Kuyudaki köpek kurtarıldı.

Türkiye, rahat bir nefes aldı!

Dedesi, ninesi, yavrusu, herkes bir oh çekti. Artık rahat rahat uyuyabilirsin Türkiye!

Diziler, bırakıldığı yerde izlenebilir!

Neydi o ya!..

İhmalkârın biri, bir kuyu açmış. Ağzını kapatmamış. Küçük yavru köpek, sen gel, o kuyuya düş!

Olacak şey değil ama olmuş!

AFAD, İtfaiye, İBB ve hatta Zonguldak Taş Kömürü İşletmeleri’nden bir ekip… Mühendisler, yer bilimciler, veterinerler… Kuyudaki köpek için seferber oldular.

Basınımız kuyudaki gelişmeleri, büyük bir titizlikle takip etti. Milyonların duyguları kuyunun dibini boyladı. Robotlar, kameralar indirildi, derin kuyuya.

Köpeğe yiyecek ve su gönderildi. Şişmanlamamasına dikkat edildi. Köpeğin sağlığı kuyu dibinde, bile kontrol altındaydı, anlayacağınız. Asrın operasyonuydu!

Bütün bu işler için kuyu başına bir çadır kuruldu, tam bir hafta çalışıldı. Gece gündüz demeden… Öyle ki, bir “tek dua timi” eksikti!

Nasıl es geçtiler, hayret!

Bir çadırda, onlar kurabilirdi!

Dolar yükseldi, Hint sarığı ve cübbesi bulanamamıştır, zaar!

Ne de olsa, kuyuda bir canlı vardı ve asla kaderine terk edilemezdi. Öyle de yapıldı.

Ve saat önceki gün sabahın 5’i… Türkiye uyumamış, gelecek güzel haberi bekliyordu. O an geldi. Bağrışmalar ve sevinç çığlıkları altında, kuyudan çıkartılan köpek, kucaklandı!

Koklandı!

Öpüldü!

Kuyuda kurtulan köpek miydi veya gündemimiz miydi, bak orasını pek anlayamadım!

Ama neyse sonuçta bir “kurtulma” var.

Köpek kurtuldu!

Türkiye kurtuldu!

Türkiye’nin gündemi de köpekle birlikte kuyudan çıktı!

Allah, başka kuyulara düşürmesin!

Birinden çıkıp, öbürüne düşürmesin!

Yalnız kuyudan çıkan köpeğe birkaç sözüm var:

Köpek kardeş!

Kuyu senin için iyiydi, niye çıktın ki!

Birkaç gün daha dayansaydın, bu ikiyüzlü dünyadan ebedi kurtulmuş olurdun!

Niye meşgul ettin ülkemizi?!

Gündemimizi neden çektin, düştüğün kör kuyuya!

Senin yüzünden birkaç gün kimse olan bitenden haberdar değil, köpoğlu!

“İtoğlu!” demiyorum bak!

Çünkü sen it değilsin!

İtlik, siz dört ayaklıklara mahsus bir şey değil de ondan!

O kuyuya yiyecek yerine taş atsaydık, senden yine bir itlik görmezdik!

Bunu biliyorum!

Fıtratınızda yok!

Neyse, inşallah, kuyudan çıktığına pişman olmazsın!

Yetkililer! Köpek sizin, alabilirsiniz!

Benim konuşmam bitti!..

Ne kadar da masum, bir görünüşü var, hayvancağızın, değil mi?

Köpekte olsa, Allah tüm canlıları kuyulara düşmekten korusun.

Can, candır. İki ayaklısı, dört ayaklısı veya tek ayaklısı, hiç fark etmez. Can açısından…

Fakat insan başka bir varlık. İki can taşır. Birini vücutta taşır, diğerini özünde… Vücut canı giderse, “öldü” deriz. Ancak aslında, öz gidince ölmüştür insan.

O, öz, hiçbir canlıda yok. Sadece insanda var. Canın özü… Canın ilki topraktan ve sudan, özü ise Allah’tan…

Candan geçip öze ulaşandır, Hazreti İnsan. Hayatta iken ulaşan “dost” olur.

Neyse bunlar özel konular!

Burdan da çıktık!

Kuyudan, zaten çıkılmıştı!

E bana müsaade o zaman!

Yalnız gitmeden, son bir şey söyleyeyim: Herkes köpeğine sahip çıksın!

Malum, kuyu çok!

Sonra, koca ülke bir köpeğe ağlar!

Duygusal bir millet canım!

Kime, neye, ağlayacağı hiç belli olmuyor!

Köpeğe sahip çıkın ama sakın ha, yoksula, düşküne, muhtaca sahip çıkmayın!

Çıkarsanız, cennete girersiniz çünkü!

Allah sizi bildiği gibi yapsın emi!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100