11 Aralık 2014 Perşembe 00:06
954 Okunma
Atatürk İslam âlimleriyle omuz omuzaydı
YENİ MESAJ / ANKARA
Gazetemizin yurt çapında organize ettiği “İslam Dünyasını Kuşatan Fitneler ve Tevhidin Merkezi Ehl-i  Beyt” paneller serisi devam ediyor.
Ülke genelinde her hafta onlarca il ve ilçede organize edilen programların bir ayağı da Ankara’nın Etimesgut ilçesi oldu. Korkut Ata Kültür Merkezini tıklım tıklım dolduran Etimesgutlular programı baştan sona kadar dikkatle takip etti. 
Toplumun her kesiminden insanları bir araya getiren organizasyonlarımız, milletimizin birlik ve beraberliğinin tesisinde önemli rol oynuyor.
Panelin oturum başkanlığını Prof. Dr. Ata Selçuk yaptı. Gazetemizin Başyazarı Muharrem Bayraktar, araştırmacı yazar Dr. Nuri Kaplan ve gazeteci yazar Murat Çabas’ın sunum yaptığı panele katılan izleyiciler, ülkemizi ve İslam dünyasını kuşatan fitnelerin ne olduğunu belgeleri ile görürken, problemlerimizin çözümünün de adresini görmüş oldular.

Mustafa Kemal dine karşı değil bilakis dindardı

Muharrem Bayraktar konuşmasında, Atatürk’ün Kurtuluş savaşında verdiği mücadelenin önemini ve bu kurtuluş mücadelesine destek veren onlarca müftü, hoca ve benzeri din adamlarından bahsetti. Bayraktar; “Mustafa Kemal, dine karşı değil bilakis dindar bir insandı. O kurtuluş savaşını din adamlarıyla omuz omuza verdi. Şapkaya muhalefetten asıldığı iddia edilen İskilipli Atıf, bu davadan beraat etmiştir. Atıf’ın asılmasının gerekçesi, millet bağımsızlık mücadelesi verirken, vatanı, namusu, inancı için can verirken, onun İngilizlerle işbirliği yapması, onların yazdırdığı fetvalarla, Atatürk ve kuvay-ı milliyecileri kafir ilan eden fetvalara imza atması, kurtuluş mücadelesi süresince aleyhte çalıştığı için ‘vatana ihanettir’ dedi.”

Aslında ihtiraslar sınırsızdır

Gazeteci Murat Çabas, Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in kurtuluş reçetesi olarak milletimize sunduğu, dünyada yüz elliden fazla ülkenin uygulamaya koyduğu, Rusya’nın kanunlaştırarak uyguladığı Milli Ekonomi Modeli’ni (MEM) anlattı. 
MEM’in tüketim eksenli bir tez olduğunun altını çizen Murat Çabas, “Prof. Dr. Haydar Baş, MEM ile ekonominin tarifini değiştirmiş, Papaz Maltus, Adam Smith gibi Hıristiyan din adamlarının ortaya koyduğu ve sermaye sahipleri için bütün insanlığı köle gibi gören kapitalizmin yaptığı kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsızdır yalanını ortadan kaldırmış, gerçek manada ekonomiyi tarif etmiş ve  ‘Ekonomi, sınırsız kaynaklarla sınırlı olan insan ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Sınırsız olan ihtiyaç değil ihtiraslardır’ diyerek bütün kavgaların sebebini de ortadan kaldırmıştır” dedi.
Çabas, MEM’in Rusya’da yaptığı devrimin de altını çizdi ve Putin’in Türkiye ziyaretinde Prof. Dr. Haydar Baş’ın modelinden bahisle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tavsiyelerde bulunduğunu hatırlattı. Kapitalizm, komünizm ve Milli Ekonomi Modelinin farklılıklarını tablo halinde izleyicilere aktaran Çabas, MEM’in veren el olduğunu, bundan hareketle insanı merkeze aldığını ve tüketimi desteklediğini belirtti. Kapitalizmde insanların bir takım sermaye sahiplerine çalıştığını, komünizmde ise devlete çalışarak yine azınlığa hizmet ettiklerini anlattı. MEM’de ise insanlar kendileri için çalışır, devlette yine milleti için çalışır” dedi.

Mezardan icazet alınmaz

Araştırmacı yazar Dr. Nuri Kaplan’ın konusu da yüzyıllardır siyasetin merkezinde yer alan, İngilizler tarafından şekillendirilmiş, bid’at ve fitne akım olarak “Nakşibendilik” idi. Nuri Kaplan’ın etkileyici sunumu ile izleyicilere aktardığı ve hepsi belgeye dayanan bilgiler son derece dikkat çekiciydi. 
“İslam’da mezardan icazet almak diye bir şey yoktur” diyen Kaplan, “Masa başında uydurulmuş, sahte, günümüz tabiriyle çakma bir silsile ile insanımızı bâtıla sürüklüyorlar. Bir kişi irşad yetkisini ancak yaşayan ve kendisi de icazetli olan birinden alabilir. Aksi halde o’nun iddiası batıldır. Peygamber (sav) Efendimiz, İmam Ali Efendimize hayatta iken bu yetkiyi vermiş ve kendinden sonra irşad ile görevlendirmiştir. İmam Ali, İmam Hasan’a, O’da İmam Hüseyin’e ve O’da kendinden sonrakilere hep bu şekilde, Allah (c.c.) ve Peygamber (sav) Efendimizin seçmesi ile bu görevi vermişlerdir.
Bu nedenle, hayatta birbirini hiç görmeyen, hatta biri vefat ettikten sonra doğan, aralarında, yüz elli yıl, iki yüz yıl gibi zaman farklılığı bulunan ve adına silsile denilen şey bâtıldır. Bu silsilenin başına Hz. Ebubekir Efendimizi koymuşlar, bu O’na da açıkça iftiradır. Çünkü O’nun böyle bir görevi yoktur, kendisi de böyle bir iddiada bulunmuş değildir” dedi. 

Ehl-i Beyt Nuh’un gemisi gibidir

Dr. Nuri Kaplan, sunumunun sonunda Mustafa Kemal Atatürk’ün nesline de değinerek şunları söyledi; “Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız, “Atatürk seyyiddir, O’nun soyu bellidir. Mustafa Kemal’e iftira atanlar, annesi hakkında insafsızca dedikodu üretenler, babasını yok sayanlar, aslında Ehl-i Beyt’e olan düşmanlıklarından dolayı bunu yapıyorlar, onların derdi Ehl-i Beyt’tir ve bunun için mücadele ediyorlar” demişti. Evet, bu gerçek bugün her yönüyle ortadadır. Araştırmacı yazar Emre Polat’ın Başbakanlık Osmanlı arşivinde ulaştığı belgeler Atatürk’ün soyunun hem anne hem baba tarafından Peygamberimize ulaştığını göstermiştir. Çözüm bellidir, Hadis-i Şerif’te Peygamber (sav) Efendimizin buyurduğu gibi, “Ehl-i Beyt Nuh’un gemisi gibidir. O’na binen kurtulur, binmeyen boğulur.” Bugün Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızla birlikte Ehl-i Beyt gemisindeyiz. Ne mutlu bizlere, ne mutlu gönlü burada atanlara” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100