Fetullahçı Terör Örgütü’nün devletin en kılcal damarlarına kadar sızması, Cumhurbaşkanı’nın tabiriyle “metastas” nedeniyle büyük bir temizlik operasyonu başladı.
Ancak, Fetullahçı Terör Örgütü’nün dini ve milli yapımızı bozan fikirlerinin de bu ülkeden ve genç dimağlardan temizlenmesi şart. 
Yani “Dinlerarası Diyalog” zehrinin bünyeden atılması gerekiyor.  
Dinlerarası Diyalog tuzağıyla insanımızın inanç dünyasının içi boşaltıldı. Milli refleksler köreltildi. Vatikan kaynaklı bu operasyonla Türk milleti yutulabilir lokma haline getirilmek istendi. 
Dinlerarası Diyalog projesinin Vatikan kaynaklı olduğunu bizzat terör örgütü elebaşı kendisi söylüyor. Fetullah Gülen’in Vatikan ziyaretinde Papa’ya verdiği mektuptan anlıyoruz bunu.  
“Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik.” (Papa’ya mektup - M. Fethullah Gülen / Rabb'in aciz kulu / 9 Şubat 1998)
Mektubun devamında papalığın bu misyonuna nasıl katkıda bulunabilecekleri de anlatılıyor. Bu ziyaretten sonra kollar da sıvanıyor zaten. 
Uzun yıllar AKP hükümetleri de papalığın bu misyonunda kullanıldı. Bu süreçleri hep birlikte yaşadık, gördük. 
Herkesin Fetullahçı Terör Örgütü’nün etrafında toplandığı bir dönemde papalığın bu misyonuna bir tek karşı çıkan Prof. Dr. Haydar Baş hocamız olmuştu. “Dini birliğimiz milli birliğimizdir” diye haykıran tek kişi de kendisiydi. 
Papalık ve Fetullahçı Terör Örgütü’nün ülkemizde ortaklaşa başlattıkları Dinlerarası Diyalog projesi, okullarda ders kitaplarına kadar girdi. Senelerdir milyonlarca çocuğumuz bu şer odakları tarafından zehirleniyor. 
Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun, 20.05.2005 tarihli kararıyla 2005-2006 yılından itibaren 5 yıl süreyle ders kitabı olarak kabul ettiği kitapta, kelime-i tevhidin ikinci yarısı olan “Muhammedün Resûlullah” kısmı yok sayıldı. 
İlköğretim çağındaki evlatlarımıza, kelime-i tevhidin yarısını öğretip yarısını öğretmemek, “Lâ ilâhe ilallah” dedirtip “Muhammedün resûlullah” dedirtmemek basit bir mesele değil. 
7. sınıf din kültürü kitabında da; “Kur’an, İncil’in insanları doğru yola iletmek için gönderilen bir rehber ve öğüt olduğunu bildirir” denmiştir.
İyi ama Kur’an’ın bahsettiği bu İncil hangi İncil’dir? Allah’ın gönderdiği orijinal İncil değil mi? Hani şimdi nerede o? İnsanları doğru yola ileten İncilin, şimdi Hıristiyanların elindeki İnciller olmadığına dikkat çekilmemiştir.
8. sınıf din kültürü kitaplarında da (2015-2016) ilahi dinler başlığı altında çocuklarımıza halen Hıristiyanlık ve Yahudilik öğretilmektedir. 
İşte Fetullahçı Terör Örgütü çocuklarımızı bu şekilde zehirliyor. Bu öğretilerle yetişen çocuklarımız İslam ile Hıristiyanlık veya Yahudilik arasında hiçbir fark görmüyor. Böylece gençlerimiz Hıristiyanlığın limanına bağlanıyor. İslam’ın özünden uzaklaştırılan gençler milli konularda da duyarsızlaştırılmış oluyor. 
“Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler” eseriyle bunun ikazını seneler öncesinden yapan yine Sayın Haydar Baş olmuştur.   
Bir diğer konu da Said Nursi’nin nurcuların manevi lideri olmasıdır. Gerek Said Nursi’nin kitapları olsun gerekse Fetullah Gülen’in kitapları olsun bunlar nurcular için ilahi denenecek kadar kutsal kitaplardır. Ve bu ilahi kitaplar olarak inanılan eserler bugün nurcular tarafından, dünyanın dört bir tarafına yayılıp değişik dillere tercümeler yaptırılıp insanların okuması sağlanmaktadır. Hatta uluslararası risale-i nur konferansları da düzenlenmektedir. 
Bugün hangi Fetullahçı Terör Örgütü mensubuna sorarsanız sorun onlar için Said Nursi manevi bir liderdir. Her yerde onun risalesi okutulmaktadır. O yüzden bu ikisini ayrı tutmak yanlış olur. Zira Said Nursi de İstiklal Harbi’nde milli mücadelenin karşısında yer almış ve Atatürk’e açıktan düşmanlık etmiştir.  
Said Nursi, Şuralar sayfa 361’de Atatürk için “süfyan ve bir İslam deccalı” ifadesini kullanmaktan çekinmemiştir. İngilizlere büyük hizmetlerde bulunmuş olan Said Nursi yıllarca gençlerimizi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’e düşman etmiştir.
O gün Said Nursi’nin üstlendiği misyonu bugün Fetullah Gülen devam ettiriyor. Bugün Fetullah Gülen ne ise o gün de Said Nursi oydu. İkisi de aynı karanlık elden çıkan ve bu milleti zehirleyen şer odaklarıdır. Bu konuyu da kamuoyunun dikkatine sunmak isterim.
Son cümle olarak diyorum ki, yeni eğitim öğretim döneminde din dersi kitaplarında ne kadar Fetullahçı Terör Örgütü’ne ait fikirler varsa hepsi kazılıp atılsın. Çocuklarımıza gerçek İslam öğretilsin. Yeni neslin terör örgütünün fikirleriyle zehirlenmesi engellensin. Türkiye’nin geleceği için bunun böyle olması lazım.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet 9 ay önce

Saka gibi ya, diyanet isleri baskani papayla dinler arasi diyalog demedimi. Papa sarayin ilk yabanci ziyaretcidibdegilmiyfi

Avatar
ali kartal 9 ay önce

bu alçağın din adamı olmadığını haydar baş hoca organize suç örgütü olduğnu yıllarca doğu perinçek söyledi doğruya doğru

Avatar
Yücel 9 ay önce

Havuz medyası denilen mütarekeci satılık kalemler ise hala FETO ve öğrencisi BOP eş başkanının ayrı olduğu yalanını yazmaya devam ediyor ve işin kötüsü Millet inanıyor.

banner100