28 Mayıs 2004 Cuma 00:00
328 Okunma
Askerin koordinatları

Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Başbuğ, TSK'nin güncel meselelere ve tartışmalara yaklaşımını ortaya koydu. Buna göre: TSK AB sürecini desteklemeye devam ediyor, ABD Irak'ta başırılı olmalıdır, Filistin meselesinde çözümü ABD ile AB bulabilir, laiklik demokrasinin önşartıdır...

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı'nca, Harp Akademileri Komutanlığı Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye, NATO ve AB Perspektifi'nden Kriz Bölgelerinin İncelenmesi ve Türkiye'nin Güvenliğine Etkileri" konulu sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, Genelkurmay'ın dünya ve bölgemizde yaşanan gelişmelere ve Türkiye'nin bu gelişmeler karşısındaki yaklaşımına "asker bakışını" ortaya koydu. Org. Başbuğ'un konuşmasında öne çıkan ana başlıklar şöyle... TSK AB SÜRECİNİ DESTEKLEMEKTEDİR: TSK her zaman çağda~|~şlık ve ilericiliğin simgesi olmuştur. AB üyeliği de Atatürk'ün amaçladığı çağdaş uygarlık düzeyine varma doğrultusunda önemli bir toplumsal iradeyi gerçekleştirme aracıdır. AB ile ilişkilerimiz, önemli bir döneme girmiştir. Türkiye'nin önceliği, bu yıl sonunda üyelik müzakerelerinin başlatılmasına ilişkinkararın alınmasını sağlamaktır. TSK, bu süreçte ülkemizin önünü açıcı ve yapıcı katkı sağlamak amacıyla gerekli özeni göstermektedir, her kurum ve kuruluştan da aynı özenin gösterilmesini beklemektedir.

KIBRIS: Kıbrıs'ın Türkiye'nin güvenliğiyle ilişkisi, Türkiye'ye olan mesafesiyle açıklanacak kadar yüzeysel değil, daha çok Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarımızın korunmasıyla bağlantılıdır. Gelinen bu aşamadan sonra Kıbrıs sorunu, Türkiye'nin AB üyeliği perspektifi önünde bir engel olarak gösterilmemelidir.

EGE SORUNU: Türkiye'nin, Ege'deki hukuki, yaşamsal çıkarlarından taviz vermesi mümkün deildir. Her aday ülke gibi Türkiye'nin de, mevcut AB müktesebatı çerçevesinde Yunanistan ile Ege sorunlarını çözmesi, ya da çözülmeyen sorunları, arasında Uluslararası Adalet Divanı'nın da bulunduğu çözüm yollarına sunmayı kabul etmesi gerekmektedir.

FİLİSTİN: İsrail ile Filistin arasında bir çözüm sağlanmadan bölgenin istikrara kavuşması mümkün değildir. Çözüm yolunun önünü ancak ABD ile Avrupa'nın sahip olduğu müşterek değerler ile askeri, ekonomik ve politik gücün sinerjisi açabilir.

IRAK: Türkiye, Irak'a etnik yakınlık ya da dini açıdan değil, bir bütün olarak bakmaktadır. Irak'ın toprak bütünlüğü yalnızca Irak'ta değil, tüm bölgede istikrarın tesisi için en önemli yapı taşlarından biridir. Sorun, değişik beklentiler taşıyan Irak'taki bütün etnik ve inanç gruplarının hakça nasıl bir arada olacağı hususunda düğümlenmektedir.

TÜRKMENLER: Türkiye Irak'ın bir an önce barış ve istikrara kavuşmasına ve bu bağlamda nüfus içinde önemli bir orana sahip Türkmenler'in layık oldukları haklara sahip olmasının, Irak'ın geleceğine yönelik çözümlere bir denge unsuru olarak katkı sağlayacağına inanmaktadır. ABD BAŞARILI OLMALI: Türkiye, ABD ve koalisyon gücünün Irak'ta başarılı olması ve yönetimin planlandığı şekilde Iraklılar'a geçişi için her zaman destek verdi.Irak'ta oluşabilecek bir kaostan veya bir iç savaştan en çok zarar görecek ülkelerin başında Türkiye'nin olabileceği bilinci içinde olmakzorundayız. Bu nedenle Birleşmiş Milletler'in (BM) Irak'ta daha etkin bir rol oynamasının önemi açıktır. ABD TARTIŞMASIZ GÜÇ: ABD, askeri güç olarak, teknoloji, harekat yeteneği veuzak mesafelere kuvvet kaydırabilme imkanları bakımından bugün dünyadatartışmasız bir güçtür. ABD, ekonomik olarak da dünyanın önde gelen güçlerinden birisidir. Buna karşılık, Avrupa Birliği'nin toplam ekonomik gücünün ABD ile hemen hemen eşit düzeyde olduğu da bilinmektedir. ABD, Avrupa ve Japonya, dünya üretiminin 3'te 2'sini sağlamaktadır.

TRUVA FİLMİ VE TÜRKİYE: Truva, hırsın ve ihtirasın nelere yol açtığını gösteren bir hikayedir. Ülkemizin toprakları, tarih boyu hırsına ve ihtirasına gem vuramayan kişi ve ulusların yenilgilerine ev sahipliği yapmıştır. Türkiye, bu nedenle uluslararası politikalarını hırs ve ihtiras yerine dostluk, kardeşlik ve dayanışma sacayağına oturtmaya özel ve büyük önem vermektedir.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ: Büyük Ortadoğu İnisiyatifi'nin ana konuları İsrail?Filistin, Irak ve Afganistan'ın geleceğiyle ilgili gelişmelerdi. Bu inisiyatifin temelinde terörizmi yaratan sebeplerin ortadan kaldırılması ile bölgedeki enerji kaynaklarının güvenliğinin sağlanması yatıyor.

DEMOKRASİ VE LAİKLİK: Bazı çevreler nüfusunun büyük bir bölümünü Müslümanlar'ın oluşturduğu Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin daha demokratik yapıya ulaşmasıyla sorunun çözümüne katkı sağlanacağını dile getirmektedirler. Ancak, bu değişim kolaylıkla gerçekleşebilecek midir? Türkiye, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir. Nüfusunun yüzde 99'una yakın bir bölümü de Müslüman'dır. Türkiye'den hareketle, nüfusunun büyük bir bölümü Müslüman olan ülkelerin kolaylıkla demokratik bir yapıya dönüşebileceği sonucunu çıkarmak yanıltıcı olabilir. Burada unutulan veya dikkatten kaçırılan husus, laikliğin Türk demokrasisinin gelişmesinde ana itici güç oluşudur. Bu oluşumda, laikliğin Türkiye'de geçirdiği tarihsel süreç de göz ardı edilmemelidir. Laiklik sürecini yaşamayan, bu deneyime sahip olamayan ülkelerin demokratik bir yapıya kolaylıkla ulaşabileceğini söylemek, bir iddiadan ileriye geçemeyebilir. Anayasa Mahkemesi kararları, bu konuyu şöyle açıklamaktadır: 'Demokrasi, her şeyden önce laikliğe dayanır. Demokrasinin 2 önemli unsuru, özgürlük ve eşitliktir. Bu unsurların gerçekleşmesi, dini zorlamaların olmadığı laik toplumlarda mümkündür.' Görüldüğü üzere, laiklik ilkesi Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121