02 Mart 2015 Pazartesi 00:08
1803 Okunma
28 Şubat bitmedi

ORHAN DEDE / TRABZON

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Başyazarımız Muharrem Bayraktar’ın sunduğu Diyalog Özel programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Programa Bağımsız Türkiye Partisi kurmaylarından Dr. Abdullah Terzi, Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu, Mehmet Emin Koç, Fuat Şengül, Selim Kotil, Ahmet Erimhan, İbrahim Berk, Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, Harun Kayacı, Zeki Garaçoğlu, Nihat Hekimoğlu, Recep Bahar ve Emre Polat da katıldı. Kurmay kadrosuyla birlikte katıldığı programda çarpıcı açıklamalarda bulunan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Atatürk’e yönelik yapılan saldırlar hususunda önemli açıklamalarda bulundu. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Mustafa Kemal Atatürk ve Türk milleti hakkında ne kadar garip, hakikat dışı ve iftiralar ve sözler varsa Yunan istihbaratı ve İngiliz istihbaratının uydurmalarıdır. Yunan istihbaratının verdiği bilgiler ve yaptığı propagandalar bir bakıyorsunuz Türk milletine ve devletine karşı olanların o devlete sahip çıkanlara yamadıkları şeylerdir. Hatta ben 20 sene kadar önce ‘Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler’ adlı eseri hazırlarken hayretler içerisinde kaldım. İngiliz Sömürgeler Bakanlığı’nın tespit ettiği kurallardan bugün hayata geçmeyen bir tanesi kalmadı. Yani bu İngiliz Sömürgeler Bakanlığı ajanlarının faaliyetleridir. Önümü, sağıma ve soluma bakıyorum, bugüne kadar İslam adına kişilerin bunlarla birlikte hizmet ettiklerini, yani bunların ideal bir gaye olarak ortaya koyup hizmet ettiklerini gördüm. Ben hayretler içerisinde kaldım. Araştırmalarıma biraz daha devam ettirdim, Mustafa Kemal’in şeceresini araştırma esnasında baktım ki, O’na yapılan iftiraların tamamı Yunan istihbaratı tarafından ortaya atılmış iftiralar. Bugün Atatürk’e saldıranlar da onların tellallığını yani sözcülüğünü yapıyorlar.” 

Bizim için 28 Şubat bitmedi

Programda ‘Bizim açımızdan 28 Şubat darbe süreci bitmedi’ diyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, 28 Şubat 1997’de başlayan baskılar hiç eksilmeden aynen devam ettiğini söyledi. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Bizim için 28 Şubat bitmedi ki. Aynı gizleme, aynı iftira, aynı fitne, aynı dedikodu bugün devam ediyor. Rus bilim adamlarının ‘Kapitalizm tarihi gömüldü’ dediği devrimi Türkiye’de bilen var mı? 

Var, biz dilimiz döndüğü kadarıyla anlattık. Kısaca 28 Şubat bitmedi. O gün 28 Şubat bize yapıldı. Hala devam ediyor. Çok sıkıntı çektik. Jandarma gelip o zaman evimin etrafını sarmıştı. Haftada bir Emniyete gidiyoruz. Ne yapmışız? Hiçbir şey… 

Bir taraftan bunları yaşıyoruz diğer taraftan da bize hem ‘devletin, ordunun adamı’ diyorlar hem de ‘irticanın başıdır’ iftirayı yapıyorlar. Bu kadar büyük fitne ve münafıklık vallahi tarih yaşamadı. Yani bir tarafta radikalizmin doruk noktasında gösteriyorsun bir tarafta da devletin en güçlü adamı gösteriyorsun. Hangisi doğru? Böyle bir şey olamaz. Ben buradan yüce milletimin bunları görmesini istiyorum. Zaten gördüğü gün bu çileler biter. Hangi çile? Sadece benim değil milletin çilesi de biter. Milletime sesleniyorum; Lütfen 28 Şubat’ın asıl mağdurlarına sarılın ve beraber olun. Bakın o zaman Türkiye’de neler oluyor.”

Demokratik krallığa gidiş

Programda Süleyman Şah Türbesi’nin taşınması olayının Türkiye’de bazı gündemleri gizlemek için yapıldığına dikkatleri çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: “Durup dururken Süleyman Şah Türbesi’yle ne işin var senin? Niye? İç Güvenlik Yasası çıkacak amaç bunu gizlemek. Asıl mesele bu. Polis devleti diyorlar, yok yahu ne polis devleti. Bu devlet olmayan ve milleti esaret altına alarak, bir tek kişinin hükümranlığının ilanıdır, başka bir şey değil. Bunu zaten ilk referandumda, seçim konuşmalarında ben söyledim. Bu anayasa kifayetsiz değil. Yani sen vatandaşına hizmet edeceksin, maaş vereceksin, iş bulacaksın, iş yeri açacaksın anayasa yapamazsın mı diyor? Böyle bir şey yok. Bunların hiçbirini yapmıyorsun referandum yoluyla anayasanın bazı maddeleri değişecek diyorsun. Anayasa değiştirildi peki ne değişti? Bunların gayesi bu değil. Nedir? Demokratik krallığa gitmektir. Hatırlıyor musunuz ‘Türkiye’de demokratik krallık ilan edilecek, haberiniz olsun’ diye uyarıda bulunmuştuk. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve halka bakın, sizin okuduklarınıza ve dinlediklerinize bakın ve cevap verin krallığa mı gidiyoruz, demokrasiye mi gidiyoruz? Krallığa gidiyoruz değil mi? Krallık olduktan sonra eyvah demenin de bir kıymeti yok. Can, mal ve namusu feda ederek ilan ettiğimiz bu sistemi bir tane adamcağızın heveslerine kurban ediyoruz, olay bu.”

Milleti rahat ettiremediler

“Bizim dediklerimizden kopya çekenler seçim zamanı halka çeşitli vaatlerde bulunuyorlar. Bu insanların bana ait sosyal devlet projelerini hayata geçirmelerine asla imkân yoktur” diyen Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “İktisadi bütün kurumları sattılar, bir şey kalmadı. Devletin bunlardan elde ettiği vergi gelirleri kayboldu. Yollar satıldı, köprüler satıldı, limanlar satıldı. Hatırınıza ne geliyorsa hepsi satıldı. Şu anda KİT’lerin devlete verecekleri bir kuruş yok. Yetmedi bu kurum ve kuruluşlarda çalışan işçilerin çoğu işsiz kaldı. Böyle bir Türkiye tablosunu bu arkadaşlar meydana getirdiler. Ama bunların bence bir kusuru da yok. Ben Sayın cumhurbaşkanımızın ekonomik mantığını çok iyi bilirim. Bu arkadaşımız kendinin bildiği için şunu yapacağım, bunu yapacağım diye millete bir şey söylemedi. Millet kendi kendine bir efsane Tayyip üretti. Elinde bunun sihirli bir değnek var, uzatıyor yollar yapılıyor,  uzatıyor apartmanlar yapılıyor, uzatıyor işler açılıyor. Kafasında böyle bir şey kurdu. Yetmedi, Cenabı Hak (cc) seni bir köye muhtar yapmazlarken sana cumhurbaşkanlığı verdi. Bu senin emeğin ve gücünden değil. Allah seni dün de denedi, bugün de deniyor ve denemeye de devam edecek. Şimdi böyle bir pozisyondayız. Peki, bu pozisyona bu arkadaşlarımız geldi de millet rahat etti mi? Vatandaşın durumu ortada. Kısaca şartlar o kadar kötüye gitti. Tarım gerçekten bitti. Anadolu’da 3 bin hane olan yerler var. Bunlar beldeydi şimdi mahalle oldu. Geçmişte 100 hane olan köylerde şimdi 5 hane var. 10 hane olan köye ben rastlamadım. Öyle ki yetiştirdikleri altın değerinde olan ürünler bugün para etmiyor. 5 ürettiğini 3’e 4’e satmak zorunda kalan köylü üretimi terk etti.” 

‘Onlar yapamaz ama biz yaparız’

“Bu vatan bizimdir bizim kalacak” diyerek yola çıktıklarını söyleyen BTP Genel Başkanı Türkiye’nin sorunlarının tamamını çözeceklerini söyledi. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanı Erdoğan Merkez Bankası’na faizleri düşür diyor. Tamam, güzel de Merkez Bankası’nı bağımsız yapan sensin. Yani Türk milletine ait değil, başka güçlerin mantığına göre iş yapacaksın. Şimdi neyin hesabını soruyorsun? Zaten mesele sadece faiz de değil. O zaman ben buradan Sayın Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum; ‘Hadi Başbakan’a talimat ver, gelir vergilerini ve sigorta vergilerini yüzde 50 azaltacaksın.’ Hodri meydan ben yapacağım. Ama sen yapamazsın. Bilmiyorsun ki işi. Ben yüzde 50 değil yüzde 80, yüzde 90 azaltacağım, hatta hiç almayacağım. Sen bunu bilmezsin. Hadi talimat ver Başbakana enerji ücretlerini azalt. Sen yapamazsın, ama Haydar Hoca yapar. Bu işin kitabını yazan adam benim. Kredi faizlerini düşür, sıfır yap. Elini öpeyim senin. Ama bunların hiçbirini yapamazsın. Bunları yapamadığın için de işte o kredi faizleri, vergiler, sigorta giderleri, işçi giderleri, enerji giderleri, kiralar ve maaşlar senin imal ettiğin mamulün üzerine eklenir ve enflasyon denilen bela sırtına yüklenir. Sen bunu biliyor musun? Yok. O zaman dinle beni. ‘Hocam nasıl yapacağı’ de sana ben bu konuda hocalık yapayım.”

PKK’nın post modern darbesi 

Programda terörist başı Öcalan’ın silahların bırakılması çağrısını değerlendiren Hukukçu İbrahim Berk, “Yeni Türkiye’de bu defa post modern darbeyi PKK yaptı” dedi. İbrahim Berk şöyle konuştu: “İmralı’daki Abdullah Öcalan’ın on emrini, Dolmabahçe Sarayı’nda HDP adına PKK’yla görüşmeleri yürüten ekip ve Başbakan Yardımcısı bir arada Türkiye’yle paylaştılar.  Dolayısıyla AKP ‘vesayetten kurtulduk, askeri vesayete son verdik’ derken öbür taraftan terörün vesayeti altına Türkiye’yi ve iktidarı almış olduğunu gördük. Anlarsın ya cinsinden 10 madde dinledik. Burada yeni bir şey yok. Öcalan geçmişte de silahların bırakılacağını söylemişti ama bırakmadıklarını gördük. Şimdi de iktidara belli maddeler dayatılıyor ama o maddelerin sadece başlıkları konuşuluyor. Detayları ise taraflar arasında biliniyor. Burada taraflar Cumhurbaşkanının ifadesiyle iki maymunu oynuyor. Siyaset cenahı da iki maymunu oynuyor. Bir taraftan Davutoğlu ‘Artık silahların gömüldüğü bir devre uyanıyoruz’ diye pembe tablolar çizerken öbür taraftan işte cumhurbaşkanı burada silahı Türk ordusu değil de PKK bırakacakmış gibi bir polemikle güya zoru gösteriyormuş gibi yapıyor. Esasen burada PKK silahla elde edemediklerini müzakereyle elde etmiş oluyor. Herkes silahların bırakılması boyutunu öne çıkarmaya çalışıyor ama HDP, PKK ve Kandil ‘bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Önce biz bu 10 maddenin iktidar tarafından nasıl uygulanacağını göreceğiz” diyor. Enteresan bir tablo ortaya çıkmış durumda. Hükümet seçimlere giderken örgütle yürüttüğü müzakereler çerçevesinde cumhuriyet tanımını, vatandaş tanımını, millet tanımını ve anayasanın değiştirilemez maddelerini değiştirmeyi karşı tarafa taahhüt ettiğini aslında deşifre etmiş oluyor. Bugün Türk milletinin bütünlüğünün dinamitlendiği bir dönemdir.  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100