Bu haber kez okundu.

Al birini, vur ötekine

ORHAN DEDE / ANKARA

Ankara’da yapılan aday tanıtım toplantısında kapanış konuşmasını yapan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Atatürk’ün milletten gizlendiğinin altını çizen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Öyle bir Mustafa Kemal var ki bu hazineyi bizden gizlediler. Hacı Bektaş-ı Veli ve Ehl-i Beyt’i tuttuğumuz için Allah da O’nu tanıtmayı bu fakire nasip etti. Lozan’da diyorlar ki; ‘Kürtlerin haklarını vermeniz lazım.’ İnönü derhal Atatürk’le irtibat kuruyor. Atatürk İnönü’ye “Onlara de ki; Kürtler azınlık değil, Müslüman’dır.” Atatürk’ün ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözünün altına bir şerh koyalım, o söz ‘Ne Mutlu Müslüman’ım Diyene’ demektir. Onun için tarih boyu Türk eşittir Müslüman, Müslüman eşittir Türk. Ben bunu Batıda çok yaşadım. İnanır mısınız Alman Müslüman oluyor, ona Türk oldu diyorlar. Yani Müslüman’ın hakiki sıfatı Türkoğlu Türk olmaktır. Onun için her beraber Ne Mutlu Türküm Diyene…”

‘Millet değil sürü olursunuz’

Konuşmasında Türkiye’yi ayakta tutan temel dinamiklere vurgu yapan Prof. Dr. Haydar Baş, “Arkadaşlar eğer aile olmazsa, ordu olmazsa, devlet ve din olmazsa millet diye bir mefhum da olmaz” diye konuştu. BTP Lideri sözlerini şöyle sürdürdü: “Milleti kimler tutuyor ayakta? Aile tutuyor, ordu tutuyor, devlet ve din tutuyor. Eğer siz dinden mahrumsanız, ordudan ve devletten mahrumsanız o zaman siz millet olmaktan ziyade bir sürü haline gelirsiniz. Elinde bir düdük olan çalar sizi bir ahıra kor, oradan çıkarır bir başka düdükle başka bir ahıra kor. Bizimle tarih boyu mücadele edenlerin gayesi bizi bir ahırdan diğer ahıra koymaktır. Aile yapımızla oynadılar mı? Evet. Ordumuzla oynadılar mı? Evet. Devletimizle oynadılar mı? Evet. Dinimizle oynadılar mı? Evet. Eee daha geriye nesi kaldı bunun?”

Başbakan da diyalogcu! 

Fethullah Gülen’e diyalogcu diyen Başbakan Erdoğan’a “Sen de aynı şeyi yapmadın mı” diye soran Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: “Dinimizle diyalog yoluyla oynandı. Sayın Başbakan’a bazı ikazlarım var. Sayın Başbakanım; sen dindar bir insan olduğunu söylüyorsun ki, ben aksini söylemiyorum. Ve diyorsun ki, ‘malum cemaatin lideri Sayın Fethullah dinlerarası diyalog atına bindi, koşuşturuyor.’ Sayın Başbakan sen aynı şeyi yapmadın mı? Nereden biliyoruz? Açın ilkokul kitaplarını ‘Muhammed Resulullah’ Kelime-i Şahadet’ten çıkartıldı. Yahu Muhammed’siz bir şahadet olur mu? Muhammed’siz bir tevhid cümlesi olur mu? Böyle bir akaid oluşturdular. Peygamberin olmadığı bir İslam akaidi olur mu? Senin kitaplara koydurduğun bu akaid, Ebu Leheb’le Ebu Cehil’in akaidine benziyor. Ebu Cehil’in kavgası peygamberleydi, Allah’la bir derdi yoktu. Ebu Cehil Allah’ı kabul ediyordu, biliyor musunuz? Hatta o günün şartlarında Beytullah’a hizmet ederdi. Ebu Cehil ve Ebu Leheb her gün Kâbe’nin içini-dışını yıkarlardı. Ama Ebu Cehil de, Ebu Leheb de, Hz. Peygamberi kabul etmedikleri için Kuran’da lanetlenmiş insanlardandır. Müslüman’ı onlardan ayıran nedir? Müslüman’ı onlardan ayıran sadece tevhit akidesine insanlarımızın sahip olmasıdır. Sen kalkıyorsun Muhammedsiz bir din anlatıyorsun. Bir dinler bahçesi kuruyorlar. Dinler bahçesine gidip kurdelesini besmeleyle kesiyorsun, kilise açıyorsun. Sayın Başbakanın döneminde en az 40 bin tane kilise evi açıldı. Şimdi bu kadar şeyi yapan Sayın Başbakan’a soralım; diyalogcu mudur, değil midir? Sayın Başbakan sen bal gibi diyalogcusun. Peki, niye Sayın Fethullah Bey’e ‘sen diyalogcusun, sen şusun’ diye caka satıyor? Ben sana bunu senelerdir anlatıyorum. Senin akaidin bunlarınki gibi değil diyorum; gözünü yumdun, kulağını tıkadın, beni duymak istemiyorsun. Ondan vazgeçebilmek için, yani diyalogu inkâr edebilmek için diyaloga hak verenlerle irtibatını kesecek, İslam akaidine ‘evet’ deyip çocuklarımızın öğrendiği kitaplara onu yazacaksın.”

Cemaatle birlikte orduyu hallettiler

Yıllardır el ele olan hükümetle cemaatin sıra menfaat paylaşımına gelince kavgaya tutuştuğunu söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: “Bu arkadaşlarımızın döneminde ordu çok ciddi bir darbe aldı. Sayın Başbakan cemaatle el ele verdi ordunun üzerine yürüdü. Haymana’da toprağı kazdı küflenmiş şeyler çıkardı. Bunlar kimindir? Askerin… O askerin bu askerin. Allah’tan korkun, 6-7 sene evvel toprağın altına gömülen bir şey çürümeden çıkar mı? Böyle bir şey mümkün değildir. Bunlar kimi kandırıyorlar? Arkadaşlar Türkiye’de bunun kadar büyük tiyatro oynanmamıştır. Asker bana bir nokta değer vermedi. Ama ben o gün de asker dedim, bugün de asker diyorum. Ölene kadar da asker diyeceğim. Neden asker diyeceğim? Benim dedem Sarıkamış’ta şehit oldu, asker oğlu askerdi. Ben de askerim. Orduya bunu kim yaptı? Hükümetle cemaat el ele verdiler, böyle ambalajladılar milletin huzuruna koydular. Devlet de aynısını yaptılar. Şimdi devletle orduyu hallederken aynıydılar, hiçbir nokta, virgül ayrılmadılar, kan kardeşiydiler. Ne zaman menfaat paylaşımına sıra geldi o zaman yollar ayrıldı ve kavga başladı. Bunlar itibar etmeyin, al birini vur ötekine. Birbirlerinden farkları yok. Bu manzarayı maalesef milletimiz seyrediyor.”  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100