01 Ekim 2014 Çarşamba 00:07
7315 Okunma
Atatürk Seyyiddir

YENİ MESAJ / İSTANBUL

‘İslam Dünyasını Kuşatan Fitneler ve Tevhid’in Merkezi Ehl-İ Beyt’ programlarının İstanbul ayağı Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yeni Mesaj gazetesi ve İcmal Gençlik Derneği tarafından düzenlenen panelin moderatörlüğünü Anayasa Profesörü Ünal Emiroğlu yaptı. Panelin ilk konuşmacısı tarihçi Emre Polat’tı. Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alan saldırıların arka planını anlatan Emre Polat, “Osmanlı arşivlerine göre Atatürk anne ve baba tarafından Seyyittir” dedi. “Atatürk sıradan bir insan değil. Atatürk’e ve onun mübarek ailesine sistematik bir şekilde küfrettiren, kindar bir nesil yetiştirenler bilinçli bir oyunun parçalarıdır” diyen Emre Polat konuşmasına şöyle devam etti: “Yıllarca Atatürk’ün annesi ve babasıyla ile ilgili alçakça iftiralarda bulunmuşlardır. Sonra bu ufku bize Prof. Dr. Haydar Baş açtı ve dedi ki; ‘Mustafa Kemal Atatürk, O’na dinsiz diyenlerin hepsinden daha dindar ve hepsinden daha Türk’tür. Atatürk Seyyit ve soyu da belli bir insandır.’ Başbakanlık Osmanlı arşivlerinde yaptığımız araştırmalar ve diğer araştırmacıların da katkılarıyla şunu gördük; Atatürk’ün öyle bir soy kütüğü var ki iddia ediyorum bu salonda öyle bir soy kütüğüne rastlayamazsınız. Neden? Çünkü Ehl-i Beyt’ten geliyor. Bunun belgeleri var ve bakın 600 yıl ötesine varacak kadar belge bulunuyor. Atatürk’e dil uzatanların tamamı 100 yıl ötelerini göremeyenlerdir. Kimdir bunlar kafasına fes takarak bir şey olduğunu zannedenler. Bir Fas atasözü der ki ‘Maymuna fes takınca maymun maymunluktan çıkmaz.’ Bizde de bir söz var, ‘Eşeğe altın semer vursan eşek yine eşektir’ diye...”

Kadir Mısıroğlu diye biri var..!

Konuşmasında Kadir Mısıroğlu’nun Atatürk hakkındaki açıklamalarına da dikkat çeken tarihçi Emre Polat şöyle devam etti: “Fes demişken aklıma geldi. Kadir Mısıroğlu diye biri var. Yıllarca Atatürk düşmanlığını pompalayan bu kişinin cevaplaması gereken sorular var. Bunların başında şu geliyor: ‘İngiliz kraliyet ailesinin kütüphanesinde bulunan Dr. Rıza Nur’un hatıratı bir kahvehanede otururken sana nasıl geldi?’ Ben İngiltere’ye gittim oradaki Milli Kütüphane’den yakın zamana ait bir belge almaya çalıştım. İnanın öyle bir prosedür uyguladılar ki vazgeçtim, almadım. Şimdi bırakın sıradan bir belgeyi, bir hatıratın mikro filmi İstanbul’da bir kahvede otururken sana nasıl geldi? Bence bunu açıklaması gerekiyor. Bu durum İngilizlerle olan hukukunun da boyutlarını gösterir. Kendisi darbe döneminde Almanya’ya kaçmıştı. Almanya’ya kaçtığında İngiliz pasaportu taşıyordu. O İngiliz pasaportunu nasıl aldığını da açıklarsa biz de onun Mustafa Kemal düşmanlığının membaını anlamak adına daha somut şeyler söyleyebiliriz. Ama bu yönüyle ciddiye almıyorum çünkü Osmanlıca belgeleri göstersem ne olduğunu bilmez, öyle bakar. Osmanlıca okumayı bilmeyen insan kalkmış tarihçi diye geçiniyor. Bizim meselemiz o değil, ondan etkilenen ve etkilenmesi muhtemel insanları kurtarabilmek. Bu milletin kurucusu ile arasına açılan uçurumu ortadan kaldırabilmek.”

İşte Atatürk’ün soyağacı !

Tarihçi yazar Emre Polat konuşmasında Atatürk’ün soyağacıyla ilgili de çarpıcı bilgiler verdi. “Atatürk’ün soyu baba tarafından 1500’lü yıllardan itibaren soyunu bulduğumuz Molla Hasan’a gidiyor” diyen Polat konuşmasında Atatürk’ün soyu ile ilgili şunları söyledi: “Molla Hasan’ın oğlu Şeyh Ahmet, Kızıl Ahmet lakabıyla da bilinir. Kızıl lakabı da Balkan coğrafyasına Ehl-i Beyt mayasını taşıyan Sarı Saltuk’un halifelerinden olan Kızıl Deli Sultan’dan geliyor. Şeyh Ahmet’in 4 tane çocuğu var. Bunlar Şeyh Yakup (Mevlevi şeyhi), Şeyh Mehmet Ali (Mevlevi şeyhi), Şeyh Ali Rıza (Halveti şeyhi) ve Şeyh İbrahim Ethem (Mevlevi şeyhi). Şimdi Şeyh İbrahim Ethem’in çocuklarını sayıyorum; ‘Emine molla, Fatma molla, Şeyh Mehmet Emin, Ali, Mahmut ve Ali Rıza.’ Bu Ali Rıza, Mustafa Kemal Atatük’ün babası olan Ali Rıza’dır. Geliyoruz Atatürk’ün anne tarafına. Ulaşılabilen en eski dedesi Ali. O’nun oğlu Mehmet. Mehmet’in 4 çocuğu var. Bunlar Abdullah, Mehmet Sait, Ali Rıza ve Feyzullah. Bu Feyzullah kim biliyor musunuz? Bu Eş şeyh Es Seyyit Şeyhülislam Feyzullah Efendi. Yani Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın büyükdedesi. O bir Osmanlı şeyhülislamıdır. O da şeyh ve Seyyit. Devam ediyoruz. Mehmet efendinin çocukları İbrahim Yorgani. Onun çocukları Feyzullah, Mustafa, Hasan ve Zübeyde ve başka bir şey. Atatürk’ün anne ve baba sülaleleri üste bir yerde birleşiyor. Detayları var, hepsinin belgesi var.”

Nakibüleşraflık ve Atatürk’le bağlantısı nedir?

Tarihçi Emre Polat konuşmasında Seyyit ve Şeriflerle ilgili çok az bilinen bir noktaya da dikkat çekti. Atatürk’ün ailesinin Nakibüleşraf olduğunu ifade eden Polat şu dikkat çekici bilgileri verdi: “Osmanlı’da 1494 yılında 2. Bayazıt tarafından kurulan Nakibüleşraflık müessesi var. Nedir bu? Peygamber Efendimizin soyundan gelen Seyyit ve Şeriflerin işleriyle ilgilenen bir müessese. Nakibüleşraf kaymakamları Seyyitler arasından seçilirdi. Atatürk’ün anne tarafından sülalesi Selanik’teki Nakibüleşraf kaymakamlarıdır. Osmanlı’da Nakibüleşraf kaymakamı olmak için tek şart var o da Seyyitliktir. Bu kadarı Atatürk düşmanları için yeterlidir. Şunu bilin, iki kere iki dört ederden daha net bir şekilde, Atatürk ve ailesi Seyyittir. Şimdi anladınız mı Atatürk’ün ismini, resmini gördüklerinde neden bu İnsanların tüyleri diken diken oluyor! İşte anladınız mı, Prof. Dr. Haydar Baş haykırarak Atatürk Seyyittir diyor! Bu insanların derdi aslında Ehl-i Beyt ile. Özetle İslam dünyasını kuşatan fitneleri bilmeniz açısından size çok kolay bir yöntem öğreteyim. Eğer bir kişi veya grup Ehl-i Beyt’e düşman ise o İslam dünyasındaki en büyük fitne hareketidir. Bugün Türkiye’de İslam’ı kendi tekellerinde gören sarıklı cübbeliler Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini duyduklarında da irkiliyorlar, Haydar Baş Bey’in ismini duyduklarında da irkiliyorlar. Çok şükür. Bu çok güzel bir şey. Haydar Baş onların yüzyıllardır kurdukları düzene çomak soktu, fincancı katırlarını ürküttü, artık onların düzeni bitti. İslam’ı İslam’ın gerçek temsilcileri temsil edecek, Ehl-i Beyt’e sahip çıkacak, Ehl-i Beyt’in mahzunluğu son bulacak.”

Mü’mini mü’mine kırdırıyorlar!

İslam Dünyasını Kuşatan Fitneler Ve Tevhid’in Merkezi Ehl-İ Beyt panelinin konuşmacılarından biri de Araştırmacı-Yazar Selim Kotil’di. Konuşmasında İslam dünyasının içinde bulunduğu duruma dikkat çeken Kotil şöyle konuştu: “Ümmeti öyle bir bölmüşler ki bugün bölünen ve parçalanan İslam dünyasının bütün kaynaklarına Haçlı dünyası tasallut etmiş durumda. Mü’mini mü’mine kırdırıyorlar. Bilesiniz ki bu Deccal fitnesidir. Mü’minin canını, namusunu, malını elinden alıyorlar. Bu fitneleri ortadan kaldırmak, bu istilaya dur demek için Alevisi, Sünnisi, Caferisi hepimiz bir ve beraber olmak zorundayız. Ehl-i Beyt’in sevgisi etrafında, onun merkezinde bir ve beraber olmak zorundayız. Allah’a hamdolsun ki bugün mü’min komşularımızla bizi savaştırmak isteyenlerin oyunlarını Prof. Dr. Haydar Baş bozmuştur. Sevgili dostlar “komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisi şerifi var. Biz bırakın onlar açken tok yatmayı, biz komşumuzun boğazının kesilmesine, kanının akıtılmasına sebep oluyoruz. Dolayısıyla bu fitnenin son bulması için hep beraber Ehl-i Beyt’in şahsında bir ve beraber olacağız.”

“Tekrar Yemen türküsü söylemek istemiyoruz”

Yeni Mesaj Gazetesi Başyazarı Muharrem Bayraktar da İslam Dünyasını Kuşatan Fitneler ve Tevhid’in Merkezi Ehl-i Beyt panelinin konuşmacıları arasındaydı. Bayraktar hükümetin Suriye’ye yönelik kara harekâtı hazırlığı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar şöyle konuştu: “‘Biz Suriye’de ABD’ye her türlü desteği vermeye hazırız’ diyorlar. Nedir bu destek? Türk askerini oraya sokacaklar. ABD’nin dümen suyundan bir türlü çıkmıyorlar, çıkamıyorlar. Niye? Egemen değiller, milli değiller, bağımsız değiller! Biz Yemen türküleri söylediğimiz o acı dönemde Ortadoğu’nun bataklık olduğu anlatan kitapları, o tarihi belgeleri okuduk. Orada neler olduğunu, o coğrafyanın elimizden nasıl çıktığını çok iyi biliyoruz. Derdimiz bir daha o kanlı coğrafyaya girmemek içindir, çünkü girersek oradan gelecek tabut sayısını biz bilemeyiz. Haa siyasetçilerimiz “Edirnekapı şehitliği var, gelecek tabutları oraya doldurabiliriz” diyebilirler ama ben de onlara buradan şöyle sesleniyorum; Edirnekapı’daki o şehitliğin tabutlarla dolması sizin evlerinizin ağzına kadar parayla dolmasına benzemez. Bunu bilin ve hesaplarınızı buna göre yapın. Bu millet bunun hesabını sorar. Okuyun tarihinizi. Balkan coğrafyasının elimizden çıkmasının 101. yıldönümündeyiz. Okuyun Balkanlar elimizden nasıl çıkmış, okuyun Ortadoğu elimizden nasıl çıkmış, okuyun Osmanlı Almanların dümen suyuna girerek topraklarımızı nasıl kaybetti? Okuyun ve en son gelin değerli hocamız Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli ve Dini Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler kitabını okuyun ve sonra tevbe istiğfar edin ve de bu vatanı ve milleti sevenlerin yoluna gelin...”  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121