Bu haber kez okundu.

ABD, Saddam'ın suç ortağıydı
Eski ABD müttefiki Saddam'ın idam kararı, bir ikiyüzlülük örneği. İşgal güçleri, ABD'yle ilişkisinden söz etmesi yasaklanan Saddam'ı, Halepçe'de Kürtleri hammaddelerini ABD, Britanya ve Almanya'dan aldığı gazla katlettiği için yargılamaya cesaret edemedi. Ortadoğu'yu en iyi bilen gazeteci Robert Fisk, Independent'e yazıyor ~|~

Amerika'nın eski müttefiki, Washington'ın Arap dünyasındaki en yakın dostu olduğu sırada işlediği savaş suçları nedeniyle idama mahkûm edildi. ABD yaptığı tüm kıyımları biliyordu. Hatta, Britanyalılarla birlikte ona kimyasal gaz temin ediyordu ama buna rağmen söz konusu mahkûmiyeti Beyaz Saray'ın ifadesini kullanırsak, 'Irak için bir başka büyük gün' diye niteledik. Saddam Hüseyin 13 Aralık 2003'te yeraltındaki ininden çıkarıldığında Britanya Başkabanı Tony Blair de bunu söylemişti. Bundan sonra onu asacağız ve bir başka büyük gün daha olacak.

Irak'ta felaket yaşanıyor
Irak'a yaşattığımız felaket öylesine vahim ki, bunu dile getiremiyoruz bile. Artık hayat daha da dayanılmaz. Daha doğrusu ölüm artık Saddam'ın kendi Şiilerine, Kürtlerine ve Sünnilerine layık görebileceğinden çok daha fazla Iraklıyı ziyaret ediyor. Yani ahlaki üstünlük iddiasında bile bulunamayız. Saddam'ın ahlaksızlık ve kötülüğü tüm günahlarımız için kıstas olsaydı, bizim hakkımızda ne söylenirdi? Bizler sadece mahkûmlara cinsel istismarda bulunduk, bazılarını öldürdük, bazı zanlıları katlettik, bazı tecavüzlerde bulunduk ve hukuka aykırı biçimde bir ülkeyi istila ederek Irak'ın 600 bin canına mal olduk. 'Saddam çok daha kötüydü; biz yargılanamayız, asılamayız.

Kongre raporu her şeyi açıklıyor
Bu korkunç adam mahkemede 'Allahu Ekber' diye bağırdı. Bunda şaşılacak bir yan yok. Bu ifadenin Irak bayrağına yazılmasında ısrar eden oydu; aynı bayrak şimdi eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'le ilişkisini anlatmasının bir mahkemede yasaklanması sonrası kendisine hüküm giydiren hükümetin sarayında asılı duruyor. Rumsfeld'le Saddam'ın el sıkışmasını hatırladınız mı?
Saddam'ın George W. Bush'un babasından aldığı destek hakkında konuşmasına da izin verilmedi. Bu yüzden Iraklı yetkililerin, Amerikalıların Saddam'ın ülkelerindeki araseçimler öncesinde hüküm giymesi konusunda kendilerine telkinde bulunduklarını açıklamaları da pek şaşırtıcı değil. Beyaz Saray Sözcüsü Tony Snow, idam kararının ABD'deki Cumhuriyetçiler'e yardım etmeye yönelik olduğu iddialarını reddetti. Snow, Saddam hakkındaki kararın, dikkatinizi çekerim mahkemenin değil, 'vicdani ve adil' olduğunu savundu. Yargıçların 'kararlarına gerekçe olan her şeyi açıklayacakları' belirtildi.
Bundan kuşkumuz yok. Zira Saddam'ın dile getirmesine izin verilmeyen şeylerden birkaçı şöyle: Batı'nın, Nazi benzeri rejimine kimyasal madde satışı o kadar aşikâr ki, Kürtleri topluca gaza maruz bıraktığı için değil, Şiilere yönelik yerel bir katliam nedeniyle idama mahkûm oldu. Saddam'ın kullandığı böcek ilaçlarından bazıları Almanya'dan geliyordu.

CIA suçu İran'a atmıştı
Britanya İçişleri Bakanı John Reid ise Saddam'ın asılmasının 'egemen bir ulusun aldığı bağımsız bir karar' olduğunu söyledi. Çok şükür ki, Saddam 1988'de Bağdat'a 200 bin sterlin değerinde hardal gazının iki muhtevasından biri olan thiodiglycol ihraç ettiğimizden ve ertesi sene 50 bin sterlin değerinde aynı rezil maddeden gönderdiğimizden bahsetmedi.
1988'de Irak'a ayrıca 26 bin sterlinlik thionyl chloride gönderdik. Elbette bunların tükenmez kalem mürekkebi ve boya yapımında kullanılabileceği biliyorum. Ama aynı Britanya sekiz yıl sonra Iraklı çocuklar için difteri aşısının satışını yasakladı; tahmin edeceğiniz gibi 'kitle imha silahlarında' kullanılabileceği için.

Yeni yönetimi de yargılar mıyız?
Ben ve meslektaşlarım bu trajediyi izledik. 1980?1988'de cepheden İranlıları getiren trenlerde seyahat ettim. Gaz yüzünden, devasa su kabarcıklarından oluşan yaralar kollarını ve yüzlerini kaplıyordu. Britanyalılar ve Amerikalılar bunları bilmek istemedi. Halepçe kurbanlarıyla konuştum. Amerikalılar bunu öğrenmeyi istemedi. Meslektaşım Muhammed Selam, Basra'nın doğusunda gazdan ölen binlerce İranlı gördü. Amerikalılar ve Britanyalılar umursamadı.

Ancak şimdi Iraklılara ekmek, eğlence ve Saddam'ın asılmasını 'vereceğiz'. Bizler kazandık. Ülkesini işgal ettiğimiz, içini boşalttığımız ve parçalanmasına yol açtığımız adam üzerinde adaleti tecelli ettik. Elbette ki, bu adam için sempati söz konusu olamaz. Avukatı Büşra Halil birkaç gün önce Beyrut'ta "Devlet Başkanı Saddam Hüseyin idam edilmekten korkmuyor" açıklamasını yaptı. "Hapisten bir yerde sürgün günlerini saymak için değil, ya devlet başkanlığına ya da mezara gitmek için çıkacak" dedi. Öyle görünüyor ki Saddam mezara gidecek. Keitel oraya gitti. Çavuşesku da. 
Tuhaf olan şu ki, Irak 'kurtarıldığından' beri katliam failleriyle kaynıyor. Çoğu da halihazırda desteklediğimiz, pek tabii ki demokratik yollardan seçilmiş Irak hükümeti için çalışıyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100