Bu haber kez okundu.

AKP titre ve kendine dön!

AB'NİN genişlemeden sorumlu komiseri Rehn nihayet çetin geçen müzakerelerin sonucunu açıkladı.
Geçen sene alınan kararlar hakkında AKP iktidarının ileri sürdüğü iddiaların hiçbirisi alınmamış, aynen korunmuş. Ucu açık süreç Türkiye'nin göstereceği uyuma bağlı, üyelik 2014'ten önce olmaz. Ondan sonra olması da AB'nin kapasitesine bağlı. Olsa bile, serbest ulaşım ve benzeri şeyler asla olmamak şartıyla, bu nasıl üyelikse... Ayrıca, devamlı önleyici şartlar korunacak ve her ne kadar tam üyelik gayesiyle başlanıyorsa da, İmtiyazlı üyelik gibi yenilikleri de içerecektir. Buyurunuz 3 Ekim müzakerelerine...
Bu kadar geniş ve çetrefil ve tuzaklı ve yer yer açıkça kaçak bir müzakere üstelik bir şarta da bağlanmış. Güney Kıbrıs'ı tanı. Tanı ki KKTC bitsin, sıra Ege'ye gelsin.
Balıklama atlayış
ARKASINDAN elbette Ermenistan sınırını aç, Ermeni soykırımını tanı, Federasyonu kabul et teklifleri de gelecek. Buna karşı verilecek en hafif cevap, "Hayhay ama, biz de Güney Kıbrıs'ı tam üyelik kabul edilince 2014'te tanımaya söz verelim" demektir.
Ama ne gezer?
Sayın Başbakan "Müzakereler güç olacak ama, Türkiye bu güçlüğü aşabilecek bir ülkedir" dedi. Sayın Dışişleri Bakanı ise "Mühim olan müzakerelere başlamaktır" buyurdular. Kısacası ikisi de balıklama atladılar. Demek ki bu müzakerelerin sonu değil, başı mühimmiş... Açıkçası onların da neticeden ümitleri yok. Bu fuzuli müzakerelerden beklentileri nedir bilemiyoruz. Ama, bu fuzuli müzakerelere başlayabilmek için ne vahim fedakârlıkları göze aldıklarını biliyor ve onların namına biz titriyoruz. Böyle bir durumda insan Allah'tan korkar. Evet sonu değil, başı mühim, çünkü başındaki ödeme Türk Milleti'nin cebinden, sizin cebinizden değil.
Son bir şeyi ilâve etmek gerek... Bütün bunlardan sonra AB diyor ki:
? Eğer Türkiye'yi alamazsak, sımsıkı AB'ye demirlemeliyiz...
İşte bu milletlerarası bir tevkif olayıdır. Hem AB, hem de içimizdeki AB yanlılarının Türkiye'mizi içten dıştan kuşatma hareketidir.
Maraş meselesi
DENKTAŞ'IN kurduğu KKTC'ye hayalidir dedikten sonra geçip, KKTC Cumhurbaşkanı olan veya yapılan M. Ali Talat, Papadopulos'a izolasyonların kaldırılması karşılığı Maraş'ı vermeyi teklif etmiş, üstelik Papadopulos bu teklifi "ret" etmiş. İyi mi? Daha iyisi böyle bir tekliften Ankara'nın haberi yokmuş. Bazıları Başbakan'dan izin almadan Talat'ın böyle bir şey yapması düşünülemez diyorlarsa da biz gerçeğin ne olduğunu henüz bilmiyoruz.
Bildiğimiz, bu tekliften Cumhurbaşkanı'nın haberinin olmadığıdır. Çünkü bu haber gazetelere geçti.
Cumhurbaşkanı şahsen kendisinin Talat'a böyle bir talimat vermediğini beyan etti.
Hoş Talat ne derse desin, neyi vermeye kalkarsa kalksın Türk Ordusu'nun ve Türk'ün Kıbrıs'taki varlığı son sözü söyleyecektir ama bu arada milletin içi Kimlerin elinde kaldık diye ezim ezim ezilecektir. Çünkü herkes bilmektedir ki Talat'ı AKP imâl etmiştir. Denktaş'ı bir tarafa iten AKP. Çözümsüzlük çözüm değildir, sloganının sahibi AKP'nin çözümü bu olmuştur. Yâni tam teslimiyet...
Bu teslimiyetin sonu ise eski ABD elçisi Abramowitz tarafından bakın nasıl anlatılıyor:
? Irak'ın parçalanması ve bir Kürt devletinin kurulması her Türk Hükûmeti için büyük bir iç siyasi problemdir. Böyle bir gelişmeyi önlemek için askeri müdahale, büyük sorunlar yaratır.
ABD'li elbette öyle söyleyecek. Elbette hem Türkiye, hem ABD için belki daha büyük sorunlar yaratır.
Türkiye için kimler neler konuşuyor? AKP titre ve kendine dön.
ERGUN GÖZE/ Tercüman
~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100