Filistin'de yaşanan İsrail vahşeti ve devlet terörünü tel'in etmek için çıkışlar yapılıyor, naralar atılıyor, meydanlar dolduruluyor. 
1947'den bugüne kadarki beyanat, kınama, tel'in ve protesto mitinglerinin hiçbir fayda sağlamadığını, söz konusu nümayişlerin İsrail'e ve küresel şefi işgalci Amerika'ya tek bir geri adım dahi attırmadığını herkes biliyor.
Dünya ve İslam âlemi, İsrail'in lafın bittiği yerde en ağır vahşeti sürdürdüğünü çok iyi biliyor.
Dolayısıyla kahrolsun sloganları, protesto mitingleri ve nümayişler sadece yalan oluyor, yalandan nemalanmak isteyenlere yarıyor.
İsrail vahşetinin durdurulmasının yegâne yolu, yalandan nümayişler değil, topyekûn Müslümanların iman duruşudur.
Filistin'in kurtuluşu için "Peygamberimizin ve ecdadımızın emaneti olan Kudüs ve mukaddes Filistin topraklarında hiçbir ecnebi hâkimiyetine ve zulme müsaade etmeyiz, bu uğurda gerekirse derhal bugün kanımızı dökmeye hazırız" kararını dünyaya ilan eden Gazi M. Kemal Atatürk'ün imanı ve iman duruşu lazım. (Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk, s. 809-810, İcmal Yay; TC Dahiliye Vekâleti, Matbuat Umum Müdürlüğü, 20 Ağustos 1937, Sayı No: 5476/7/I/K7, Dosya No: 030.10.266.793.25). 
ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiği geçen Aralık ayında, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş; bu husus, İslam dünyasının imanının ispatını yapması gereken hayati bir meseledir, demişti. 
İşlenen cinayete İslam ümmetinin tamamı tek vücut olarak karşı durmalı ve Mescid-i Aksa'yı Müslümanların başkenti ilan etmelidir, teklifi yapmıştı Prof. Dr. Baş.
İslam âlemi bu sınavı o gün kaybetti. Bugün Filistin oluk oluk kan kaybediyor.
Bugün Türk milleti ve İslam âlemine, İsrail-Amerikan vahşetine karşı adam gibi tepki koyma, Müslüman gibi tavır takınma ve iman duruşu sergilemek düşüyor.
Bakın İsrail'e, birkaç siyasi cılız tepki çıktı diye, Türkiye'ye karşı somut adımlar atıyor; Türkiye'den tarım ithalatını durdurma kararı alıyor.
Yaygaraya, nümayişe ve kaosa hiç gerek yok; atılacak çok somut, ekonomik, reel ve neticeye götürecek onurlu adımlar var:
1- Türkiye, Refahyol hükümetinden bu yana İsrail ile yaptığı siyasi, ekonomik, askeri tüm anlaşmaları askıya almalıdır.
2- AKP iktidarının İsrail'e bağladığı Manavgat suyu kesilmelidir.
3- İsrail ile olan tohum ve tarım ürünleri ağırlıklı ihracat-ithalat sonlandırılmalıdır.
4- Malatya-Kürecik ve Adana-İncirlik üsleri, Amerika'ya ve İsrail istihbaratına kapatılmalıdır.
5- Suriye'deki kirli savaşa ve kaosa son verecek acil adımlar atılmalıdır.
6- Kudüs gündemiyle Aralık ayında İstanbul'da toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) acilen toplanmalı, Aralık'ta alınan kararların uygulaması takip edilmeli ve artık şu somut kararlar alınmalıdır:
- Amerika ve İsrail vahşetinden yana saf tutan İslam ülkeleri teşkilattan ihraç edilmelidir.
- İslam ülkeleri içinde veya İslam coğrafyasında Sünni, Şii, Alevi, Caferi, Kürt, Arap, Acem gibi mezhepsel ve etnik bölünmeleri tetikleyen ülkelerin liderleri ikaz edilmeli, gerekirse teşkilattan atılmalıdır. Bu eksende Yemen ve Suriye'deki fitne ateşi söndürülmelidir. İslam kardeşliğini tesis edecek icraatlar ortaya konmalıdır.
- İslam İşbirliği Teşkilatı ülkeleri arasında, 2005 yılında Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'yle dünyaya sunduğu ve BRICS ülkeleri tarafından uygulanarak ekonomik şahlanış temin eden "Milli para ve milli para ile ticaret" sistemine geçilmelidir.
- İslam İşbirliği Teşkilatına üye ülkeler arasında Dolar, rezerv para olmaktan çıkartılmalıdır.
- Amerikan ve İsrail vahşetini besleyen ve palazlandıran küresel sermayedarlardan borç ve sendikasyon kredisi alımına son verilmeli; İslam ülkeleri GSMH'ları karşılığında senyoraj haklarını kullanmalı, devlet ve piyasalarının likidite ihtiyaçlarını "milli para"larıyla karşılanmalıdır.
- İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler, Türk dünyası ve bölgemizi ateşe vermek istemeyen BRICS ülkelerinin, ticaret ve ekonomik kalkınmamız için fazlasıyla yeter pazar ve müşteri olduğu gerçeği idrak edilmeli, buna göre projeler oluşturulmalıdır.
Bu somut adımları Türkiye atmalıdır; bu bağlamda Prof. Dr. Baş, Türkiye'nin ve dünyanın çıkış yoludur.
Bizim medeniyetimiz, her türlü dinsel, mezhepsel ve etnik grupların barış ve huzur içinde yaşayacağını ispat etmiş bir hazinedir. Bu barışı ve kardeşçe yaşamı İslam coğrafyasına ancak Türkiye taşıyabilir.
Lakin önce Türkiye kendi içinde bu birlik ve barışı sağlamalıdır.
Bu adımları atarsak; yalandan nümayişe gerek yok, ona-buna boş yere bağırıp çağırmaya hacet yok…
Bugüne kadar mangalda kül bırakmayan siyaset bunları yapmadı, somut tek adım atmadı. Hatta oy devşirmek ve toplumun gazını almak için Filistin ve Kudüs meselesini istismar etti, diyorsanız; yine de çaresiz değilsiniz…
Hiç kimsenin burnunu kanatmadan, bilakis İsrail ve Amerika'yı dizginleyip bölge ve dünya barışını tesis ederek somut adımları atacak bir halk ve hak adamı var: Prof. Dr. Haydar Baş.
Kendimizin, ülkemizin, bölgemizin, Kudüs ve Filistin'in kurtuluşu için yalandan nümayişlere değil; canla-başla Prof. Dr. Baş'a koşun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.