17 Mart 2007 Cumartesi 00:00
133 Okunma
Afrika'da her şey ısırır
Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Batı ülkelerinin ve Çin'in Afrika ilgisini analiz ediyor. Arıboğan, Afrika'ya açılmanın risklerine de parmak basıyor. ~|~


Afrika, kucağında 54 ülke bulunan, 800 milyonluk bir kıta. Ülkemizde fazla bilinmiyor ve ilgilenilmiyor ama son beş yüzyıldır Batı dünyasının ana ilgi alanlarından biri. Verimli kaynakları yüzlerce yıl sömürülmüş, insanları köleleştirilmiş, toplumsal anlamda geri bırakılmış. İnsanın yaşamı değerli değil. Hastalıktan, sefaletten, açlıktan ve kavgadan kırılıyorlar. Zaman zaman kimi kavgaların medyada yer almasının dışında, Afrika'nın bizler için fazlaca bir anlamı yok. Doğal güzellikleri ve vahşi hayvanları ile tanıyoruz bölgeyi.

Petrol zengini bir kıta
Oysa o Afrika, bugün dünya petrolünün %7'sini üretiyor. Dünyadaki altın üretiminin %30'unu sağlıyor. Yalnızca Güney Afrika, dünya altın rezervlerinin %35'ine sahip. Zaten Afrika'nın doğal kaynaklarının zenginliği tarih boyunca dillere destan olmuş. Buradaki çelişki Afrika'nın hep zengin, Afrikalılarınsa hep fakir oluşları.
Afrika, yüzyıllar boyunca Afrikalılardan çok, Batılıların kontrolünde olmuş. Bu durum bugün de çok farklı sayılmaz. Ancak ilgilenme biçimlerinde biraz farklılaşma var. ABD, bölgeyi askeri olarak denetlemekten yana. ABD Savunma Bakanlığı'nın dünya sathında yapılandırmış bulunduğu beş karargaha ilave olarak, Bush yönetimi 30 Eylül 2008'de hayata geçirilecek AFRICOM'un hazırlıklarını yapıyor. Söylediklerine göre amaç ne petrolün güvenliğe alınması ne gelişen İslami akımlara bir set çekilmesi ne de Çin'in bölgede giderek artan etkinliğinin kırılması! Peki o zaman ne derseniz, küresel denge ve istikrar adınaymış!

ABD özel olarak ilgileniyor
ABD, kullandığı petrolün yaklaşık %60'ını ithal ediyor ve bunun %15'i de (2025'te bu oran %25 olacak) Güney ve Batı Afrika'dan sağlanıyor. Nijerya, Güney Afrika ve Angola bu ithalatta başı çeken ülkeler. 11 Eylül'den bu yana kaynak çeşitlendirme konusundaki girişimler Ortadoğu'ya olan bağımlılığın azaltılmasını hedefliyor ve Afrika en ideal açılım alanı.

Çin gözünü eski kıtaya dikti
Çin'e gelince 1960'lardan beri buralarda. Çin, Afrika'dan en fazla petrol ithal eden ülke. Petrolünün %28'i buradan geliyor. Sudan, Angola, Kongo ve Nijerya en iyi partnerleri. 2005'te Nijerya'ya 800 milyon dolarlık bir yatırım yapılmış; Angola Çin'den 2 milyar dolarlık desteği alınca IMF politikalarını uygulamaktan vazgeçmiş; Etiyopya ise Çin'i en güvenilir partner ilan etmiş. 2006 Kasım'ında 48 Afrika ülkesinin katılımıyla yapılan Çin?Afrika zirvesinden, Afrika'ya 5 milyar dolarlık bir yatırım kararı çıkmış.
Sudan ise ayrı bir vaka. Çin 1996'dan beri bu ülke ile ilgileniyor ve onun her adımı Batılıların bir adım geri çekilmesi anlamını taşıyor. CNPC (Çin Ulusal Petrol Şirketi) Darfur'daki petrol alanlarının çoğunu ele geçirmiş durumda. Yatırımlarla iki katına çıkan üretimin büyük bir bölümü de Çin tarafından tüketiliyor. Sudan'ın bu günlerde sıkça dünya gündemine gelmesi şaşırtıcı değil!
Avrupalıların Afrika'ya ilgisi ise tarihsel. Onlar açısından da günlük konular petrol ve altın bazında şekillense de, kültürel avantajlarını yitirmek istemiyorlar. ABD ve Rusya'dan son 40 yılın rövanşını almaları zor olsa da oralarda var olmak gerekiyor.
Olayın özüne gelinirse, gerçek Afrika'ya geliş, turistik safariye benzemiyor. Elde tüfekler, boyunda kameralarla, teknolojiye karşı savunmasız hayvancıkların dünyasına ziyaret değil bahsedilen. Doğal görünümlü, yapay bir cennetten söz etmiyoruz. Gerçeğin yüzü çok da güzel değil. Çetelerden, soykırımcılardan, dinci militanlardan, kuraklık ve sefaletten, AIDS'ten, vahşetin sıradanlığından, güvensizlikten, diktatörlerden konuşuyoruz. Anlaşma yaparken fillerle, maymunlarla oturulmuyor masaya. 200 milyondan fazlası açlıkla boğuşan, hepsinden tehlikeli muhataplar var karşıda; insanlar. Üstelik de içlerinde Batı'ya ve yabancıya karşı büyük bir öfkeyle dopdolu.

Afrika tek boyutlu değil
Afrika'nın karası yalnızca insan teninin ya da bahtın karası değil. Burası bir kara delik. İçine gireni yutup, yok edebilir. Kısaca çok tehlikeli ve bir o kadar da çekici. Karanlıkların içerisinde gizli hazineler, büyük ganimetler var. Bu nedenledir ki, egemen güçlerin bölgeye yönelik ilgisi giderek artıyor. Afrika, Afrika olalı böyle sevgi görmedi yani!
Son söz ise Brian Jackman'dan; "Afrika'da her şey ısırır". Afrika'ya gelen, akrebini de, aslanını da ve en önemlisi insanını da hesaba katmak zorunda. Aksi halde yanılır.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100