Milletlerin devamı gençlerine sahip çıkmasıyla doğru orantılıdır. Gençlerine değer vermeyen, onlara sorumluluk bilinci aşılamayan kısaca onları eğitmeyen bir millet doğal olarak yok olmaya mahkumdur.

Bu sebepledir ki, Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini şu veciz ifadelerle Türk gençliğine emanet etmiştir ?Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istikbalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve mudafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir.?

Atatürk?ün gençliğe bu kadar önem vermesine rağmen, Atatürk?ten sonra gelen siyasilerimizin uyguladıkları yanlış politikalar, maalesef gençliğimizde çok ciddi tahrifatlara sebep olmuştur. Bu kötüye gidiş önlem alınmadığı takdirde her geçen gün çok daha da ciddi boyutlara ulaşabilir.

Gençlerimize binlerce yıllık şanlı Türk tarihi unutturulmuş ?Batı bir hırsızı için bile yüzlerce film ve çizgi film üretirken?ezberciliğe kaçan, tam pratiği olmayan öğretim verilmiş, eğitim i~|~se yok denecek kadar az verilmiş, her geçen gün yalnız bırakılan gençlerimiz medyanın da desteğiyle alkolün, uyuşturucunun ve fuhşun kucağına atılmıştır.

Son olarak açıklanan raporlarda korkunç gerçek gözler önüne gelmektedir ?tiner bağımlılık yaşı 11 yaşa, alkol ve uyuşturucu 15 yaşa düştü.?

Gençlerimize, gerek medya gerekse büyükleri ve arkadaşları tarafından hep eğitimi olmayan, kolay yoldan para kazanmış insanlar örnek gösterilmiş ve gençlerimiz de onlar gibi olmak için eğitimi, sorumlulukları bir kenara bırakıp, ?kolay yoldan para kazanma heveslisi olanları avlama tüccarları?nın kucağına düşmüştür.

Nüfusunun yarısından fazlası genç olan bir ülkeyiz. Bu güne kadar gelen siyasilerimiz ?Eyvah! Biz bu gençliği nasıl yetiştiririz, nasıl besleriz, nasıl iş buluruz? düşüncesine kapılıp nüfus planlamasını desteklemişlerdir. IMF zinciri ile de her gün biraz daha köleleştiğimiz bir zamanda böyle bir dinamik potansiyeli değerlendirememişler, milletimizin direği olan bu önemli unsura yeterince sahip çıkamamışlardır. Aynı zamanda hiçbir ekonomik proje de üretemeyen siyasilerimiz resmi rakamlara göre 10 milyonları geçen bir işsiz ordusunu ?maalesef bunların tamamına yakını genç? tamamen kendi hallerine başıboş vaziyette bırakmıştır.

Şunu unutmayalım ki ahlaki ölçülerden mahrum, sorumluluk sahibi olmayan bir gençlik milletin altına konulmuş dinamit gibidir.

Peki çözüm yok mu? Tabii ki var. Gençlerin efendisi Hz. Ali (KV)?nin şu sözü çok manidardır ? Her karanlıktan sonra mutlaka bir aydınlık vardır.?

Geçtiğimiz günlerde Bursa Kocayayla?da Bağımsız Türkiye Partisi Gençlik Kollarının düzenlediği bir yaz kampı vardı. Kampın son günü olan Pazar günü Türkiye?nin her tarafından gelen BTP sevdalılarının da iştirakiyle de yapılan gençlik kurultayına bizler de katıldık.

Kurultayda gençlerin kamp boyunca eğitim,yarışma ve spor çalışmalarının neticesi olarak ödülleri verildi. Bizler de gurur duyduk. Çünkü milyonlarca gencin başı boş bırakıldığı bir ortamda binlerce gencin eğitilmesi, kabiliyetlerine göre ödüllendirilmesi ve her şeyden önemlisi topluma faydalı bir unsur olarak kazandırılması gerçekten çok manidardı.

Yapılan son derece faydalı konuşmalardan sonra hepimizi duygulandıran ve hatta göz yaşlarımızı tutamadığımız ana sıra geldi. Gençler sıraya dizildiler ve başlarında Gazi Abdullah Ağar ?Güneydoğu?da bir çatışma esnasında yaralanmıştır? o müthiş, yeri ve göğü inleten andı okudular. Tüylerimiz diken diken oldu. ?Ben, Oğuz Kağan?ım. Ben Alparslan?ım. Ben Fatih?im. Ben Mustafa Kemal?im. Ben Haydar Baş?ım. Dindarım. Milliyetçiyim. Ulusalcıyım.?

Binlerce genç ama tek bir ses, tek bir vücut ve tek bir gönül.

Biz Malazgirt?i, Çanakkale?yi, Kurtuluş Savaşı?nı bu yürekle kazandık. Böyle birlik ve beraberliğin olduğu yerde hiç mağlubiyet olur mu?

Prof. Dr. Haydar Baş Bey çok sevinçliydi ve sevinç göz yaşları döküyordu. Çünkü Türkiye?yi, bayrağını, sancağını ve ülkenin bütün değerlerini gelecekte muhafaza ve müdafaa edecek, bu ülkeyi manda ve himaye ile değil, bağımsız olarak yönetecek, bütün dünyaya adalet dağıtacak bir nesli karşısında görüyordu.

Şuna inandık ki, Oğuz Kağan, Alparslan, Fatih ve Mustafa Kemal bu gençlerin gönüllerindeydi. Prof. Dr. Haydar Baş ise yine bu gençlerin gönüllerinde bütün Türkiye?de olacak. Vatan, millet ve bayrak sevgisini yine kendi yaşıtları olan gençlere hem halleriyle hem de dilleriyle anlatacaklar.

Yine şunu gördük ki, ancak sağlam mürebbilerin elinde gençler topluma kazandırılabiliyor.

Her sahada olduğu gibi, siyasilerimizin gençlik konusunda da Prof. Dr. Haydar Baş?tan ve BTP kadrolarından öğreneceği çok şey var.

Bizden söylemesi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100