20 Eylül 2005 Salı 00:00
226 Okunma
AB yolu epey yokuş!
Akşam'da yazmaya başlayan uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan, AB yolunun 'uzun ince'likten çıkıp yopyokuş bir yola dönüştüğüne işaret ediyor ~|~ Kopenhag kriterleri, müzakereler, derogasyonlar, Ek Protokol, Komisyon, COREPER, deklarasyon, karşı deklarasyon, Merkel, Schröder. Bittik, bıktık vallahi! Yolun uzun ince bir yol olduğunu biliyorduk da, bu kadar yokuş yukarı olduğundan habersizdik. Koca taşı yokuşun sonuna kadar itiyoruz, itiyoruz, sonra tekrar aşağıya düşmesine engel olamıyoruz. Her düştüğünde bir gayret yine yukarı doğru itmeye başlıyoruz. Nefesimiz de tükenmek üzere artık. Taş düşerken altında kalma riskimiz de yok değil. Kaçmaya da takat lazım ne de olsa.
AB üyeliğine
destek azalıyor
Geçtiğimiz günlerde German Marshall Fund tarafından yapılan geniş çaplı bir kamuoyu yoklamasında tespit edildiğine göre Türkiye halkının AB üyeliğine verdiği destek %10 azalarak %63'e kadar gerilemiş durumda. Bizim kafalarımızda özgürlükle, iyi ve kaliteli yaşamla, demokrasi ve çağdaşlıkla özdeşleşen bir yer işgal eden 'Avrupa' fikri, sorgulanmaya başladı gibi görünüyor. AB üyeliğine verilen destek oranındaki gerilemeye rağmen, bu rakamın müzakereler arifesinde bulunan bir ülke açısından hayli yüksek olduğunu belirtmek gerekiyor. Peki, biz yüzde 63 oranında destekle üye olmak istediğimiz yapının ne olduğunu biliyor muyuz? Ya da karşı çıkanlar açısından sorumuzu yenileyelim; üye olmak istemediğimiz şeyin ne olduğu hakkında bir fikrimiz var mı?
Öncelikle bütün cevaplarımızın belli varsayımlar üzerine oturtulduğunu ortaya koyalım. Bu varsayımlar şunlar;
1? Avrupa diye bir olgu var;
2? Avrupalılık diye bir kimlik var;
3? Avrupa Birliği diye bir yapı var.
Tüm bu varsayımların toplamına göre, Avrupa Birliği denilen şey, Avrupa'da yaşayan Avrupalıların kurdukları bir siyasi, ekonomik, kültürel birlik. Küçük Avrupalıların bir araya geldiklerinde yarattıkları bu Birlik, dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden bir tanesi, 455 milyon nüfuslu, yaklaşık 5 Türkiye büyüklüğünde yüzölçümüne sahip bir dev. Peki bu insanları bir arada tutan şey ne? Birbirleri ile aynı etnik kökenden mi geliyorlar? Hayır. Aynı dili mi konuşuyorlar? Hayır. Tümüyle aynı dini inancı mı paylaşıyorlar? Hayır. Aynı siyasi çıkarları mı savunuyorlar? Aynı dış politika hedefini mi güdüyorlar? Aynı ulusa mı mensuplar? Birbirlerine pek mi bayılıyorlar? Hayır, hayır, hayır.
'Türk' değiller!!!
Sosyolog Delanty'nin ifadesine göre 'Avrupalıları bir arada tutan şey birbirlerine olan benzerlikleri değil, 'öteki' olarak tarif ettiklerinden farklılıkları'. Yani kendilerinden olmayana olan uzaklıkları, onları birbirlerine yakınlaştıran ana faktör. Dış çerçevelerini çizerken ne olduklarını değil, ne olmadıklarını bularak kendilerini tanımlıyorlar. Mesela Müslüman değiller, Doğulu değiller, yoksul değiller, antidemokratik değiller, kapalı ekonomilerden yana değiller, kutsal devletçi değiller. Tarihten günümüze aktarılan ve onların kimliklerini en belirleyici, en önemli 'değil'leri ise, 'Türk' değiller.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100