Bu haber kez okundu.

1071 ? 2005
Türk Ordusu, 1071'de, öncü gönderdiği sivil kütlelerden sonra, resmen ve harben Anadoluya girmiş ve o devrin bilmediği yüksek bir adalet ve hukuk sistemiyle Türk Devleti'nin temelini atmıştı. Dünyanın en büyük ve en devamlı imparatorluğu haline gelen devletimizin bininci yılını kutlamaya az kaldı. Bu girişin rastladığı ağustos, Türk tarihinde zaferler ayı olarak bilinir. Nitekim, 1922 senesinde Türk'ü gerisin geri Ortaasya'ya sürmek için Batı'nın giriştiği hamleyi yine Türk Ordusu, yine bu aylarda ve günlerde Yunan birliklerini İzmir rıhtımından denize dökerek püskürtmüştü. Alparslan Gazi'nin, Anadoluya girişini temin eden Malazgirt'te, İslam'ın son Gazisi Mustafa Kemal'in gazi ordularının da zaferi aynı günlere rastlar.
Bu sene Milli Güvenlik Kurulu toplantısı da ayni günlere rastladı.Ama, bu zafer günlerinde söylenenler ne bin sene, ne de seksen sene önceki söylenenlere pek benzemiyor. Hatta ordu namına yapılan açıklamalarda da bir zihin karışıklığı daha doğrusu bir paradoks görülüyor. Bu paradoks milletimizin de paradoksudur. Tanihimizin de.
~|~ Milli paradoks
Sayın Genelkurmay Başkanı, 'Ayrıştırıldığımızı en mühim tehlike olarak işaret ediyor.' Arkasından da Avrupa birliğine girmemizin mill" bir politika olduğunu belirten ifadelerde bulunuyor. Milli paradoksumuz burada yatmaktadır.
Çünkü, başat medeniyet olan Batı Medeniyetinin teknolojik normlarına Türk milletinin ulaşması bir zarurettir. Hele savunma görevini üstlenen ordumuzun nükleer savaş devrinde buna ihtiyacı daha hayat"dir.
Fakat ne var ki Avrupa da, bizi ayrıştırmayı kendisi için 'Milli Politika!'
haline getirmiş bulunmaktadır. Bu hususta ne kadar acımasız, inatlı ve fırsatcı olduğunu şu son birkaç yıldaki diplomatik temaslar neticesinde artık herkes öğrendi, gördü ve hükmünü verdi. Zirvesi nükleer savaş yani insan ırkını yok edecek güce erişmek ve para kazanmak, petrol bulmak olan bir medeniyetin insan hakları ve hukuk, adalet gibi manevi sahalarda verebileceği ne gibi bir fayda olabilir. Yirmi beş yıl arayla gırtlak gırtlağa gelmiş ve milyonlarca insanı mahvetmiş bir toplumdan ne beklenebilir?
Teknik üstünlüğü, Osmanlı Devrinde de herkes farketmiş ona ulaşmayı zaruri görmüştü. Bu günde AB tenki?ekonomik normlarına kimsenin itirazı yoktur. Fakat, Avrupa Birliğinin, çifte standart kullanarak bizi biz yapan milli normlarımızı yıkacak AB normlarını gayriciddi gerekçelerle bize empoze etmesi ve bizi Sevr şartlarına itmesi, egemenliğimizi sınırlamaya kalkması ve içimizden bazılarını da buna baş eğmeye hatta en iyi diplomasi imiş gibi takdime mecbur etmesi ne Malazgirt, ne de Dumlupınar ruhuna uymaktadır. Kısacası Türkiyede en büyük ayrıştırmayı başaran AB ve onun hayranlarıdır. Türkiyede milli varlığı ve egemenliği korumakta en hassas olan müessese de ilk günden beri ordumuzdur. Buna rağmen o da Avrupa Birliği'ne girmeyi hedef görmektedir. Üstelik Avrupa Birliği'nin de, ona paralel olarak ABD'nin de Türkiyeyi ufalamak için ne büyük bir gayret içinde olduğunu en çok o görmüş ve yaşamıştır. Önce bu paradoks açıklanmalıdır veya halledilmelidir. Yani ayrıştırılarak AB'ye girmekten ne beklenebilir? Kıbrıs işi ortada, yüzde yüz haklı olduğumuz davada Yunanistan karşımıza Avrupa Birliğini çıkardı elimizi kolumuzu ve KKTC'yi bağladı. AKP'de Türkiye'de karşımıza AB'yi çıkarıp bütün güvenlik güçlerini atıl hale mi getirdi? Bu güçlerin de anayasal hakları ve hukuki görevleri var. Bakınız AKP Genel Başkan Yardımcısı Mir Dengir Mehmet Fırat MGK açıklaması için, yüzünde küçümseyici tebessüm kıvrımlarıyla 'Bir uyarı değildir ve olamaz da' diyor. Abdullah Gül de babası yerindeki Rauf Denktaş'a, Kıbrıs'ın ve Türkiyenin Milli Kahramanı'na hakaret ediyor 'Ona düşmez bunları konuşmak, bu bizim kendi politikamız' diyerek. Gül, Paris'te de Fransız yetkiliyle konuşurken istediği yardımı alamayınca 'Ama bizim partimizin durumunu hiç düşünmüyorsunuz' diyerek politikasının ne olduğunu açıklamıştı... 1071?2005 arası iyi düşünülmeli.
 
 Ergun Göze/Tercüman
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100