12 Haziran 2009 Cuma 00:00
194 Okunma
AKP ''gölge boksu'' yapıyor
Erdoğan'ın gündeminde milletin açlığı yok! İşsizlik yok. Ekonomi felaketi yok. Çoluk-çocuğuna ekmek getiremeyen işsiz-güçsüz aile reisinin ahvali yok! M.E.Koç'un yazısı... ~|~

 

 

          AKP "gölge boksu" yapıyor

Başbakan R. T. Erdoğan'ın gündeminde milletin açlığı yok!
İşsizlik yok. Ekonomi felaketi yok. Çoluk-çocuğuna ekmek getiremeyen işsiz-güçsüz aile reisinin ahvali yok! Mazlum ve masum kadınlar için artık dayanılmaz hal alan aile içi stres yok! Köylünün, çiftçinin ürününün para etmemesi yok! Köylerin, bağ ve bahçelerin haciz ve icralara verilmesi yok! Ne var?!
Erdoğan'ın zikri başka?!
Erdoğan, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile görüşün mü, görüşmesin mi?  PKK'ya yönelik demokratik paket "tam af" mı içersin, yoksa Eve Dönüş yasasına "af" oynaması mı yapılsın? Güya "e-muhtıra" muhabbeti yüzünden ülkenin "sivil-asker" kapışmasıyla çalkalandığı süreçte Dolmabahçe'de eski Genelkurmay Başkanı Y. Büyükanıt ile kuzu sarması olan Erdoğan, 5-6 saatlik görüşmesinin içeriğini anlatsın mı, yoksa mezara kadar sır mı kalsın? Alman malı Deniz Feneri altındaki yolsuzluk ve hortum dosyaları arasında kalan Zahid Akman'ın ahvali? AKP'nin değirmenine su taşımaktan ve AKP'nin patlak balonuna hava basmak dışında bir iş yapamayan Deniz Baykal ve D. Bahçeli'ye "sen" diye mi hitap ediyor, sayın diye mi, siz diye mi? vs.
Yandaş yeşil medya gibi renkli kartel medya da, Erdoğan'ın bu "siyasi seremoni"sine çanak tutuyor. Millet ise kan ağlıyor.
Bülent Arınç'ın gündemi de Erdoğan'ınkinden çok farklı değil? Arınç'ın ajandasında da millet yok, işsizlik yok, açlık yok, ekonomik çöküş yok!
Dikkat edenler fark etmiştir; Bakan Arınç, bakanlık koltuğuna dört köşe kurulduktan sonra, sürekli iğneliyor. İğneyi de, çuvaldızı da başkasına batırıyor. Bu arada "merd-i kıbtî şecaat arz ederken, sirkatin söyler" kabilinden bir "siyasi vaziyet" arz ediyor.
Arınç, AB kıratında parlamenter olamadıklarını konuşurken, bakınız, yıllardan beri kim adına, kime hizmet ettiklerini şöyle anlatıyor:
"AB için Anayasanın 40 maddesini değiştirmişiz. 107 tane maddede değişiklik yapmışız. Peki parlamenterlerin AB ile ilgili yasası nerede? Hiç olmazsa bu yoldan gidelim dedik. Maaşımız Başbakanlık Müsteşarına, emekliliğimiz orgeneralin emekliliğine endeksli. Peki biz kimiz?... AB için idam cezasını kaldıranlar, DGM'leri kaldıranlar, 'şunları, şunları yaptık' diyenler; peki ben parlamenterim... Peki özlük haklarımız, sosyal haklarımız? Hakimevine gittiğiniz zaman sizden en yüksek ücreti alıyorlar, hatta çoğu zaman yer bile bulamıyorsunuz. Bir başka yerde kalmak isteseniz, 'Kontenjanımız dolu' diyorlar. Peki, bu sosyal imkanlardan niye istifade etmeyeyim?"
Arınç, hala politikanın "maaş" tarafında, sosyal imkanlar tarafında, sosyal tesislerden istifade etme tarafında?
Demiyor ki, biz, hangi akıl ile, AB için Anayasa'nın 40 maddesini değiştirmişiz, 107 maddesinde değişiklik yapmışız!
Bu değişikliklerden Türk milleti ne hayır gördü?!
Arınç, AB aklıyla milletin Meclis'inde yasal düzenleme yapmayı hazmedebiliyor, ama milletin Anasaya'sıyla hukuku belirlenmiş olan Anayasa Mahkemesi'nin müdahalesini hazm edemiyor.
Halbuki, Arınç'ın Meclis'teki varlığı ne kadar yasal ve Anayasa ise, Anayasa Mahkemesi üyelerinin varlığı da o kadar yasal ve Anayasaldır.
Vaziyet bu iken Arınç, neden sürekli iğneyi de, çuvaldızı da başkalarına, sair devlet kurumlarına batırıyor.
Arınç, hangi anlayışla ve kime hizmet ederek, hitap ettiği toplumu devletin sair kurumlarına karşı bileğiliyor?! Niye ve neden?!
"Siyasetçi kadar, onun bunun gerine gerine tokat atmaya çalıştığı başka bir iş, meslek sahibi insan yoktur? Şamar oğlanı gibi onun bunun gerine gerine tokat atmaya çalıştığı bir yerde, parlamentoya sahip çıkması gerekenler, önce siyasetçilerdir" derken, neden hiç AB tokadını, ABD tokadını, IMF tokadını hissetmiyor. Neden onlardan yakınmıyor?! AB, ABD, IMF, Fener Patrikhanesi ve Vatikan'ın dediklerini "emir eri" gibi yerine getiren siyasetçi, Arınç'a göre "adam gibi siyasetçi" oluyor da; aynı devlet gemisinde beraber "erk ve irade" paylaşımı içinde oldukları devlet erkanı mı, onları şamar oğlanına çeviriyor?!
Elbette devlet ve millet kurumları içinde bulunan etki ve yetki sahiplerinin noksanlıkları, eksiklikleri vardır, olacaktır. Ama bunların noksanlıklarından kaynaklanan ihlaller ve noksanlıklar, elin gâvurlarının dayatmalarından, AB, ABD, IMF ve Vatikan'ın zillet şamarlarından daha ağır olmasa gerektir. Arınç, bu perspektiften seyretsin olan-bitenleri, asıl "şamar oğlanlığı" neymiş, belki o zaman fark eder.
AKP'nin kurmayları yanlış kulvarda gölge boksu yapıyorlar? Millet de bölünüyor, devlet gemisi de sarsılıyor, ekonomi de batıyor.
Unutulmamalıdır ki, Prof. Dr. Haydar Baş beyin dikkat çektiği üzere; bir millet, şayet ilelebet payidar kalmak istiyorsa, "ne pahasına olursa olsun herkes aile, devlet, ordu ve din kurumlarına sahip çıkmalı"dır, bunların örselenmesine asla imkan verilmemelidir. Aksi halde o millet, sürü olmaya mahkum olur. Siviliyle-askeriyle tüm Türkiye bu prangayı kırmak zorundadır.

Mehmet Emin Koç / meminkoc@yenimesaj.com.tr

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100