Bu haber kez okundu.

AB hedefimiz olamaz

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, çöküşe mahkum olup çökmeye de başlamış bulunan Avrupa'nın Türk milletinin hedefi olamayacağını vurguladı.

~|~

-Avrupa'nın gözü Anadolu'da
BTP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haydar Baş, Avrupa'nın öteden beri bir Şark Projesi olduğuna işaret ederek, "Bunun manası, Türkler Anadolu insanı değildir, bu topraklardan er veya geç mutlaka çıkarılması lazımdır.

Şimdi Batı bunu bir plan, bir program olarak hayatına geçirdiği için AB'yi de Türkiye'nin bölünmesi için, yani bu toprakların elimizden alınması için kullanıyor.

Bir başka ifadeyle AB üzerinden Anadolu'nun parçalanması, bölünmesi, Türk devletinin yok edilmesi isteniyor" dedi.

Hedefimiz en doruk nokta olmalı
Avrupa'nın bir Medeniyet projesi olamayacağını vurgulayan BTP Lideri Prof. Baş,  Avrupa'yı önümüze hedef olarak koyan insanların dünyayı da, Avrupa'yı da, insanlığı da tanımadığına işaret etti. Prof. Baş, şunları kaydetti: "Bizim hedefimiz, merhum Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle muasır medeniyetin üzerinde bir devleti, bir milleti vücuda getirmektir. Türk milletinin hedefi muasır milletler seviyesinin üzeridir."

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Haftanın Sohbeti"nin bugünkü son bölümünde 30 Ağustos Zafer Bayramı bağlamında Türkiye'nin AB macerasına yeni bir perspektif getirdi. AB'nin, Türkleri değil, yaşadığımız coğrafyayı istediğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, amacı bu olan Avrupa'nın düzenlediği bir Haçlı Seferinin 30 Ağustos ile birlikte akamete uğratıldığını belirterek aynı Haçlı ordularının birtakım planlarla bugün de milletimizin içine girmiş bulunduğuna dikkat çekti.
AB, Türkleri değil
Anadolu'yu istiyor
n Hocam, Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir başka konu daha var. Bu da Türkiye AB ilişkileridir. Hakikaten kritik bir noktaya vardı. AB hayali uğruna verilmedik taviz kalmadı. Şu anda Kıbrıs üzerinde ciddi hesaplar var. Kıbrıs, kritik bir sürece girdi. Ek Protokolü imzaladık. İmzalamaya rağmen "Kıbrıs'ı tanımıyoruz" diye bir deklarasyon yayınlandı. Bunun ne anlama gelip gelmediğini haftalardır hem Avrupa, hem Türkiye tartışıyor. Nitekim en son Chirac'ın bir açıklaması oldu. "Türkiye, Rumlarla ilgili tavrını netleştirmedikçe, AB'ye verdiği sözleri yerine getirmedikçe müzakereler başlamaz" dedi. AB'ye verilen bunca tavize rağmen hâlâ nasıl Türkiye'yi taahhütlerini yerine getirmemekle suçluyor? AB'nin hesabı nedir sizce?
Prof. Dr. Haydar Baş? AB'nin istediği Türk milleti değil. Meltem TV'de, takriben 8?9 ay evvel bir program izliyorum. Konuşan arkadaşlarımız çok manidar konuşmalar, fevkalade faydalı bilgiler ifade ettiler. Bir arkadaşımız, çok güzel bir söz beyan etti. Dedi ki, "AB Türk milletini istemiyor. AB bir şey istiyor. AB Anadolu coğrafyasını, Türklerin oturduğu coğrafyayı istiyor." Ki ben zaten öteden beri bu görüşü anlatamaya çalışıyordum. Arkadaş da veciz bir şekilde bizim bu düşüncemizi beyan etti. Aynen katılıyorum. AB'nin istediği Anadolu coğrafyasıdır.
Avrupa'nın öteden beri bir Şark Projesi vardır. Bunun manası, Türkler Anadolu insanı değildir, bu topraklardan er veya geç mutlaka çıkarılması lazımdır. Bunun manası bu. Şimdi Batı bunu bir plan, bir program olarak hayatına geçirdiği için AB'yi de Türkiye'nin bölünmesi için, yani bu toprakların elimizden alınması için kullanıyor. Bir başka ifadeyle AB üzerinden Anadolu'nun parçalanması, bölünmesi, Türk devletinin yok edilmesi isteniyor. Olay budur. Kıbrıs bunda bir bölümdür. Ege, bundan bir bölümdür. İstanbul Suriçi bundan bir bölümdür. Kuzey Irak konusu bundan bir bölümdür. Karadeniz, Doğu Anadolu, bundan bir bölümdür. Yani bunlar hayata geçmediği müddetçe ki ucu açık demek de Türkiye'yi parça parça, lime lime yapmadıktan sonra AB sevdası sona ermeyecek manasıdır.
Bizim hedefimiz belli
Olayı bu yönle ele alırken bir de şu yönünü de görmek lazım. AB'ye medeniyet projesi ile bakıp onu dünyanın doruk noktasında gösteren gerek bürokraside, gerekse aydın kesiminde birtakım zevat var ki bunların tamamı Avrupa'ya da iftira ediyor. Avrupa öyle doruk noktada bir medeniyet değildir. Avrupa çöküşe mahkumdur. Çökmeye de başlamıştır. Ekonomik gücü, göreceksiniz, geçenlerde yaptığımız değerlendirmede 15 yıl demiştik, şimdi 15 yıl da gideceği kanaatinde değilim. Mesela Almanya'da işsizlik oranı %13'e çıktı. Fransa'da keza öyle. İngiltere öyle. Buralarda şu anda % 10'ların üzerinde işsizlik var. Vatandaşlarının hepsi bila istisna iş peşinde. Yabancı uyruklu insanlar arasında işsizlik oranı bazı ülkelerde % 20'de. Mesela Almanya'da Türklerin işsizlik oranı % 20, Berlin'de % 50'dir. Şimdi böyle bir Avrupa'yı önümüze hedef olarak koyan insanlar maalesef dünyayı da tanımıyor, Avrupa'yı da tanımıyor, insanlığı da tanımıyor, Türk milletini de tanımıyor. Bizim hedefimiz, merhum Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle muasır medeniyetin üzerinde bir devleti, bir milleti vücuda getirmektir. Türk milletinin hedefi muasır milletler seviyesinin üzeridir. Yani asrın en doruk noktasında kim var, onun üzerinde bir millet, bir devlet olmaktır. Şimdi Avrupa ikinci sınıf noktasına düşmüştür. Daha da düşecektir. Bu bizim hedefimiz olamaz. Onun için hâlâ AB üzerinden bizim bölünmemizi görmeyen insanların, "Biz AB'yi illa da istiyoruz. Ne olursa olsun, hangi şart olursa olsun kabul edeceğiz, gireceğiz" demesini, Türk milleti üzerindeki muhtemel olan kasıtlarının biraz izharı, Türk milletinin bölünüp parçalanmasını meğer kalbinde bir inanç olarak izhar etmesi olarak görüyorum. Olay budur. Bunun başka türlü de izahı yoktur.
30 Ağustos bir Haçlı Seferine cevaptır
n Geçen haftaki sohbette "AB Sevr'den öte" diye bir ifade kullanmıştınız. Daha sonra bu başkaları tarafından da gündem edildi, kullanıldı. Sevr'den de öte bir pozisyon içerisinde bulunan Türkiye, bir Kurtuluş Savaşı vererek bugünlere gelmişti. Bu hafta da 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlanıyor. İster istemez geçmişle günümüz arasında bir kıyas yapmak durumunda kalınıyor. Geçmişten günümüze ne değişti? Bugün yaşanan bu süreçte ne yapılması gerekir?
Prof. Dr. Haydar Baş? Evvela milletimizin Zafer Bayramını tebrik ediyorum. Cenab?ı Hak, milletimizi böyle güzel günlere asırlar boyu, binlerce yıl nasip eylesin. Bayram münasebetiyle yüce milletimize hayırlar niyaz ediyorum. Biz Anadolu'ya girdikten sonra Şark Proöesi ile onu buradan çıkarmak isteyenler, Haçlılar, çok defa biraraya gelip bu niyetlerini hayata geçirmek istediler. 30 Ağustos'ta bu millet bir Haçlı Seferini daha Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk'ün riyasetinde sona erdirmiştir. Yani Haçlılara karşı çok ciddi bir mücadele verilmiştir. Malum, 26 Ağustos'ta başlıyor, 9 Eylül'de bitiyor. 30 Ağustos da zaferin doruk noktaya çıkacağının yaşandığı tarih olduğu için de 9 Eylül'den evvel bu zaferin kutlanması, hayata geçmesi telakki ediliyor. Yani bizim 30 Ağustos zafer bayramımız, Haçlı dünyasına karşı Türk milletinin Mustafa Kemal Atatürk'ün kumandasında, başkumandanlığında savaşması, ve Haçlı ordularını mağlup etmemizdir. İşin aslı budur. Bugün de aynı ordular sinsi birtakım planlarla milletin içine girmiştir. Allah bu millete bir Mustafa Kemal daha ihsan etsin de bu Haçlı seferini daha mükemmel bir şekilde, milletin misyonuna layık bir şekilde bitirmeyi nasip etsin, diyorum. Tekrar milletimizin bayramını tebrik ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100