Gerekçe ne olursa olsun bir Müslüman, Müslümanların yaşamakta olduğu bir beldenin başından aşağı haçlı bombalarının yağdırılmasından ötürü memnun olamaz, mutlu olamaz.
İslam coğrafyasında haçlı işgalcilerin hain planlarının yürümesi için bir Müslüman asla ne kavli ne de fiili destek veremez, destek manasına gelecek açıklamalar yapamaz.
İster Müslüman olsun isterse gayrimüslim olsun masum ve mazlum insanların tepesinden aşağı bomba yağdırılması nasıl bir insanlık suçu ise bu cinayeti onaylamak ve ‘iyi oldu’ şeklinde açıklamalar yapmak da o kadar insanlık suçudur.
Bu nasıl bir sapma, bu ne denli bir savrulmadır ki, dün Suriye’nin kurulu düzenini bozmak, ülkeyi viraneye çevirmek için Esad’ın mezhebini bahane edip haçlı-siyonistlerle aynı çizgide buluşanlar bugün Suriye’yi bombalayan Trump’un hangi dinden olduğunu dahi sormadan cinayetini onaylamaktadırlar.
Bombalayan haçlı-siyonist işgalciler, bombalanan Müslümanların yaşadıkları beldeler, diğer taraftan bu bombardımanı alkışlayanlar da Müslümanlar...
İdrakin, iz’anın ve basiretin böylesine yazıklar olsun.
Haçlı-siyonist emperyalistler İslam coğrafyasını iliklerine kadar sömürüyorlar bununla yetinmiyorlar bir de kalkıp o coğrafyada soykırım yaparak kaynakların tamamıma çöreklenmek istiyorlar.
Bugün sudan sebeplerle, uydurma bahanelerle Suriye’yi bombalayanlar, dün de aynı yalanlar üzerine Irak’ı bombalamışlardı. Irak’ta en az iki milyon Müslümanın katline ferman yazan katiller daha sonra çıkıp bir özür bile dilemediler ve dünyanın karşısında sırıtarak ‘Saddam’ın kimyasal silahları meğer yalanmış’ demekle yetindiler.
Bugün kendilerinin icad ettikleri uydurmaları gerekçe göstererek Suriyeli Müslümanların başına bomba yağdıranlar dün aynı ülkede ‘muhalefet icad etmek için’ uydurmadık yalanlar, çevirmedik fırıldaklar bırakmamışlardı.
Bu sinsi oyunu görmemek için gerçekten kör olmak lazım, o mazlumların arşa yükselen feryadını duymamak için gerçekten sağır olmak lazım ve emperyalistlerin uydurdukları bahanelere aldanmak için gerçekten ahmak olmak lazım.
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ulaştırdıktan sonra kalplerimizi hak ve hakikatten bir daha ayırma ve bize rahmetini lütfeyle! Şüphesiz Sen, sonsuz lütuf sahibisin.”(Âl-i İmran: 8).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.