15 Temmuz 2012 Pazar 14:00
998 Okunma
‘Mimar Sinan hâlâ aşılamadı'

Türkiye\'de yapılmış olan ve yeni yapılacak olan camiler hakkındaki tartışmalar gündemi işgal ederken Cağaloğlu\'nda düzenlenen bir toplantıda konuyla ilgili bir beyin fırtınası esti. Prof Dr. Suphi Saatçi, Cumhuriyet döneminde yapılan hiçbir caminin sanat değeri taşımadığını vurgulayarak \"Çağdaş olup da sanat eseri niteliği taşıyan tek camimiz yok\" dedi.
Mimar, fikir adamı ve şair olmasının yanı sıra yaklaşık iki yıldır Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini sürdüren Prof Dr. Suphi Saatçi, Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından \"Bâbıâli Sohbetleri\" kapsamında düzenlenen \"Mimari Mirasımız ve Camilerimiz\" konulu toplantının konuğuydu. Saatçi, üstad Mimar Sinan\'ı merkeze alan cami ve bağlı yapılar hakkında kısa bir tarihçenin ardından son zamanlarda Çamlıca Tepesi\'ne inşası planlanan cami hakkındaki tartışmaların sebepleri konusuna da açıklık getirdi. Kentleşmenin getirdiği toplu yıkımlara ve bunların kültürümüzde oluşturduğu tahribata da değinilen toplantı, bunaltıcı sıcaklara rağmen salonu dolduran gerek kültür dünyasından önemli isimler gerekse konunun meraklıları tarafından ilgiyle izlendi.

\"Mimar Sinan bugüne dek aşılamadı\"
Osmanlı döneminde cami mimarisinin en görkemli zamanlarını yaşadığını belirten Suphi Saatçi, Mimar Sinan eserlerinin de bu görkemin en zirvesinde yer aldığının altını çizdi. Süleymaniye Camii inşaatı sırasında Mimar Sinan ile Kanunî Sultan Süleyman arasında geçen naif diyalogları dinleyicilere aktaran Saatçi, \"Mimar Sinan\'ın ortaya koyduğu yapılara attığı özgün imza ve doğru bildiğindeki ısrarı, onun iddiasını bugüne taşıdı ve taşımaya devam ediyor. Doğru bildiğini ne pahasına olursa olsun söylemekten korkmamıştır. Padişahın dahi karşı çıktıklarını canını ortaya koyarak kabul ettirmiştir ve bugüne dek Mimar Sinan aşılamamıştır.\" dedi ve bugünkü devlet büyüklerini doğru imar kararlarına sevk edecek sağduyulu uzman kişilere ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.
Kanunî Sultan Süleyman\'ın Süleymaniye Camii\'nin açılışının onurunu Mimar Sinan\'a verdiğini, buna mukabil bugün cami ve başka büyük yapıların açılışı yapılırken mimarların zaman zaman davet bile edilmediklerini belirten Saatçi, sanat erbabına olan hürmetin peşinen yerine getirilmiş olmasına dikkat çekti. Rüstem Paşa Camii\'nin de yine bir mimari harika olduğunu, iç yapısının bir çini müzesini andırırken dış yapısının ise fiziki şartları bozmadan yapılması ile Mimar Sinan\'ın rasyonel tarafını birebir yansıttığını ifade etti. Bir diğer önemli fikir harikasının Büyükçekmece\'de yer alan Sokullu Mehmet Paşa Camii\'nin dışında yer alan minber minare olduğunu kaydeden Saatçi, çok bilinmemekle birlikte o minarenin oradan gelip geçen ordu için kolaylık olması bakımından tasarlandığını belirterek bu detaycı ve hassas yaklaşımların Sinan\'ın sanat bakışının bir uzantısı olduğunu vurguladı.

Mimarın meslek ahlakı

En yüksek minare yarışının da yanlış olduğunu belirten Saatçi, öncelikli düşünme konusunun estetik boyutu olduğunu ve bu konudaki meslek ahlâkının Sinan\'dan öğrenilebileceğini ifade etti. Saatçi şöyle devam etti: \"Sinan\'ın merkezi kubbe konusunda Ayasofya ile yarıştığı doğru bir ifade değildir. Onun ortaya koymak istediği Müslüman bir mimarın da büyük ölçekli bir kubbe inşa edebileceğiydi. Zaten Ayasofya\'dan daha zarif ve sahasıyla daha uyumlu bir kubbe inşa etmiştir. Ayrıca Ayasofya\'nın restorasyonuna Sinan eli değdiğinden kaba görünümü bir miktar yumuşatılmıştır. Sinan yapılabilecek en güzel kubbeyi inşa etmiştir. Bu kabul edilir bir gerçektir.\"
Doğruyu ve gerçeği söylemenin yanında konu ile ilgili kesin yargıyı uzmanlara bırakmanın daha doğru olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suphi Saatçi, \"Bugün Türkiye\'nin her yerinde meydana gelen tahribatın altında meslektaşlarımızın imzası vardır. Eğer Çamlıca\'daki cami projesi merhum Turgut Cansever\'e verilseydi nasıl yapardı merak ediyorum. Gelenekselin ışığında çağdaş anlayışı yorumlayabilen biriydi. Dünyada cami mimarisi konusunda birinciyken çağdaş camilerimiz bu şöhrete yakışmıyor. Hiç mi çağdaş camimiz olmayacak? Sinan\'ın torunları bunu yapabilmeli. Rasyonel bir cami olmalı. Referansı klasik olabilir ama yorumu olmayabilir. Üretkenlik de buradadır. Büyük olma iddiası da olmamalı.
Atatürk Havaalanı\'na rekor düzeyde uçak iniyor ve havaalanı kapasitesinin beş katı fazlasıyla çalışıyor. Şehrin içindeki bu tehlike için önlem almak dururken Çamlıca\'ya cami yapmak bir tartışma konusuna dönüşüyor\" diyerek sözlerini noktaladı.
(KÜLTÜR-SANAT)

Mimarda maneviyat olacak
Prof. Dr. Mustafa Tahralı ise, meselenin manevi boyutunu ele alarak manevî bilgiye vâkıf olmayan bir mimarın, bir caminin konum ve şekli konusunda nasıl bir fikir sahibi olabileceğini sorguladığını belirtti. İslâm\'daki imar konusunun en başından yakın zamana dek manevî bir yolculuğun rehberliğinde şekillendiğine de dikkat çekti.
ESKADER Yönetim Kurulu\'ndan Fatma Yargıcı, klasik cami geleneğinin kubbe ve minare ile karşılık bulmasıyla en kabullenebilir ve kültürümüzün uzantısı olarak en makul şekli ihtiva ettiğini belirterek klasik anlayışın sürmesi gerektiğini belirtti.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100