Bu haber kez okundu.

11 Eylül sendromu
Önce meselenin geçmişini aktaralım: Seçimlerden önce dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, DEHAP'ın örgütlenmesinin Siyasi Partiler Kanunu'nun istediği ölçüde gerçekleşmediği, bu yüzden seçime katılmaması gerektiği yolunda Yüksek Seçim Kurulu'na itiraz etmiş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na da suç duyurusunda bulunmuştu. Yüksek Seçim Kurulu, "DEHAP'ın gönderdiği belgelerin sahte olduğuna dair yeterli delil bulunmayışı dolayısıyla", bu partinin seçimlere katılmasını onaylamıştı. Buna mukabil, savcılığın açtığı dava üzerine Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, DEHAP'ın örgütlenmesini tamamlamadığı yolunda hüküm verdi. Konu, Yargıtay nezdinde temyiz edildi, 11 Eylül'de Yargıtay'ın kararı bekleniyor.

Son kararı YSK verecek

11 Eylül'de Yargıtay, DEHAP davasını karara bağlayacak. Eğer bu partinin 3 Kasım öncesi seçime katılma hakkını kazanmak için belgeleri tahrif ettiği iddiası kabul görürse, konu Yüksek Seçim Kurulu (YSK) önüne gelecek. 24 Ağustos 2003 tarihinde Yüksek Seç~|~ikm Kurulu (YSK) Başkanı Tufan Algan herkesi görüşlerini açıklamaya davet etmişti. Eski Yargıtay Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk konuyu inceledi ve Dünden Bugüne Tercüman gazetesinde yazdığı makalede 3 Kasım seçimlerinin iptâl edilmesi sonucuna vardı.

Sami Selçuk dün şunları yazdı: "1 milyon 900 bin geçerli oyun kimlere verileceği belli olmadığı, verilmediği ya da verildiği takdirde ülke barajının ve TBMM'deki temsilci sayıların değişeceği açık bulunduğundan, 3 Kasım 2002 seçimi hukuken butlan, yaptırımıyla sakattır ve bu yüzden bütünüyle iptâl edilmelidir. Yüksek Seçim Kurulu karar verinceye kadar TBMM'nin kendisi ve bütün işlemleri geçerlidir ve meşrudur. Eğer, yargıçlar, ülkeyi kurtarmak gibi siyaset ve yerindelik saikleriyle birinci göreve heves ederlerse, yasalara göre hüküm kurmamış; hükümet etmiş, kendi kürelerinin dışına sarkmış ve "Anayasaya, yasalara ve hukuka uygun düşen vicdani kanılarına göre hüküm" kurmamış olurlar. Yüksek Seçim Kurulundaki arkadaşlarımın yazılı hukuku ve yukarıdaki ilkeleri gözeterek karar vereceklerinden hiç kuşkum yoktur."

Diğer ihtimaller

Kimine göre, Yargıtay da, DEHAP'ın 3 Kasım seçimlerine katılmaya hakkı olmadığı sonucuna varırsa, bu partinin aldığı 1 milyon 900 bin oy hiç kullanılmamış gibi mütalâa edilecek ve diğer partilerin oy oranları böylece yeniden belirlenecek. Bir başka ifadeyle, seçim sonuçları açıklanırken, DEHAP'ın aldığı 1 milyon 900 bin geçerli oy, geçersiz olarak değerlendirilecek. Zaten barajın çok az altında bulunan DYP barajı geçmiş sayılacak.

Üzerinde durulan bir diğer ihtimal de, seçimlerin tamamen yenilenmesi.

Yüksek Seçim Kurulu, seçim sonuçları ilân edildikten 10 ay sonra, yapılacak bir itirazı ele alıp, sonuçları değiştirecek bir karar verebilir mi? Bu konuda, YSK Başkanı Tufan Algan da henüz kararlı değil.

Farklı görüşler

Konunun uzmanlarından ise farklı sesler çıkıyor.

Prof. Niyazi Öktem: "Seçim iptâl edilirse kaos olur. Hukukta güvenlik esastır. Güvenliği bozmamak gerekir."

Prof. İlter Turan: "Yüksek Seçim Kurulu'nun 'ortaya çıkmış bir sonucun değiştirilemeyecek mahiyette olduğuna' karar vermesi daha mümkün görünüyor."

Prof. Necmi Yüzbaşıoğlu: "DEHAP oyunun başka partilere dağılması durumunda DYP barajı aşıyor. Siirt'te seçimler iptâl edilirken, oy kullanmayan seçmenin, o ildeki sonuçları değiştirecek miktarda olduğu dikkate alındı. 3 Kasım seçimleri iptâl edilip, yenilenmelidir. Bu durumda, 3 Kasım'dan sonra oluşan Meclis'in çıkardığı yasalar geçerliliğini korur."

Mümtaz Soysal: "YSK, en azından DEHAP'ın aldığı oyları geçersiz sayacaktır. Bu durumda, DYP Meclis'e girme hakkı kazanır. Ama YSK, 'Olan olmuş, benim kararım kesindir, itiraz mercii yoktur' diyerek hiçbir şey de yapmayabilir. Bu da ikinci ihtimal. Ama ben ilk ihtimalin olması gerektiğini düşünüyorum."

Prof. Süheyl Batum: "Anayasa'nın 79'uncu maddesine göre seçim sırasındaki usulsüzlükleri ve yolsuzlukları inceleme ve karara bağlama yetkisi Yüksek Seçim Kurulu'na aittir."

ABD'de iki yıl önce 11 Eylül'de İkiz Kulelere yönelik terör eylemleri, dünya tarihinin yönünü değiştirmişti. Yargıtay'ın 11 Eylül'de vereceği "seçimlerin iptali yönündeki" karar da Türkiye'de siyasi ve ekonomik taşları yerinden oynatabilir.
Anahtar Kelimeler:
11 eylül sendromu
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100