ettirmeleri konusunda neden aldandınız?
Siz, dini bütün insanlar değil misiniz, mensubu olduğunuz dinin altını içten içe oyan bu misyona siyaset olarak neden göz yumdunuz?
Diyanette neden dinler arası diyalog birimleri kurdurdunuz?
Milli eğitimde bile Vatikan’ın misyonu olan diyalogu ders kitaplarına neden koydunuz?
Bu konularda da mı aldandınız?
İmam Hatip Liselerinde okutulan Karşılaştırmalı Dinler Tarihi kitabının 15.  sayfasında Yahudiliğin sembolü Simon Yıldızı, Hıristiyanlığın sembolü ‘Haç’ ve Müslümanlığı temsil eden ‘Hilal’ yan yana konulmuş ve şu satırlara sizin Milli Eğitim Bakanınız yer vermedi mi:
 “Son yıllarda dinlerarası diyalogla ilgili ülkemizde çeşitli toplantılar düzenlenmektedir. Dinlerarası diyalogun ne anlama geldiğini bilmek ve bu diyalog toplantılarında etkili olmak için diğer dinler hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.”
Aynı kitabın 64. sayfasında ise şöyle deniliyor: “II. Vatikan Konsülü’nden sonra ise Hıristiyanların Müslümanlara bakışında biraz değişiklik meydana gelmiştir. Bu konsülün belgesinde Müslümanlarla ilgili şu ifadeler kullanılmıştır: Kilise Müslümanlara büyük bir saygıyla bakar. Müslümanlar yerin ve göğün yaratıcısı olan Tanrı’ya ibadet ederler. İbrahim’in Tanrı’nın planına teslim olması gibi Tanrı’nın gizli emirlerine boyun eğmeye çalışırlar.” 
163. sayfada “Dini Çoğulculuk, Diyalog ve Misyonerlik” diye özel bir başlık altında diyalog konusu daha etraflıca ele alınmış. Papa II. Jean Paul ve Eski Diyanet İşleri Bakanı Ali Bardakoğlu’nun yan yana çekilmiş fotoğrafları eşliğinde girilmiş konuya.
Konu başlığı altında “Dinlerarası diyalog hem insani bir faaliyettir, hem de ahlaki faaliyettir” deniliyor ve şu görüşlere yer veriliyor: “Her din mensubunun kendi dinini yaşaması için ve başkasına anlatması için diyalog ortamına ihtiyaç vardır. Dolayısıyla insani bir faaliyet olan dinler arası diyalogun amacı birlikte yaşama kültürüne katkıda bulunmaktır.”
 Konular tamamen çarpıtılmış. Dinlerarası diyalog çok şirin bir insani çaba olarak takdim edilmiş.
Oysa Vatikan’ın dinlerarası diyalogla “aslında neyi hedeflediği”, 1973’te Dinlerarası Diyalog Sekreterliğe getirilen Kardinal Rosanno’nın şu ifadelerinde açık ve seçik belli: “Diyalogdan söz ettiğimiz de açıktır ki, bu faaliyeti, Kilise şartları ve çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilise’nin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih’in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog Kilise’nin İncil’i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır.”
Hülasa bütün Vatikan kaynakları “Biz, diyalog çalışmalarını Müslümanları Hıristiyanlaştırmak için başlattık” derken, AKP’nin Milli Eğitim Bakanlığı neden ısrarla “diyalog insani bir faaliyettir” diyerek bu konuyu ders kitaplarına koyuyor, sayfalar dolusu yer veriyor, Vatikan’ın Gülen’e verdiği “diyalog misyonu” görevine hizmet etti?
Bu misyonun icra edilmesi için kurulan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’na neden imkânlar sağladınız, organizasyonlara destek verdiniz?
Kim sizi kandırdı?
Kim sizi aldattı?
Yoksa diyaloga hizmet edin diye “Alnınıza silah mı dayadı FETÖ’cüler!”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 2018-06-07 12:09:19

Allah razi olsun hocam. gözlerine gözlerine sokmussununuz yanlislari

Avatar
meraklı 2018-06-07 11:58:06

daha ne desin??

Avatar
Abdulkadir Uğur 2018-06-08 12:14:10

Gerçekten aklı olan bu yazıdan ibret alır. Olmayana sözümüz yok...