30 Ağustos 2005 Salı 00:00
205 Okunma
AKP'nin ?Potemkin köyü pantomimi'

BATI siyaset söyleminde 'gerçekleri gizleyen, pembe tablolar çizen' politikacılar ve iktidarlar için kullanılır 'Potemkin pantomimi' deyimi.
Bu deyimin doğuşu tarihi bir olaydan esinlenir.
Rus Çariçesi Katherina 1787 yılında Kırım işgal edildikten sonra bölgeyi gezmek ister.
Ancak bölge ve halk perişan durumdadır.
Çariçenin bu acıklı durumu görmesini engellemek için yöneticiler o güne dek hiç uygulanmamış bir yöntem bulurlar.
Yerleşim birimlerinde yıkılıp harabeye dönmüş evlerin yüzlerine düzgün görünüşlü ev dekorları geçirilir.

~|~ Sokaktaki hırpani kılıklı köylüler kovalanıp yerlerine güzel elbiseler giymiş mutlu köylüleri canlandıran aktörler konur.
Bu sessiz maskeleme oyunu Kraliçe Katherina'nın geçtiği bütün köylerde tekrarlanır.
Böylece bölgenin perişan hali Kraliçe Katherina'dan gizlenmiş olur.
Bu olağanüstü yöntemi bulan ve uygulatan Prens Grigori Aleksandroviç Potemkin'dir.
Prensin adından dolayı da bu olay tarihe 'Potemkin Köyü Pantomimi' olarak geçer.
Zaman içinde de Batı'nın siyaset söylemine girer.
* * *
Bugün Türkiye'ye pembe gözlüklerle bakmayacak kadar gerçekçi olanlar AKP'li politikacıların mükemmel bir şekilde 'Potemkin pantomimi' sahnelediklerini görmekte zorlanmazlar.
Örneğin ekonomide çizilen tablolar...
Başbakan'ın bütün olumsuzlukları yok sayarak halka saatlerce başarı öyküleri anlatması...
İşçinin, memurun, çiftçinin perişanlığını görmezden gelmesi...
3 yıllık iktidarlarında 100 milyar dolardan fazla yeni borç yapılmasını ağzına bile almaması...
Kuzey Irak'taki gelişmeler, yeniden tırmanan terör, yurtiçindeki asayişin ürkütücü boyutlara ulaşması...
Ermeni soykırımı iddialarının Batılı ülkeler tarafından Türkiye'nin önüne bir dayatma olarak konma girişimleri...
Avrupa Birliği ile ilgili tatsız, umutları kıran gelişmeler...
Fransız yöneticileri ile Almanya'nın yönetimine aday olan politikacıların Türkiye karşıtlığı tutumlarını tırmandırmaları...
Bütün bunlar Türkiye'nin başında dolaşan kara bulutlar değil mi?
Ama iktidar akıl almaz bir şekilde bu konularda gerekli girişimlerde bulunmak yerine 'Potemkin pantomimi' sahnelemeyi tercih ediyor.
* * *
Doğal olarak da Erdoğan ve arkadaşları gerçekleri dile getiren herkese kızıyor.
Muhalefete, işçilere, memurlara, çiftçilere, işsizlere, bürokratlara ve basına ateş püskürüyorlar.
Çünkü onlar çizmeyi aşıyorlar.
Pişmiş aşa su katıp, iktidarın 'maskeleme oyununu' bozuyorlar.
Çok yumuşak bir insan olarak tanıdığımız Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bile Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi almayacağını söyleyen Denktaş'a bakın nasıl nazik(!) bir yanıt veriyor:
'Bunları konuşmak ona düşmez. Bu bizim kendi politikamız.'
Sen misin 'Potemkin pantomimi'ne limon sıkmaya kalkan.
Kim olursan ol. İster Denktaş, ister sokaktaki vatandaş. İşte böyle karşılığını alıp oturursun aşağı...
Nasıl ama? Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yanıtı tam diplomatça değil mi?

 Tufan Türenç
 Hürriyet

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100