02 Kasım 2006 Perşembe 00:00
348 Okunma
AB denizi biterken
Tercüman'dan Ömer Lütfi Mete, AB sürecinin Türkiye için bittiğini bir kez daha yazıyor ~|~

 

Türkiye'nin AB'ye üye olabileceği palavralarına inanan ve isteyen vatandaşlarımızın sayısı hızla azalırken içimizdeki Brüksel devşirmeleri bile umutsuz konuşmaya başladılar:
-Evet, maalesef, Türkiye'deki AB karşıtları ile AB'deki Türkiye karşıtlarının çabaları bayağı başarılı oldu, süreç tıkandı...
Dünkü Financial Times da liman ve havaalanları açılmazsa Rumlar'ın Ankara'yı veto edebileceği ve müzakerelerin durdurulabileceği yolunda sopa gösterdi...
Brüksel devşirmelerinin 'Türkiye'nin üyeliğini isteyen dost AB'liler' diye sığındığı veya savunduğu çevreler bile aslında 'Avrupa sadece alır, bir şey vermez' demeye getiriyorlar. Bir Avrupalı 'Yahu referanduma evet denmesi karşılığında Kıbrıs Türkleri için bazı adımlar atacağımıza söz verdik ama hiçbirini yerine getirmedik, önce bunu konuşalım' demiyor. 'Evet, ayıp ettik' filan diye geveleyen var ama o bile bu lafın ardından hiçbir şey olmamış gibi 'Fakat yine de limanlar ve havaalanları' diye yüzsüzlükten taviz vermiyor.

Avrupalı'nın en iyisi bile bu. Sürekli taviz vermeye razı isen seninle iyidir.
Kısacası AB denizi Türkiye için bitmiştir. AKP iktidarının da ifade ettiği gibi Ankara'da hiçbir hükümet 'Müzakere' adı altında sırf Brüksel'le oynanan sahte üyelik oyununu sürdürebilmek için liman ve havaalanlarını açarak Türkiye'yi Kıbrıs'tan yok eden imzayı atamaz.

Yeni planlar dikkat çekiyor
Onun için de Fin eliyle Ankara'yı avutma yöntemi aranıyor. Yani her zamanki gibi basit bir taviz veya vaatle Türkiye'yi eşikteki dilenci konumunda tutma yöntemi...
Ne var ki, siyasilerimiz AB önünde 'elleri mahkum' durumda bulunsalar bile aynı manevraların Ankara'yı uyutması çok zor. Zira tecrübesiz AKP iktidarı da artık Avrupa'nın mutlak güvenilmezliğini kazıklanarak öğrendi. Ayrıca en saf AKP'li bile anlamıştır ki, AB çevrelerinden Türk Ordusu'na yönelik eleştiri ve yakınmalar, Ankara'nın derin bürokrasisine hakim ABD'nin işine gelmeyen bir değişime yol açamaz. Esasen Brüksel de, ordumuzu ne kadar eleştirirse eleştirsin, Türkiye'de devlet adına son sözü İslami hassasiyetleri belirgin bir siyasi partinin değil askerin söylemesini tercih eder.

Avrupa, Türkiye'ye yönelik yaptırım, talep ve eleştirilerinin tamamında olduğu gibi askerle ilgili tavırlarında da samimi bir demokrasi kaygısı ile hareket etmez. Onun öncelikli hesabı, AKP önünde askeri geriletmek değil, Türkiye'deki derin Amerikancılığın belini kırabilmektir. Eğer bizim için samimiyetle demokrasi isteselerdi, ırkçı siyasi oluşumlara düşük oy barajı talep ettiği gibi, ülkenin ilkel siyaset mevzuatının güncellenmesini de dayatırlardı...
Brüksel devşirmeleri de artık AB denizinin bittiğini gördükleri için değişik bir çağrıda bulunuyorlar:
- İşlerin tekrar yoluna girmesi için AB önemli bir adım atmalı. Mesela Türkiye'ye üyelik için bir tarih vermeli. 'Şunları şunları yerine getirirsen mesela 2023'te AB üyesi olursun' diye karar almalı. Bu aslında çok uzak bir tarih de değildir... Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı olduğu için çok da önemlidir.
Vay vay vay!..
Brüksel devşirmeleri neler de bilirmiş meğer! 2023 Cumhuriyetimizin 100. yılı imiş... Çok teşekkür ederiz; iyi ki haber verdiler.
Tabii ya, o güne sallanacak bir vaat için AB ne isterse yapalım değil mi?
AB'ye akıl veriyorlar:
-Ankara'yı daha fazla oyalama ihtimaliniz yok. Dediğim 2023 numarasını çekip 17 yıl daha kazanın. Bu 17 yıl içinde, sözde kesinleşmiş üyelik beklentisine sarılan Türkiye'den her istediğiniz tavizi alın. O gün geldiğinde sözünüzde durmamanın bir yolunu nasılsa bulursunuz...

 


 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100