Bu haber kez okundu.

17 Aralık fırsatçılığı

RECEP BAHAR / İSTANBUL

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık Operasyonu’ndan sonra yaptığı konuşmalarda sürekli olarak Gülen cemaatine ‘paralel devlet, haşhaşiler, çete’ gibi ifadelerle yükleniyor. Bu süreçte Emniyet camiasında yaklaşık 6 bin emniyet müdürü, emniyet amiri ya da polisin görev yeri değiştirildi. Pek çok ilde terörle mücadele ve mali suçlar şubelerinde kapsamlı görev değişiklikleri yapıldı. Hatta bazı illerde aynı şubede görevli müdür, amir ya da polisler üst üste atamalara tabi tutuldu. 
Hükümet 17 Aralık Operasyonu sonrası çok sayıda kritik mevzuat düzenlemesine de imza attı. TBMM’yi sabahlara kadar çalıştıran AKP iktidarı ilk olarak internete el attı. Bu kapsamda üst üste torba yasalar gündeme geldi. Nitekim 6518 sayılı “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile internet zapturapt altına alındı. 

İfade hürriyeti TİB’e havale!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 18 Şubat’ta onayladığı yasaya göre, “internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) başvurarak doğrudan, içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilecek. Özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, doğrudan TİB başkanının emri üzerine erişim engellenebilecek. Bu karara karşı Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilebilecek. Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulacak. Birliğe üye olmayan internet servis sağlayıcıları faaliyette bulunamayacak.” Söz konusu yasayla Anayasada güvence altına alınan ifade hürriyeti rafa kaldırılmış oldu. 

Yargı hükümetin emrinde!

CHP, önceki gün HSYK’nın yapısında değişiklik öngören düzenlemenin yok hükmünde sayılması, iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Yüksek Mahkeme’ye başvurdu. Ancak hukukçular, söz konusu yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadığı için Anayasa Mahkemesi’nin dosyayı ele almasının zor olduğunu ifade ediyor. TBMM Genel Kurulu’nda 15 Şubat’ta kabul edilen Kanun değişikliğiyle HSYK üyelerinin görev yapacakları daireleri belirleme yetkisi Genel kuruldan alınarak Kurul Başkanına verilecek, üyelerin hangi dairede asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına Adalet Bakanı olan Başkan karar verecek.  Dahası Kurul adına görev yapan ve Kurul’a karşı sorumlu olan HSYK Teftiş Kurulu Başkanlığı, HSYK Başkanının gözetiminde Kurul adına görev yapacak ve Başkana karşı sorumlu olacak. HSYK Genel Kurulu tarafından atanan HSYK Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcılarının atanmaları HSYK Başkanı tarafından yapılacak.

500 kişinin yerine yeni atamalar yapılacak

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, Kurulda görev yapan, Genel Sekreter, genel sekreter yardımcıları, Teftiş Kurulu Başkanı, Teftiş Kurulu başkan yardımcıları, Kurul müfettişleri, tetkik hâkimleri ve idari personelin Kuruldaki görevleri sona erecek. Yaklaşık 500 kişiyi kapsayacağı belirtilen bu unvanlar için yeniden atama yapılacak. Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Kurul tarafından düzenlenmiş 34 genelge yürürlükten kalkacak. Adli ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından yapılacak Kurul üyeliği seçimlerinde, adayların hâkimlik ve savcılık mesleğinde yirmi yıl çalışmış olmaları şartı aranacak. 

Son hedef istihbarat

İnternet ve yargıyla ilgili kapsamlı düzenlemelere imza atan hükümet önceki gece istihbaratı da tümüyle yürütmeye bağladı. AKP Çankırı Milletvekili İdris Şahin ile Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Kanunu’nda (MİT)  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi önceki akşam TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
Teklife göre; MİT, dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda  Bakanlar Kurulu’nca verilen her türlü görevi yerine getirecek. MİT, telekomünikasyon kanallarından (internet vesaire) geçen dış istihbarat, milli savunma, terörizm ve uluslararası suçlar ile siber güvenlikle ilgili verileri toplayabilecek. MİT’te görev alan veya alacak kişilerin güvenilirliklerini ve uygunluklarını belirlemek için yalan makinesi uygulaması dahil test teknik ve yöntemlerini kullanabilecek. 

PKK ile irtibat kurmak serbest

Teklife göre MİT mensupları görevlerini yerine getirirken ceza ve infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerle önceden bilgi vermek suretiyle görüşebilecek, görevinin gereği terör örgütleri dahil olmak üzere milli güvenliği tehdit eden bütün yapılarla irtibat kurabilecek.
Cumhuriyet savcıları, MİT görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde MİT ile temasa geçecek. 

Banka bilgileri MİT’e açılıyor

Kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, Bankacılık Kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşlar ile diğer tüzel kişiler ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlardan bilgi, belge, veri ve kayıtları alabilecek, bunlara ait arşivlerden, elektronik bilgi işlem merkezlerinden ve iletişim alt yapısından yararlanabilir ve bunlarla irtibat kurabilecek. Bu kapsamda talepte bulunulanlar, kendi mevzuatlarındaki hükümleri gerekçe göstermek suretiyle talebin yerine getirilmesinden kaçınamayacak. Teklife göre, MİT mensupları ile MİT’te görev yapmış olanlar, MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin hususlarda tanıklık yapamayacak. 

Paralel yapıya kovuşturma yok! 

AKP Hükümeti, 17 Aralık Operasyonu’ndan sonra idari ve hukuki çok sayıda uygulamaya imza atmasına rağmen, bizzat Başbakan Erdoğan tarafından ‘paralel devlet, çete, haşhaşiler’ olarak nitelenen yapılanma aleyhine tek bir kovuşturma ve bunu takiben soruşturma açılmaması dikkat çekiyor. Erdoğan, önceki gün de Cemaati kastederek, “Yargı içindeki paralel yapı, jandarmadaki uzantılarını da yanına alarak bu ülkenin Mili İstihbarat Teşkilatı’na yasadışı operasyon yapıyor. İşte bu süreç, bu görüntülerden dolayı bir istiklal mücadelesi sürecidir. İnanın İstanbul işgal edildiği dönemin mütareke basınında dahi bu derece bir ihanet sergilenmemiştir. Bu operasyon, altını çizerek ifade ediyorum; düpedüz bir casusluk operasyonudur. Şimdi artık son çeteyle mücadele ediyoruz. Bu çete de tarihe karıştığında, bu paralel yapı da çöktüğünde inanın demokrasinin önünde hiçbir engel kalmayacak” demişti. Başbakan dahası çetenin kendisini dahi dinlediğini vurgulamıştı. Bütün bu ağır ifade ve ithamlara rağmen, ‘paralel yapı’ hakkında tek bir soruşturma dahi açılmaması manidar bulunuyor! 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100