11 Kasım 2003 Salı 00:00
231 Okunma
?Atatürk'ler ve ?Kemalizm'ler
Milliyet yazarı Taha Akyol, farklı kesimlerin farklı bir Atatürk ve Kemalizm anlayışı olduğunu, örnekler verreek açıklıyor. Yazıdan kesitler...

"Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye'nin AB üyesi olması gerektiğini anlatırken, "Atatürk'ün gösterdiği çağdaşlaşma hedefi açısından AB, jeopolitik ve jeostratejik zorunluluktur..." diyor.

'Sağ Kemalist' Altemur Kılıç'a göre:

"AB'ciler Atatürk'e ihanet ediyor!"

Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Erol Manisalı, Vural Savaş gibi "Sol Kemalistler"e göre, NATO emperyalistti, Avrupa Birliği süreci "yeni Sevr"dir. Türkiye'nin yeri "mazlum milletler"in yanı olmalıdır.

Kemalizmin sol yorumunu benimseyen Cumhurbaşkanı Sezer, hem AB yanlısıdır, hem "gerçekleştirdiği savaşımı tüm ezilmiş ulusların davası olarak gören Yüce Atatürk" vurgusu yapmaktadır.

Hangisi doğru?..

Prof. Baskın Oran, Mustafa Kemal'in "mazlum milletler, ezilmiş uluslar" söylemini İstiklal Savaşı sırasında Doğu dünyasından (İslam ve Sovyetler) yardım almak için ve onlarl~|~a konuşurken kullandığını, zaferden sonra kullanmadığını belirtir: "Atatürk'ün gerçek politikasının Batı yönünde olduğu kuşku götürmez." (Türk Dış Politikası, cilt 1, sf. 251)

Oran'a göre, Atatürk İngiltere ile ittifak yapmak istemiş, ömrü yetmediği için, bu ittifak andlaşmasını 1939'da İnönü imzalamıştır.

Attila İlhan'a göre ise, bu antlaşma İnönü'nün "dönekliği"dir, halt etmesidir! (Cumhuriyet, 7 Temmuz 2003)

Milli kültür konusundaki yazılarını ve edebi eserlerini hayranlıkla okuduğum Kemalist Attila İlhan, Sultan Galiyevci bir 'idol' yaratmak saikiyle olsa gerek, hiç "Atatürk" demiyor, daima "Gazi" diyor.

Hangisi doğru?.. Hele de "milli irade, ekonomi, laiklik, bilim, din, demokrasi" gibi daha soyut ve karmaşık kavramları hangi "Atatürkçülük"le tarif edeceğiz?

'ATATÜRKÇÜ' Prof. Suna Kili, "Kemalizm ideolojisinin Atatürk'ün sağlığında yeterince sistematize edilmemesinin bugünkü karışıklığa katkıda bulunduğunu" belirtiyor. (İletişim, Kemalizm, sf. 183)

Tek Parti'nin bilinen şartlarında "sistemleştirme" faaliyeti yapılamazdı; yapılsaydı da bugünkü 'karışıklık' yine olurdu. Çünkü "sistemleştirme" 1930'ların verileriyle ve kafasıyla yapılacaktı, günümüze uyarlamada yine sağ, sol, liberal, otoriter, demokrat vs. zihinler farklı Atatürk'ler resmedecekti!

Yekta Güngör'ün "Atatürk yaşasaydı ne düşünürdü?" ölçütü de ciddiye alınamaz. Atatürk 1938'de maalesef ölmeyip de İnönü gibi yaşasaydı, çok değişmiş şartlarda ne yapardı? Kimse bilemez! Herkes yine kendi yönüne göre tarihteki Atatürk'ten bir vecizenin 'nakilciliği'ni yapar; AB'nin hem lehinde, hem aleyhinde mesela...

Biz "İkinci Adam"ın tecrübelerini "tarihi veri" olarak inceleyebiliriz. Ama Çetin Yetkin gibi 'mutekit' (inançlı) Kemalistler İnönü'ye de "karşı devrimci" diyorlar!

Sorun Atatürk'ten sonra dünyanın çok, ama çok değişmiş olmasından kaynaklanıyor. Biz kendi çağımızın verileriyle ve kendi aklımızla düşünüp bunları tarihteki Atatürk'e yapıştırınca türlü çeşitli Atatürk'ler, Kemalizmler resmediyoruz. Bu kaçınılmazdır.

Ama herkes kabul eder ki, o Milli Mücadele lideri ve modern Türkiye'nin kurucusu idi. Buna göre de, Atatürk'ü "vatanseverlik" ve "muasır medeniyetçilik" değerlerinin simgesi olarak anlamalıyız. Ancak böyle çok geniş bir anlayış birleştirici olabilir.

Tarihsel Atatürk'e getirilen bir yorum türünü bugün milleti kamplara bölecek şekilde 'vazetmek' onun asli işlevine de aykırıdır."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100